Anasayfa Makale Sağlıkta Özel Nitelikli Kişisel Veriler ve...

Makale

Sağlık hizmetleri sunumunda elde edilen tıbbi veriler, özel nitelikli kişisel veri statüsünde olup üst düzey hukuki korumaya tabidir. Anayasa ve yasal güvence altındaki bu veriler, hastanın özel hayatının gizliliği ve kişiliğini serbestçe geliştirme hakkının temel bir parçası olarak hukuki güvence altına alınmıştır.

Sağlıkta Özel Nitelikli Kişisel Veriler ve Hastaların Korunma Hakları

Sağlık hizmeti sunumunda hastaların en temel haklarından biri olan özel hayatın gizliliğine saygı hakkı, kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğü ile doğrudan bağlantılıdır. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, kişilerin sağlık durumlarına ilişkin verilerin kaydedilmesi ve işlenmesi oldukça kolaylaşmıştır. Bu durum, bireylerin mahremiyetini koruma ihtiyacını her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Avrupa Konseyi sözleşmeleri, Anayasa'nın 20. maddesi ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Sağlık hizmetleri sırasında elde edilen bilgiler ise öğrenildiğinde kişinin ayrımcılığa uğramasına veya mağduriyetine yol açabilecek nitelikte olduğundan özel nitelikli kişisel veri statüsündedir. Bu verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, hastaların telafisi güç zararlara uğramasına neden olabileceği için kanun koyucu tarafından sıkı denetim ve koruma mekanizmaları öngörülmüştür.

Özel Nitelikli Kişisel Veri Kavramı ve Sağlık Verilerinin Kapsamı

Kişisel veriler içerisinde bazı veriler, kişilerin temel hak ve özgürlükleri ile olan yakın ilişkileri nedeniyle daha özel bir korumaya tabi tutulmuştur. KVKK kapsamında, kişilerin ırksal kökeni, siyasi düşüncesi, dini inançları, kılık ve kıyafeti, genetik ve biyometrik verileri ile sağlık ve cinsel hayatına ilişkin bilgileri açıkça özel nitelikli (hassas) veri olarak sınıflandırılmıştır. Hastanın teşhis, tedavi veya nüfus planlaması gibi süreçlerinde hekimle paylaştığı her türlü tıbbi öykü, hastalık seyri, yazılan reçeteler, psikolojik değerlendirmeler ve hatta hastaya ait ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflar dahi tıbbi veri kapsamındadır. Hukuki açıdan, bireyin rızası olmaksızın veya kanunda öngörülen meşru bir neden bulunmaksızın bu bilgilerin işlenmesi mutlak surette yasaklanmıştır. Bu veriler yalnızca kişinin kimliğini belirgin kılmakla kalmaz, aynı zamanda toplum içinde damgalanma veya ekonomik olarak dezavantajlı duruma düşme riskini de beraberinde getirir.

Hastaların Kişisel Verilerinin Korunmasını İsteme Hakkı

Anayasa'nın 20. maddesine eklenen fıkra ile herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı anayasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. Bu hak, bireylerin kendi kişisel verileri üzerinde tasarrufta bulunabilme yetkisini içerir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, bilgilerin geleceğini belirleme hakkı, kişinin insan onurunun ve kişiliğini serbestçe geliştirmesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Hastalar, kendi sağlık verilerinin kimler tarafından, ne amaçla ve ne kadar süreyle kullanılacağını bilme, yanlışlık varsa düzeltilmesini talep etme ve kanuni şartlar oluştuğunda bu verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkına sahiptir. Bireyin sağlık hizmeti alırken sunduğu verilerin kendi kontrolü dışında paylaşılmasını engelleme yetkisi, özel hayata saygı hakkının pozitif bir yükümlülüğü olarak devlete de önemli sorumluluklar yüklemektedir.

Dijitalleşme Sürecinde AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma Hakkı ve Uluslararası Düzenlemeler

Gelişen teknoloji ve dijitalleşme ile birlikte, sağlık kurumları tarafından merkezi sistemlerde kaydedilen tıbbi verilere ulaşım oldukça kolaylaşmıştır. Bu durum, bireylerin geçmişteki tıbbi verilerinin sürekli olarak karşılarına çıkmasını önlemek amacıyla AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">unutulma hakkı kavramını hukuki bir zorunluluk haline getirmiştir. Dijital hafızada yer alan ve artık paylaşılmasında kamu yararı veya güncellik bulunmayan kişisel sağlık verilerinin, veri sahibinin talebi üzerine geri dönüşümsüz olarak ortadan kaldırılması, kişinin geçmişi üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmesi için elzemdir. Uluslararası hukukta da bu hak desteklenmektedir. Özellikle Biyotıp Sözleşmesi ve Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi gibi temel metinlerde, hastaların kendi sağlığıyla ilgili tüm bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını bekleme hakkı olduğu net bir şekilde ifade edilmiştir. Hastaların ölümünden sonra dahi bu bilgilerin gizliliğinin korunması, uluslararası hasta hakları standartlarının vazgeçilmez bir prensibidir.

Tıbbi Verilerin İşlenmesinde Etik ve Hukuki Sınırlar

Sağlık hizmeti sunumunda hastaların rızası ve veri işleme süreçleri belirli kurallara bağlanmıştır. Hastaların kişisel ve tıbbi verilerinin işlenmesi aşamasında şu hukuki ve etik sınırlar dikkate alınmalıdır:

  • Aydınlatılmış Açık Rıza: Daha güçlü bir koruma gerektiren özel nitelikli verilerin işlenebilmesi için, hastanın aktif bir davranışla seçim yaparak açık rızasını (onamını) sunması şarttır.
  • Fiili İmkânsızlık Hali: Rızasını açıklayamayacak durumda olan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişilerin, hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu tıbbi hallerde varsayılan rıza kapsamında işlem yapılabilir.
  • Verilerin Alenileştirilmesi: Veri sahibinin söz konusu bilgiyi bizzat bilerek ve isteyerek alenileştirmiş olması durumunda da belirli sınırlar çerçevesinde hukuka uygunluk doğar.
  • Uzaktan Sağlık Hizmetleri: Tele-tıp gibi dijital uygulamalarda, hastanın ses ve görüntüsünün kaydedilmesi mutlak surette açık rızaya tabi olup, izinsiz hiçbir kayıt hukuka uygun kabul edilemez.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: