Emeğin yasal güvencesi olan iş hukuku, işçi ve işveren arasındaki güç dengesini adil bir zemine oturtmayı amaçlar. Kıdem ve ihbar tazminatları, çalışma süreleri ve iş güvenliği standartları birer lütuf değil, kanunla sıkı sıkıya korunmuş mutlak haklardır. Giderek karmaşıklaşan çalışma modellerinde, işçilik alacaklarının eksiksiz tahsili ve haksız fesihlere karşı yasal kalkanın aktif kullanılması, emeğin saygınlığının korunması için vazgeçilmezdir.
İşverenlerin bilişim teknolojileriyle işçileri gözetlemesi, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli sebeple feshine yol açabilmektedir. Gözetimin kural dışı yapılması halinde ise işçinin fesih, tazminat ve şikayet hakları doğmakta; işveren ağır idari para cezaları ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedir.
İşverenlerin işçileri hukuka aykırı elektronik yöntemlerle izlemesi ciddi hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir. Bu makalede, hukuka aykırı izlemenin delil niteliği, fesih hakkına etkileri, tazminat talepleri, KVKK ve TCK kapsamındaki idari ve cezai sonuçları uzman bir hukuki perspektifle detaylı bir şekilde incelenmektedir.
İşyerinde hukuka aykırı dijital izleme, işçi bakımından iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshi ile sonuçlanabileceği gibi işveren açısından Türk Ceza Kanunu kapsamında hapis cezası ve idari yaptırımlara neden olmaktadır. Hukuka aykırı elde edilen veriler fesih gerekçesi yapılamaz.
Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi durumunda, veri sahiplerinin başvurabileceği hukuki yollar ve ihlallere bağlanan yaptırımlar büyük önem taşır. Bu kapsamda, idari para cezalarından tazminat davalarına, sözleşmenin feshinden Kurul şikayetlerine kadar geniş bir yelpazede hukuki koruma mekanizmaları ve başvuru süreçleri bulunmaktadır.
Kişisel verilerin işçi tarafından hukuka aykırı olarak elde edilmesi, paylaşılması veya sır saklama yükümlülüğünün ihlali, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshine yol açar. İşverenin bu durumu hukuka uygun delillerle ispatlaması şarttır. İspat sürecinde elde edilen delillerin kanuna uygunluğu büyük önem taşır.
Türk Medeni Kanunu kapsamında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilikteki malvarlığını düzenler. Bu makalede edinilmiş mallar, kişisel mal ayrımı ve evliliğin sona ermesiyle başlayan tasfiye sürecine dair temel hukuki prensipler incelenmektedir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin malvarlıkları edinilmiş ve kişisel mallar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu ayrımlar tasfiye sürecinin temelini oluştururken, eşlerin bu mallar üzerindeki yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkileri yasal sınırlar dahilinde serbest bırakılmıştır.
Türk Medeni Kanunu kapsamında eşler arasındaki mali ilişkileri düzenleyen mal rejimleri ve malvarlığı değerlerinin sınıflandırılması büyük önem taşır. Yasal ve seçimlik mal rejimleri çerçevesinde eşlerin kişisel malları ile edinilmiş mallarının nasıl belirlendiği, evlilik birliğinin ekonomik boyutunun temelini oluşturmaktadır.
Türk Medeni Kanunu kapsamında 2002 yılından itibaren uygulanan yasal mal rejimi, eşlerin evlilik süresince edindikleri mallar ile kişisel mallarının hukuki durumunu belirler. Bu makalede, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel yapısı, mal gruplarının özellikleri ve rejimi hukuken sona erdiren yasal haller detaylıca incelenmektedir.
İş hayatında genellikle üstlerin astlarına uyguladığı düşünülen mobbing, aslında astlar tarafından yöneticilere karşı da gerçekleştirilebilmektedir. Ters mobbing olarak adlandırılan bu psikolojik şiddet türü, yöneticinin itibarını ve otoritesini sarsmayı hedefler. Bu makalede ters mobbing olgusu ve yöneticilerin yasal hakları incelenmektedir.