İşyerinde psikolojik şiddet iddialarının hukuki analizinde, mağdurların demografik özellikleri büyük önem taşır. Cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum ve mesleki kıdem gibi değişkenler, davalardaki ispat süreçlerini, işverenin eşit işlem borcuna aykırılıklarını ve tazminat taleplerinin hukuki zeminini doğrudan şekillendirmektedir.
İşyerinde uygulanan sistematik psikolojik şiddet olarak tanımlanan mobbing, hem çalışanlar hem de kurumlar için yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Bu makale, mobbingin temel yapısını, ortaya çıkış aşamalarını ve işverenin bu psikolojik tacizi önleme konusundaki hukuki yükümlülüklerini uzman bir hukuki perspektifle detaylıca incelemektedir.
İşyerinde psikolojik taciz (mobbing), çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını tehdit eden, uluslararası hukukta insan onuru ve adil çalışma hakkı ihlali olarak kabul edilen sistematik bir olgudur. Bu makalede, mobbingin kavramsal sınırları, belirleyici unsurları ve uluslararası belgeler ile mukayeseli hukuk çerçevesindeki yeri incelenmektedir.
İşyerinde psikolojik taciz iddialarına yönelik Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) nezdinde yürütülen başvuru, ön inceleme ve esas inceleme prosedürleri; uzlaştırma mekanizmaları, bilgi talep yetkileri ve yargı yolu ile ilişkiler bağlamında hukuki bir perspektifle ve uygulamadaki güncel gelişmeler ışığında ele alınmaktadır.
Türk hukukunda mobbing özel bir kanunla düzenlenmemiştir; ancak İş Kanunu ve Borçlar Kanunu kapsamında ele alınır. İşverenin işçiyi gözetme, eşit davranma ve yönetim hakkını dürüstlükle kullanma borcu mobbingin hukuki sınırlarını çizer. İşçinin ise sadakat ve iş görme borçları bu süreçten doğrudan etkilenmektedir.
[Günümüzde işgücü piyasalarını derinden sarsan algoritmik yönetim sistemleri, işçi hakları bağlamında daha önce eşi benzeri görülmemiş ihlallere zemin hazırlamaktadır. Bu makale, yapay zekanın işyeri denetiminden ücret belirlemeye kadar uzanan kontrol mekanizmalarının iş hukuku perspektifinden yarattığı çok boyutlu sorunları incelemektedir.]
[İş hukukunda cinsiyet ayrımcılığı, ulusal mevzuatımız ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle kesin olarak yasaklanmıştır. Anayasa, İş Kanunu, TİHEKK ve CEDAW gibi belgeler, çalışma hayatında eşitliğin sağlanmasını emreder.
Engelli bireylerin çalışma hakkı, temel bir insan hakkı olup ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence altına alınmıştır. Bu hakkın etkin kullanımı, istihdamda her türlü ayrımcılığın önlenmesi ve işyerlerinde makul uyumlaştırma tedbirlerinin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Ayrımcılık yasağı, sosyal hukuk devletinin en önemli gereklerindendir.
[İş ilişkisinin sona erdirilmesi aşamasında işverenin eşit davranma borcunu ihlal etmesi, fesih hakkının kötüye kullanılması anlamına gelir. Bu ihlallerin yargılama sürecindeki ispat yükü, işçiyi koruyacak şekilde özel kurallara bağlanmıştır. Ayrımcılık yasağının ihlali, ayrımcılık tazminatı başta olmak üzere ağır yaptırımlar doğurur.]
İş hukukunda göçmen işçilerin eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, sendikal hakları ve iş sağlığı güvenliği kapsamındaki durumu incelenmektedir. Göçmenlerin çalışma yaşamındaki temel hakları ulusal ve uluslararası mevzuat ışığında değerlendirilerek, işverenin eşit davranma ve gözetme borçları ile hukuki yaptırımlar detaylandırılmaktadır.