İşin yürütümü sırasında meydana gelen ve işçiyi bedenen veya ruhen zarara uğratan her türlü olay, işverenin kusursuz sorumluluğuna kadar uzanabilen ağır bir ihlaldir. SGK tespit süreçlerinden maluliyet oranlarının belirlenmesine, maddi ve manevi tazminat davalarından ceza yargılamasına kadar uzanan bu çok boyutlu süreç; mağdurun ve ailesinin geleceğini güvence altına almak adına eksiksiz bir hukuki müdahaleyi gerektirir.
Endüstri 4.0 ile yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli, iş hukuku ve iş sağlığı güvenliği bağlamında yargı yetkisi ve anayasal mahremiyet tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Bu makale, sınır aşan uzaktan çalışmada uygulanacak hukuku ve evden çalışmada konut dokunulmazlığı ihlallerini hukuki bir perspektifle incelemektedir.
İşyerinde uygulanan psikolojik şiddet (mobbing), çalışanın yalnızca ruhsal değil, fiziksel bütünlüğünü de tehlikeye atarak iş kazalarına zemin hazırlayan kritik bir hukuki olgudur. Yasal düzenlemeler ışığında, mobbingin doğrudan veya dolaylı olarak bir iş kazası sayılabilmesi ve yaptırımlara tabi tutulması hukuken kabul edilmektedir.
Sağlık sektöründe sıklıkla karşılaşılan mobbing ve şiddet vakaları, salt birer ihlal değil, çalışanın bedensel veya ruhsal bütünlüğünü bozan birer iş kazasıdır. Bu yazı, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel şiddet olaylarını güncel veriler ışığında hukuki bir perspektifle incelemektedir.
Kayıt dışı istihdam edilen işçiler, sosyal güvenceden yoksun olmaları nedeniyle işyerlerinde mobbinge ve ağır psikolojik şiddete daha fazla maruz kalmaktadır. İşçilerin yasal haklarını arayamamalarının temelinde işini kaybetme, sınır dışı edilme veya yetkililerden duyulan korku gibi hukuki ve sosyolojik engeller yatmaktadır.
[7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile Türk iş hukukuna giren dava şartı arabuluculuk, işçi ve işveren uyuşmazlıklarının yargıya taşınmadan çözümünde zorunlu bir adımdır. İşe iade, alacak ve tazminat taleplerini kapsayan bu usulün sınırları ve özel dava türlerindeki uygulamaları, hak kayıplarını önlemek adına titiz bir inceleme gerektirir.]
İş kazaları neticesinde mağdurların ve yakınlarının talep edebileceği maddi ve manevi tazminatın yasal sınırları, hesaplama usulleri ve ispat yükü detaylıca incelenmektedir. Bedensel bütünlüğün ihlali veya ölüm hallerinde ortaya çıkan fiili zararlar, yoksun kalınan kâr ve manevi tatmin ilkeleri hukuki çerçevede ele alınarak değerlendirilmektedir.
İş kazaları sonucunda meydana gelen zararların telafisi, işverenin tazminat yükümlülüğü, sosyal güvenlik veya özel sigorta kurumlarının sağladığı yardımlar ve bu kurumların işverene yönelttiği rücu hakkı çerçevesinde şekillenir. Bu makalede, iş kazalarından doğan maddi ve manevi tazminat hakları, sigortanın rolü ve rücu mekanizması incelenmektedir.
İş kazası neticesinde işverenin hukuki sorumluluğu, kusur ve tehlike sorumluluğu esaslarına dayanır. Bu kapsamda mağdur işçi veya yakınları; maddi, manevi ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Hukuki süreçte zararın kapsamı, müterafik kusur ve aktüerya hesaplamaları tazminat miktarını belirleyen en temel hukuki unsurlardır.