Anasayfa Makale Mukayeseli Hukuk ve Türk Hukukunda Ulaşılamama...

Makale

Ulaşılamama hakkı, dijitalleşen çalışma hayatında işçi ve işveren dengesini sağlayan temel bir hukuki kavramdır. Bu makalede, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin ulusal mevzuatları ile Türk iş hukuku ve kamu personeli hukuku kapsamında ulaşılamama hakkının yasal dayanakları, mevcut hukuki durumu ve yargı kararları incelenmektedir.

Mukayeseli Hukuk ve Türk Hukukunda Ulaşılamama Hakkı

Bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve özellikle pandemi sonrasında uzaktan çalışma pratiklerinin yaygınlaşması, çalışanların mesai saatleri dışında da işverenin erişimine açık hale gelmesine yol açmıştır. Bu durum, çalışanların özel yaşamın gizliliği ve dinlenme hakkı gibi en temel anayasal haklarını tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. İşverenlerin yönetim hakkı ile işçiyi gözetme borcu arasındaki hassas dengenin korunabilmesi adına hukuki bir zemine ihtiyaç duyulmuş ve ulaşılamama hakkı kavramı ulusal hukuk sistemlerinde tartışılmaya başlanmıştır. Hukuk büromuzun uzmanlık alanı olan bilişim hukuku ve iş hukuku kesişiminde yer alan bu hak, bazı Avrupa ülkelerinde spesifik kanuni düzenlemelere kavuşmuşken, bazı ülkelerde ve Türk hukukunda mevcut mevzuatın işçi lehine yorumlanması ve emsal yargı kararları ile şekillenmektedir. Aşağıda, konunun mukayeseli hukuk boyutu ve Türk hukuku dinamikleri detaylıca analiz edilmektedir.

Mukayeseli Hukukta Ulaşılamama Hakkına Yönelik Kanuni Düzenlemeler

Mukayeseli hukuk incelendiğinde, ulaşılamama hakkına ilişkin ilk somut yasal düzenlemenin Fransa tarafından yapıldığı görülmektedir. İki bin on yedi yılında yürürlüğe giren Fransız İş Kanunu reformu ile elliden fazla çalışanı olan işletmelere, işçilerin dijital araçlardan bağlantıyı kesme koşullarını müzakere etme zorunluluğu getirilmiştir. Fransa'yı takiben İtalya, "akıllı çalışma" rejimini düzenleyen kanun ile bu hakkı yasal bir zemine oturtmuş ve taraflar arasında yazılı anlaşma yapılmasını şart koşmuştur. İspanya ise Kişisel Verilerin Korunması ve Dijital Hakların Korunmasına İlişkin Kanun kapsamında, kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanlara yasal dinlenme sürelerinde teknolojik araçlardan uzak kalma güvencesi tanımıştır. İspanyol kanun koyucusu, işverenlere bu hakkın kullanımına dair bir eylem planı oluşturma yükümlülüğü getirerek daha net ve kapsamlı bir hukuki koruma kalkanı oluşturmuştur.

Spesifik Kanunu Bulunmayan Ancak Fiilen Uygulayan Ülkeler

Bazı Avrupa ülkelerinde ise ulaşılamama hakkını ismen düzenleyen bir kanun bulunmamasına rağmen, mevcut iş hukuku normları üzerinden etkili bir koruma sağlanmaktadır. Almanya örneğinde, Çalışma Süreleri Kanunu'nun öngördüğü günlük kesintisiz on bir saatlik dinlenme süresi emredici nitelikte olup, işverenlerin bu süreyi ihlal edecek şekilde iletişim kurmasını engellemektedir. Alman hukuku, katı yasal sınırlamalar yerine şirketlerin kendi iç işleyişlerinde uyguladıkları "öz düzenleme modeli" ile fiili bir koruma mekanizması yaratmıştır. Benzer şekilde İrlanda, ilgili Çalışma Sürelerinin Düzenlenmesi Kanunu'nu temel alarak bağlayıcı olmayan bir "Uygulama Kuralları" rehberi yayımlamıştır. İrlanda İş Mahkemesi'nin, sözleşme saatleri dışında elektronik posta gönderilmesi sebebiyle bir çalışana tazminat ödenmesine hükmettiği emsal karar, doğrudan kanuni bir tanım olmasa dahi bu hakkın yargısal yollarla güçlü bir biçimde yaptırıma bağlandığını açıkça ortaya koymaktadır.

Türk Hukukunda Ulaşılamama Hakkı ve Mevzuat Altyapısı

Türk hukukunda doğrudan "ulaşılamama hakkı" adı altında spesifik bir yasal düzenleme henüz mevcut değildir. Ancak, mevcut hukuki çerçevenin bu hakkın kullanımına temel teşkil ettiği görülmektedir. Bin dokuz yüz seksen iki Anayasası'nın ellinci maddesinde güvence altına alınan dinlenme hakkı ve yirminci maddesindeki özel hayatın gizliliği ilkeleri, bu hakkın anayasal dayanağını oluşturur. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca işverenin işçinin kişiliğini koruma ve saygı gösterme borcu, mesai saatleri dışında işçinin teknolojik yollarla rahatsız edilmemesini de kapsamaktadır. İş Kanunu ve ilgili Çalışma Süreleri Yönetmeliği'nde belirlenen azami çalışma süreleri ile Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'ndeki iletişimin yöntem ve zaman aralığının taraflarca belirleneceği hükmü, ulaşılamama hakkının dolaylı da olsa hukuki güvence altına alındığını göstermektedir.

Türk Mevzuatında Ulaşılamama Hakkının Hukuki Dayanakları

İşçilerin ve kamu personelinin mesai saatleri dışında işle bağlantısını kesebilmesi, Türk mevzuatında çeşitli temel kanunların birbiriyle entegre şekilde yorumlanmasıyla mümkün olmaktadır. İşverenlerin, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkları suiistimal etmemesi ve çalışanların ruhsal, fiziksel sağlıklarını tehlikeye atmaması yasal bir zorunluluktur. Mevcut Türk hukuk sistemi incelendiğinde, bu hakkın ihlali durumunda iddia edilebilecek hukuki normlar şunlardır:

  • Anayasa Madde 20 ve 50: Bireylerin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile her çalışanın vazgeçilmez dinlenme hakkı.
  • TBK Madde 417: İşverenin, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini, psikolojik ve fiziksel bütünlüğünü koruma ve dürüstlük kuralına uygun bir düzen sağlama yükümlülüğü.
  • İş Kanunu Madde 63 ve 66: Haftalık azami çalışma süresinin sınırlandırılması ve işçinin çalıştırılmaksızın çıkacak işi bekleyerek geçirdiği sürelerin çalışma süresinden sayılması kuralı.
  • Uzaktan Çalışma Yönetmeliği: Uzaktan çalışmada işin yapılacağı zaman aralığı ile iletişimin yöntemi ve saatlerinin önceden belirlenmesi şartı.

Türk Yargı Kararlarında Ulaşılamama Hakkı ve Teknolojik Denetim

Uygulamada, işçi ve kamu görevlilerinin mesai saatleri dışındaki iletişim baskısına karşı korunması, yüksek mahkeme içtihatları ile şekillenmektedir. Anayasa Mahkemesi (AYM), işveren tarafından çalışanların kurumsal e-posta veya WhatsApp yazışmalarının incelenmesi suretiyle iş akdinin feshedilmesini, özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetinin ihlali olarak değerlendirmiştir. Yargıtay uygulamalarında ise, işçinin serbestçe zaman geçirmesini engelleyen ve sürekli hazır bulunmasını gerektiren icap nöbetleri gibi durumların çalışma süresi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde emsal teşkil eden kararlar bulunmaktadır. Devlet Memurları Kanunu'na tabi kamu görevlileri açısından da Danıştay, idarenin kamu hizmetinin sürekliliği ilkesini öne sürerek dinlenme haklarını ihlal eden idari işlemleri irdelemiştir. Bu kararlar, spesifik bir yasa olmasa bile, iş sözleşmelerinde dijital iletişime dair sınırların açıkça çizilmesi gerektiğini ve ulaşılamama hakkının fiilen Türk yargı sisteminde korunabilir olduğunu göstermektedir.

5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: