İş hukukunda çalışan haklarının ihlali, işverenler açısından son derece ağır hukuki, idari ve cezai yaptırımlara yol açmaktadır. Mevzuatta yer alan bu katı yaptırımlar, emredici nitelikteki kuralların fiilen uygulanmasını sağlamayı hedefler. Makalemizde, hak ihlallerinde işverenin karşılaşacağı yaptırımlar ve fesih hakları incelenmektedir.
İş hukukunda haklı nedenle fesih, taraflara iş sözleşmesini derhal sona erdirme yetkisi veren istisnai bir yoldur. Bu makalede, işçi ve işveren açısından haklı fesih halleri, dürüstlük kuralı ekseninde beklenemezlik kriteri ve Yargıtay kararları ışığında uygulamanın yargısal boyutu uzman bir hukuki perspektifle detaylıca incelenmektedir.
İşçinin ifade özgürlüğü ile işverenin haklı menfaatleri arasındaki denge, fesih aşamasında büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, işçinin davranışlarına dayalı geçerli fesih ve haklı nedenle derhal fesih halleri, yargı kararları ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde hukuki bir perspektifle detaylıca incelenmektedir.
Bu makale, iş hukukunda istifa kavramının hukuki niteliğini, Yargıtay kararları ışığında şekillenen tanımını ve bir feshin istifa sayılabilmesi için taşıması gereken temel unsurları incelemektedir. İstifanın idare hukukundan farkları, eylemli fesih niteliği ve işçinin işi sürekli bırakma iradesi uzman bir hukuki perspektifle ele alınmıştır.
[Geleneksel çalışma ortamlarının dijitalleşmesiyle birlikte iş ilişkileri sanal platformlara taşınmış, işyerindeki psikolojik taciz eylemleri de form değiştirmiştir. Bu makalede, iş hukukunda siber mobbing kavramının doğası, kurucu unsurları ve uluslararası hukuktaki yeri işveren sorumluluğuna girilmeksizin detaylıca incelenmektedir.]
İş hukuku kapsamında işçinin ifade özgürlüğünün en önemli görünümlerinden olan eleştiri ve ihbar hakkı, işyeri barışı ve sadakat borcu dengesinde oldukça hassas bir konuma sahiptir. Bu makalede, işçinin işveren ile işyerine yönelik yapıcı eleştiri sınırları ve hukuka aykırılıkları ifşa hakkının hukuki çerçevesi detaylı biçimde incelenmektedir.
İş ilişkisi, yapısı gereği işçinin özel hayatının tamamen işyeri dışında kalmasına olanak tanımaz. İş sözleşmesinden doğan bağımlılık ve sadakat borçları, işçinin mahrem alanını sınırlar. Ancak işverenin yönetim hakkına dayanarak yapacağı her türlü müdahale hukuka uygun olmalıdır. Bu makale müdahale şartlarını incelemektedir.
Günümüzde işçi ve işveren arasındaki iş sözleşmesinin ifası aşamasında sosyal medya kullanımı, iş görme, sadakat ve özen borçları ekseninde yeni hukuki tartışmalar yaratmaktadır. İşverenin yönetim hakkı ile işçinin anayasal hakları arasındaki denge bu süreçte hayati önem taşır.
İş mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun kapsamı, yasal dayanakları ve uygulamadaki sınırları detaylı olarak incelenmiştir. Bu makale, dava şartı arabuluculuğun kapsadığı tazminat ve alacak kalemleri ile kanun koyucunun hangi istisnai uyuşmazlıkları bu sürecin dışında tuttuğunu hukuki bir perspektifle ele alır.
İş davalarında işçi alacaklarının tespiti ve iş sözleşmesinin feshi süreçlerinde tanık beyanları kritik bir ispat aracıdır. Ücret, fazla çalışma, haklı fesih, mobbing ve devamsızlık gibi uyuşmazlıklarda tanık delilinin sınırları, husumetli tanıkların durumu ve yazılı belgelerle ilişkisi, emsal yargı içtihatları çerçevesinde incelenmiştir.