Anasayfa/ Makale/ Mobbingin Kavramsal Çerçevesi ve Uluslararası Hukuk

Mobbingin Kavramsal Çerçevesi ve Uluslararası Hukuk

İşyerinde psikolojik taciz (mobbing), çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını tehdit eden, uluslararası hukukta insan onuru ve adil çalışma hakkı ihlali olarak kabul edilen sistematik bir olgudur. Bu makalede, mobbingin kavramsal sınırları, belirleyici unsurları ve uluslararası belgeler ile mukayeseli hukuk çerçevesindeki yeri incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hayatı, bireylerin yalnızca ekonomik gereksinimlerini karşıladıkları bir alan değil, aynı zamanda sosyal kimliklerini inşa ettikleri ve ruhsal sağlıklarını korudukları bir ortamdır. Ancak çalışma yaşamında sıklıkla karşılaşılan ve literatürde işyerinde psikolojik taciz (mobbing) olarak adlandırılan eylemler, bireyin mesleki ve psikolojik bütünlüğünü ciddi şekilde zedelemektedir. Mobbing, bir veya birden fazla çalışanın, diğer çalışanlara veya astlarına veyahut üstlerine yönelik sistematik ve kasıtlı olarak aşağılama, dışlama ve yıldırma amacı taşıyan kötücül davranışlar bütünüdür. Yalnızca mağdurun kişilik haklarını ihlal etmekle kalmayan bu durum, işyeri verimliliğini düşürerek kurumsal düzeni de bozmaktadır. Hukuki açıdan bir davranışın mobbing olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir araya gelmesi şarttır. Küresel düzeyde artan farkındalık neticesinde, bu olgu uluslararası hukuk metinlerinde ve çeşitli ülkelerin yerel mevzuatlarında insan onuruna yakışır çalışma hakkı ekseninde özel olarak düzenlenmeye başlanmıştır. Hukuk büromuz, iş ilişkisinin doğasından kaynaklanan bu tür ihlallerin kavramsal sınırlarını ve yasal çerçevesini titizlikle analiz etmektedir.

Mobbing Kavramının Ortaya Çıkışı ve Temel Unsurları

Endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından çalışma hayatına uyarlanan mobbing kavramı, bir çalışana yönelik olarak düşmanca ve etik dışı iletişim yöntemleriyle, sistematik bir biçimde ve sürekli olarak gerçekleştirilen psikolojik terör anlamını taşımaktadır. Bir olumsuz davranışın hukuken mobbing olarak kabul edilebilmesi için anlık veya münferit bir kabalık ya da olağan bir işyeri çatışması olmaması gerekir. Bu noktada, eylemlerin süreklilik göstermesi ve belirli bir amaca matuf olması (örneğin mağduru işten uzaklaştırma, yıldırma veya pasifize etme) temel unsurlardır. Leymann'a göre bu eylemler asgari olarak altı ay boyunca ve en az haftada bir kez tekrarlanmalıdır. Ayrıca, kasıt unsuru mobbingin en belirleyici özelliklerinden biridir; fail, mağdura zarar verme kastıyla hareket etmektedir. Hukuki bağlamda mobbing, fiziksel şiddetten ziyade, mağdurun mesleki itibarını, sosyal ilişkilerini ve psikolojik bütünlüğünü hedef alan bir haksız fiil ve kişilik hakkı ihlali olarak değerlendirilmektedir.

Mobbingin Uluslararası Hukuk ve Belgelerdeki Yeri

Uluslararası hukukta mobbing, doğrudan insan hakları ihlali ve çalışma hakkına yönelik bir saldırı olarak kabul görmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde mobbing kavramı ismen geçmese de, bireylerin onurlu ve adil çalışma koşullarına sahip olma hakkı ile maddi ve manevi varlıklarının korunması ilkesi, psikolojik tacize karşı temel bir uluslararası zemin oluşturur. Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen ve taraf devletleri bağlayan Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 26. maddesi, tüm çalışanların onurlu çalışma hakkını açıkça güvence altına alarak, işyerinde yinelenen ve kınanılacak olumsuz davranışların engellenmesi yükümlülüğünü devletlere yüklemiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ise 1998 tarihli raporunda psikolojik şiddeti işyeri şiddetinin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamış ve en nihayetinde 190 Sayılı İşyerinde Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi ile mobbing de dahil olmak üzere iş dünyasındaki her türlü şiddet ve tacizi yasaklayan ilk küresel standartları ihdas etmiştir. Bu belgeler, ulusal mevzuatlara yol gösteren evrensel bir hukuki referans kaynağı işlevi görmektedir.

Mukayeseli Hukukta Mobbinge Yönelik Yasal Yaklaşımlar

Mukayeseli hukuk incelendiğinde, dünya genelinde mobbinge karşı standart bir yasal çerçevenin bulunmadığı, ülkelerin farklı hukuk sistemleri etrafında çeşitli koruma mekanizmaları geliştirdikleri görülmektedir. Kıta Avrupası ülkeleri genellikle bu sorunu insan onuruna yakışır muamele çerçevesinde ele alarak doğrudan özel kanunlar ihdas etme eğilimindedir. Buna karşın Anglo-Sakson hukuk sistemine dâhil ülkeler, mobbing eylemlerini daha ziyade ayrımcılık yasağı ve iş güvenliği kanunları şemsiyesi altında dolaylı olarak değerlendirmektedir. İş hukukundaki bu farklılıklara rağmen, ortak evrensel amaç mağdurun psikolojik dokunulmazlığının korunması ve işyeri barışının sağlanmasıdır. Uluslararası alanda gelişmiş ülkelerin mobbing olgusuna karşı geliştirdiği yasal mekanizmaların farklılıklarını, konuyu normatif açıdan ele alış biçimlerine göre genel bir çerçevede aşağıdaki tabloda sınıflandırmak mümkündür.

Ülke Yasal Düzenleme Türü Yaklaşım ve Kapsam
Belçika Özel Kanun Düzenlemesi Avrupa'daki en kapsamlı mevzuat olup önleyici iç denetim mekanizmalarını içerir.
İsveç Özel Kanun Düzenlemesi AB'de mobbingi yönetmelik ile ilk düzenleyen ve hukuki zemine oturtan ülkedir.
Fransa İş ve Ceza Kanunu Manevi taciz olarak tanımlar, İş Kanunu ve Ceza Kanunu ile yaptırımlar öngörür.
İngiltere Genel Kanunlar (Dolaylı) Özel kanun yoktur, Koruma ve Taciz Yasası ile Eşitlik Yasası kapsamında ele alınır.
Almanya Genel Kanunlar (Dolaylı) Özel kanun bulunmamakta olup Genel Eşit Davranma Yasası üzerinden korunur.
ABD Federal Düzenlemeler (Dolaylı) Doğrudan federal yasa yoktur, çoğunlukla ayrımcılık yasaları ile çözüm aranır.
İşyerinde yöneticim bana bir kez kötü davrandı, hemen mobbing davası açabilir miyim? expand_more
Hukuki açıdan bir davranışın mobbing (psikolojik taciz) olarak kabul edilebilmesi için anlık veya münferit bir kabalık olmaması gerekmektedir. İşyerinde yaşanan tek seferlik olağan bir tartışma doğrudan mobbing olarak nitelendirilemez. Bir iddianın mobbing sayılabilmesi için söz konusu düşmanca eylemlerin sürekli ve sistematik bir biçimde gerçekleşmesi şarttır. Literatürdeki genel kabule göre, bu olumsuz davranışların asgari olarak altı ay boyunca ve en az haftada bir kez tekrarlanması aranmaktadır.
Patronumun beni sürekli dışlaması ve işten yıldırmaya çalışması hukuken suç mu? expand_more
Evet, bir çalışana yönelik sistematik olarak gerçekleştirilen aşağılama, dışlama ve yıldırma amacı taşıyan eylemler hukuken haksız fiil ve kişilik hakkı ihlali olarak değerlendirilmektedir. Patronunuzun bu davranışları kasıtlı olarak, yani size zarar verme veya sizi pasifize edip işten uzaklaştırma amacıyla yapması mobbingin en belirleyici unsurudur. Hukukumuzda bu eylemler, mağdurun mesleki itibarını ve psikolojik bütünlüğünü hedef alan bir saldırı olarak görülür. Üstelik bu durum, uluslararası hukukta da insan onuru ve adil çalışma hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Uluslararası sözleşmeler işyerindeki psikolojik baskıya karşı bizi koruyor mu? expand_more
Kesinlikle korumaktadır; mobbing uluslararası hukukta doğrudan çalışma hakkına yönelik bir saldırı ve insan hakları ihlali olarak kabul görmektedir. Örneğin, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 26. maddesi, onurlu çalışma hakkını güvence altına alarak devletlere bu olumsuz davranışları engelleme yükümlülüğü yükler. Ayrıca, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 190 Sayılı Sözleşmesi, iş dünyasındaki her türlü şiddet ve tacizi yasaklayan küresel standartlar ihdas etmiştir. Bu evrensel belgeler, haklarınızı savunurken ulusal mevzuatlara da yön veren çok güçlü bir hukuki referans kaynağıdır.
Başka ülkelerde işyerinde psikolojik tacizle ilgili özel kanunlar var mı? expand_more
Dünya genelinde mobbinge karşı standart ve tek tip bir yasal çerçeve bulunmamakta olup ülkeler kendi hukuk sistemlerine göre farklı yasal yollar izlemektedir. Belçika ve İsveç gibi bazı Kıta Avrupası ülkeleri, sorunu insan onuruna yakışır muamele çerçevesinde ele alarak doğrudan bu konuya özgü özel kanunlar ihdas etmişlerdir. Fransa gibi ülkelerde ise durum manevi taciz olarak tanımlanmış, hem İş hem de Ceza Kanunu ile yaptırımlara bağlanmıştır. İngiltere ve ABD gibi Anglo-Sakson ülkelerinde ise özel bir mobbing yasası bulunmamakta, bunun yerine koruma ayrımcılık yasağı ve eşitlik yasaları üzerinden dolaylı olarak sağlanmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir