Sağlık hizmetleri sunumunda elde edilen tıbbi veriler, özel nitelikli kişisel veri statüsünde olup üst düzey hukuki korumaya tabidir. Anayasa ve yasal güvence altındaki bu veriler, hastanın özel hayatının gizliliği ve kişiliğini serbestçe geliştirme hakkının temel bir parçası olarak hukuki güvence altına alınmıştır.
Kişisel verilerin korunması, uluslararası metinlerde ve 6698 sayılı KVKK'da bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan evrensel ilkelere dayanır. Bu makalede, uluslararası hukukun veri koruma rejimine etkileri ve Türk hukukunda benimsenen temel veri işleme ilkeleri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Engelli bireylerin çalışma hakkı, temel bir insan hakkı olup ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence altına alınmıştır. Bu hakkın etkin kullanımı, istihdamda her türlü ayrımcılığın önlenmesi ve işyerlerinde makul uyumlaştırma tedbirlerinin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Ayrımcılık yasağı, sosyal hukuk devletinin en önemli gereklerindendir.
İş hukukunda eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı, işveren ile işçi arasındaki ilişkinin temel hukuki güvencesidir. Bu makalede, eşitlik ilkesinin kavramsal çerçevesi, şekli ve maddi eşitlik türleri ile doğrudan, dolaylı ve pozitif ayrımcılık kavramları hukuki bir perspektifle ve mevzuat ışığında uzman bir yaklaşımla detaylıca incelenmektedir.
Türk iş hukukunda grev hakkının kavramsal temelleri, tarihsel gelişimi, uluslararası hukuk standartları ve unsurları kapsamlı bir biçimde incelenmektedir. İşçilerin anayasal güvence altındaki bu kolektif hakkının yasal grev şartları ve türleri bağlamında hukuki boyutları değerlendirilmektedir.
Kurumsal hesap verebilirliğin temeli olan ihbar ve ifşa hakkı, yolsuzlukla mücadelede uluslararası sözleşmeler, Avrupa Birliği yönergeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile sıkı bir koruma kalkanına alınmış; ifade özgürlüğü bağlamında işçilerin misillemelere karşı güvence altına alınması evrensel bir zorunluluk haline gelmiştir.
Çalışma hakkı ve hürriyeti, bireylerin maddi ve manevi gelişimlerini tamamlamaları, onurlu bir yaşam sürmeleri için vazgeçilmez temel hakların başında gelir. Bu makalede, söz konusu hak ve hürriyetin uluslararası sözleşmeler, ILO belgeleri ile Türk anayasa tarihindeki gelişimi uzman bir iş hukuku perspektifiyle incelenmektedir.
Ulaşılamama hakkı, dijitalleşen çalışma hayatında işçi ve işveren dengesini sağlayan temel bir hukuki kavramdır. Bu makalede, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin ulusal mevzuatları ile Türk iş hukuku ve kamu personeli hukuku kapsamında ulaşılamama hakkının yasal dayanakları, mevcut hukuki durumu ve yargı kararları incelenmektedir.
İşyerinde psikolojik tacize karşı yürütülen hukuki mücadele, ulusal kanunlar, uluslararası sözleşmeler ve idari kurumlar çerçevesinde şekillenmektedir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ise mağdurlara adalet arayışında güçlü bir hukuki zemin sunarak uyuşmazlıklardaki yasal sorumlulukları netleştirmektedir.
İnternete erişimin engellenmesi, siber güvenliğin sağlanması ve suçla mücadele amacıyla uygulanan ihtiyati bir tedbirdir. Ancak bu durum, anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü ile ulusal güvenlik kaygıları arasında hassas bir denge kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Demokratik toplumlarda bu dengenin nasıl sağlanacağı tartışılmaktadır.