Dijitalleşen dünyada giderek yaygınlaşan siber mobbing, Türk hukuk sisteminde doğrudan bir tanımlamaya sahip olmasa da mevcut kanunlar kapsamında cezai ve hukuki yaptırımlara tabidir. Bu makalede, siber mobbing eylemlerinin Türk Ceza Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesindeki yeri ile emsal Yargıtay kararları incelenmektedir.
[Geleneksel çalışma ortamlarının dijitalleşmesiyle birlikte iş ilişkileri sanal platformlara taşınmış, işyerindeki psikolojik taciz eylemleri de form değiştirmiştir. Bu makalede, iş hukukunda siber mobbing kavramının doğası, kurucu unsurları ve uluslararası hukuktaki yeri işveren sorumluluğuna girilmeksizin detaylıca incelenmektedir.]
[Dijitalleşen çalışma hayatında siber mobbing, işverenler için yeni hukuki riskler doğurmaktadır. İşverenin işçiyi koruma ve gözetme borcu, elektronik ortamları da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bu makale, işverenin siber mobbingi önleme yükümlülüklerini ve bu yükümlülüklere aykırılık halindeki hukuki sorumluluğunu incelemektedir.]
Dijitalleşen çalışma ortamlarında giderek artan siber mobbing vakalarında, mağdur işçilerin hukuki yollara başvurabilmesi için ispat kurallarının ve yasal hakların doğru bilinmesi hayati önem taşır. Bu makale, siber mobbingin hukuki ispat yöntemlerini, dijital delillerin geçerliliğini ve işçilerin sahip olduğu yasal hakları incelemektedir.
Siber mobbing eylemlerinin cinsiyet, yaş, engellilik veya sağlık durumu gibi kanunda sayılan belirli ayrımcılık temellerine dayanması halinde, yargı yollarına ek olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) nezdinde de idari bir başvuru yapma hakkınız bulunmaktadır. Maruz kaldığınız alaycı mesajlar ve dışlayıcı tutumların hamilelik gibi korunan bir özelliğinize yönelik olması, işverenin ayrımcılık yasağına açık bir aykırılık teşkil etmektedir.
Siber mobbing davalarında elektronik posta kayıtları, anlık mesajlaşma ekran görüntüleri, sistem giriş-çıkış logları ve sosyal medya paylaşımları hukuki süreçte temel dijital deliller olarak kullanılabilmektedir. Geleneksel mobbingin aksine, dijital ortamda gerçekleştirilen eylemler genellikle arkasında kalıcı izler bıraktığı için ispat süreci nispeten daha somut ilerleyebilmektedir.
İşyeri iletişim ağlarından ve dijital platformlardan kasıtlı ve sistematik bir şekilde dışlanmanız, işverenin eşit davranma borcu kapsamında hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylemdir. Çalışanların anlık mesajlaşma veya e-posta gruplarından keyfi olarak çıkarılması, kişinin mesleki konumunun kalitesine yönelik saldırgan davranışlar arasında yer alır ve dijital ortamda dışlama olarak nitelendirilmektedir.
İşyerinde şerefinize ve mesleki onurunuza dokunacak nitelikteki siber mobbing eylemlerine maruz kalmanız, iş sözleşmenizi ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle haklı nedenle fesih yoluyla sonlandırmanıza imkân tanıyabilmektedir. Kasıtlı ve sistematik bir şekilde dijital kanallar üzerinden aşağılanmanız ve işverenin bu duruma sessiz kalması, kanuni şartları taşımanız halinde kıdem tazminatınızı talep ederek işten ayrılmanız için yasal bir zemin oluşturur.
Uzaktan çalışma sürecinde işverenin kamera aracılığıyla sizi sürekli olarak izlemeye zorlaması, özel yaşamınıza müdahale niteliği taşıyan ve siber mobbing boyutuna ulaşabilecek hukuka aykırı bir uygulamadır. İşverenin yönetim ve denetim hakkı bulunmakla birlikte, bu hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılması ve çalışanın kişilik hakları ile mahremiyetinin ihlal edilmemesi gerekir.
Yöneticinizin mesai saatleri dışında sürekli ve sistematik olarak iletişim kurarak sizi baskı altında hissettirmesi, siber mobbing kapsamında değerlendirilebilecek önemli bir emaredir. Geleneksel mobbingin dijital araçlarla gerçekleştirilen bu türü, kişinin dinlenme hakkını ihlal ederek psikolojik bütünlüğüne zarar verme potansiyeli taşır.