Eşit Davranma Borcu
Eşit Davranma Borcu konusunda 150 içerik listelendi.
Mesleki yeterliliğinizle hiçbir ilgisi olmayan dini inanç, siyasi görüş veya cinsel yönelim gibi hususların sosyal medya üzerinden tespit edilerek işe alımda aleyhinize kullanılması doğrudan ayrımcılık yasağının ihlalidir. İşverenlerin adayları değerlendirirken eşit davranma yükümlülüğü iş sözleşmesi henüz kurulmadan önceki aşamada da geçerliliğini korumaktadır.
İşverenin, iş akışını bozmadığı ve bir zarara yol açmadığı halde ibadet etmenize makul bir gerekçe olmaksızın engel olması, din ve vicdan hürriyeti ile işçiyi gözetme borcunun ihlali olarak nitelendirilebilir. Anayasal bir hak olan ibadet özgürlüğünüz, işverenin eşit davranma borcu ve manevi kişiliğinizi koruma yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir.
İşvereninizin görünüşte tamamen tarafsız, herkes için geçerli ve adil duran kurallar koymasına rağmen bu kuralların pratikte yalnızca belirli bir inancı, cinsiyeti veya özelliği taşıyan işçileri haksız yere dezavantajlı konuma düşürmesi hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylem niteliğindedir. Bu durum hukuk biliminde dolaylı ayrımcılık olarak tanımlanmaktadır ve kanunlarımızca gözle görülür doğrudan ayrımcılık gibi kesin bir şekilde yasak kapsamına alınmıştır.
Doğum izni dönüşünde işverenin sizi eski pozisyonunuza veya ona eşdeğer aynı şartlara sahip bir başka göreve başlatmaması, eşit davranma borcu ihlali ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumdur. İşveren, yasal analık izinlerini kullanan kadın işçileri işe dönüşlerinde mağdur edemez ve onları istifaya zorlayacak şekilde daha alt düzeyde veya düşük ücretli bir pozisyonda çalışmaya zorlayamaz.
Taşeron işçisi olarak asıl işverenin kadrolu işçileriyle yan yana aynı işi yapmanıza rağmen sırf bordro farklılığı yüzünden daha düşük ücret almanız, mahkemelerce eşit davranma borcu ihlali ve gizli bir muvazaa karinesi olarak değerlendirilebilmektedir. Alt işverenlik sözleşmesinin gerçekte sadece işçilik maliyetlerini düşürmek ve yasal hakları kısıtlamak amacıyla kurulduğu anlaşıldığında, hukuki statünüz baştan itibaren asıl işveren işçisi olarak yargı kararıyla düzeltilir.
Engellilik durumunuza uygun olmayan ve fiziksel kapasitenizi aşarak sağlığınızı zorlayan işlerde çalıştırılmanız, engelliliğe dayalı ayrımcılık yasağının ihlali olarak hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylem şeklinde yorumlanabilir. Mevzuatımızda engelli bireylerin iş hayatında dezavantajlı duruma düşürülmesi ve çalışma koşullarının kendilerine uygun şekilde makul düzenlemelerle iyileştirilmemesi açık bir ayrımcılık sebebi olarak düzenlenmektedir.
Hayır, salt iş sözleşmenizin süreli olmasından dolayı size diğer çalışanlara göre farklı muamele yapılması ve haklarınızın kısıtlanması yasal olarak kabul edilemez. İş hukukumuzda temel alınan eşit davranma borcu gereğince işveren, objektif ve esaslı bir neden bulunmadıkça belirli süreli çalışan işçi ile belirsiz süreli çalışan işçi arasında keyfi bir ayrım yapamaz.
İşvereninizin aynı veya benzer konumda bulunduğunuz çalışma arkadaşlarınızla aranızda haklı ve objektif bir neden olmaksızın ayrımcı nitelikte uygulamalara gitmesi, iş hukukunun temel ilkelerinden olan eşit davranma borcu ihlali olarak nitelendirilebilecek bir eylemdir. Performans, kıdem veya eğitim gibi objektif farklılıklar kanıtlanmadığı sürece, sizi terfi ve ücret artışlarından sistematik biçimde mahrum bırakarak dışlamaları, ayrımcılık yasağının ihlali anlamına gelebilmektedir.
Sağlık durumunuz nedeniyle işyerinde dışlanmanız ve hak ettiğiniz halde terfinizin engellenmesi, işverenin yasal bir sorumluluğu olan eşit davranma borcu ve ayrımcılık yasağının ihlali olarak değerlendirilecek güçlü bir hukuki sebeptir. İş hukuku mevzuatımızda, çalışanlar arasında sağlık durumu temelinde ayrımcı işlemler yapılması kesin bir dille yasaklanmıştır.
Uzaktan çalışan bir işçinin sırf işyeri dışında çalışıyor olması nedeniyle emsal işçilere göre farklı bir uygulamaya tabi tutulması, işverenin eşit davranma borcu ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin ihlali boyutunda değerlendirilebilir. İş Kanunu, uzaktan çalışan işçilerin esaslı bir neden olmadıkça diğer işçilerden farklı işlemlere maruz bırakılamayacağını açıkça düzenlemektedir.