Makale
İşverenlerin işçileri hukuka aykırı elektronik yöntemlerle izlemesi ciddi hukuki ve cezai yaptırımlara tabidir. Bu makalede, hukuka aykırı izlemenin delil niteliği, fesih hakkına etkileri, tazminat talepleri, KVKK ve TCK kapsamındaki idari ve cezai sonuçları uzman bir hukuki perspektifle detaylı bir şekilde incelenmektedir.
Hukuka Aykırı İzlemenin Hukuki ve Cezai Yaptırımları
Günümüzde işverenler, yönetim hakkı kapsamında işçilerin faaliyetlerini denetlemek amacıyla çeşitli izleme teknolojilerine başvurmaktadır. Ancak, işçinin özel hayatının gizliliği ve kişisel verilerinin korunması hakları gözetilmeden yapılan her türlü denetim, hukuka aykırı elektronik izleme niteliği taşır. İşverenin kanuni sınırları aşarak veya gerekli aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden gerçekleştirdiği bu eylemler, yalnızca işçi ve işveren arasındaki güven ilişkisini zedelemekle kalmaz; aynı zamanda işvereni hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakır. Bilişim hukuku uygulamaları bağlamında değerlendirildiğinde, hukuka aykırı elde edilen verilerin mahkemelerde kullanılamayacağı gibi, bu ihlaller neticesinde işçiye haklı nedenle fesih ve çeşitli tazminat talepleri hakkı doğmaktadır. Dolayısıyla işverenlerin bu süreçte karşılaşabileceği yaptırımları, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu boyutlarıyla bütüncül bir şekilde analiz etmek büyük önem taşımaktadır.
Hukuka Aykırı Elde Edilen İzleme Verilerinin Delil Niteliği
Hukuk sistemimizde ispat faaliyeti gerçekleştirilirken kullanılacak delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması temel bir kuraldır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hukuka aykırı elde edilen deliller hiçbir mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. İşverenin işçisinin rızasını almadan veya meşru bir menfaate dayanmadan gerçekleştirdiği denetimler sonucunda elde ettiği veriler, mahkemelerde işçi aleyhine geçerli bir delil olarak kabul edilmemektedir. Aynı durum iş hukukunda yer alan şüphe feshi kurumu için de geçerlidir. İşverenin işçinin sadakat borcuna aykırı davrandığına dair şüphesini haklı çıkaracak veriler hukuka aykırı yöntemlerle toplanmışsa, bu verilere dayanılarak şüphe feshine gidilmesi hukuken korunmaz. Yargıtay uygulamalarında da işçinin açıkça bilgilendirilmediği gizli izleme kayıtlarına dayanılarak gerçekleştirilen fesih işlemlerinin haksız olduğu açıkça vurgulanmaktadır.
İzlemenin İşçi ve İşveren Açısından Fesih Hakkına Etkileri
Hukuka aykırı denetim faaliyetleri, iş sözleşmesinin tarafları bakımından doğrudan fesih hakkı doğurucu sonuçlara sahiptir. İşveren, gizli veya ölçüsüz şekilde elde ettiği hukuka aykırı izleme verilerine dayanarak işçinin iş sözleşmesini haklı veya geçerli nedenle feshedemez. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin kararlarında da belirtildiği üzere, işverenin yerleştirdiği özel takip programlarıyla elde edilen gizli veriler, işçinin kusurunu ispat etse dahi hukuka aykırı delil sayıldığından işveren açısından feshe haklı dayanak oluşturamaz. Öte yandan, bu ihlale maruz kalan işçi açısından İş Kanunu madde 24 kapsamında haklı nedenle fesih imkânı doğmaktadır. İşverenin ağır bir kişilik hakkı ihlali yaratan müdahaleleri karşısında işçi, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan bu davranış nedeniyle iş sözleşmesini derhal feshederek kıdem tazminatı talep etme hakkına sahip olur.
Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu Kapsamında Koruma Yolları
İşçinin kişilik hakkına saldırı niteliği taşıyan hukuka aykırı elektronik izlemeler, Türk Medeni Kanunu madde 24 ve 25 çerçevesinde işçiye birtakım dava yolları sunmaktadır. İhlale uğrayan işçi; gerçekleşme tehlikesi bulunan izlemeler için önleme davası, halihazırda devam eden izlemeler için durdurma davası ve sona ermiş olsa da etkileri süren eylemler için hukuka aykırılığın tespiti davası açabilir. Ayrıca, bu izlemeler neticesinde işverenin haksız bir kazanç elde etmesi durumunda, kazancın geri verilmesi davası da gündeme gelebilmektedir. Türk Borçlar Kanunu madde 417 bağlamında ise işverenin işçiyi gözetme borcuna aykırı davranması nedeniyle işçi, uğradığı eksilmenin giderilmesi için maddi tazminat ve duyduğu manevi acı ve ıstırap için manevi tazminat davası yöneltebilir.
KVKK ve TCK Kapsamında İdari ve Cezai Yaptırımlar
İşverenin elektronik yöntemlerle işçiye ait verileri işlemesi doğrudan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümlerine tabidir. Hukuka aykırı eylemler, idari para cezaları ve hapis cezaları ile sonuçlanmaktadır:
- KVKK İdari Yaptırımları: Aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyen, veri güvenliğini sağlayamayan veya Kurul kararlarına uymayan işverenler hakkında ağır idari para cezaları uygulanır. İşçiler de Kurula şikayet yoluna başvurarak zararlarının giderilmesini talep edebilirler.
- TCK Cezai Yaptırımları: İşçinin özel iletişiminin içeriğini dinlemek veya izinsiz görüntü kaydetmek haberleşmenin gizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturur.
- Kişisel Veri Suçları: Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, başkasına verme, ele geçirme veya süresi dolduğu halde anonim hale getirmeme eylemleri hapis cezası yaptırımı gerektiren ciddi suç tipleridir.
Bilişim hukuku alanında, işverenlerin meşru menfaat sınırlarını aşarak işçileri denetlemeleri, hapis cezasından Kurul müeyyidelerine kadar uzanan ve işletmeleri derinden sarsacak oldukça geniş bir yelpazede değerlendirilmektedir.