Ayrımcılık Yasağı
Ayrımcılık Yasağı konusunda 203 içerik listelendi.
Eşit davranma borcu mutlak bir zorunluluk değildir. Ayrımcılık yasağı kanunda sayılan sebeplerle sınırlıdır. İşverenin yönetim hakkı nesnel nedenlerle farklılık yaratabilir. Performans dayanaklı ücret artışı ayrımcılık yasağını ihlal etmez.
İşveren, eşit durumdaki işçiler arasında ayrım yapamaz. Eşit davranma borcunun ispat yükü kural olarak işçidedir. İşçi güçlü delil sunarsa ispat yükü işverene geçer. Aynı nedenle ayrılan işçilere farklı tazminat ödenemez.
Sendikalar üyeleri adına topluluk davası açabilir. Ayrımcı uygulamanın tespitinde hukuki yarar gerçekleşir. Eda davası ihtimali tespit davası açılmasını engellemez.
Ayrımcılık yasağı ihlali dar yorumlanmalıdır. İşçi ihlal ihtimalini güçlü biçimde göstermelidir. İhtimal ispatlandığında ispat yükü işverene geçer. Doğum izni dönüşü haksız görev değişikliği yapılamaz.
Kamu tedarik sisteminin dijitalleşmesiyle hayatımıza giren e-ihale uygulamalarının hukuki dayanakları, sağladığı avantajlar ve barındırdığı yasal riskler bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir. Sistemlerin şeffaflık ve rekabet ilkeleri bağlamında güvenliği, hukuka aykırı müdahaleler ve ihaleye fesat karıştırma suçları ele alınmıştır.
Yapay zekâ teknolojisi, sanayi devriminden dijital çağa uzanan süreçte toplumsal hayatı, ekonomiyi ve yargı sistemlerini derinden dönüştürmektedir. Bu yazıda, yapay zekânın tarihsel gelişimi, sosyal hayata etkileri ve algoritmik önyargı gibi sorunlar bağlamında ortaya çıkan etik tartışmalar hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında ilgili kişi hakları, bireylerin kişisel verileri üzerindeki denetimini güçlendirirken, özel hayatın gizliliği ve insan onuru gibi temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Bu hakların ihlali durumunda hukuki ve idari koruma yolları devreye girmektedir.
İş ilişkisinin başlangıcı olan işe alım süreçlerinde ve iş sözleşmesinin sona ermesinde yapay zeka algoritmalarının kullanımı, çalışma yaşamını köklü biçimde değiştirmektedir. Bu teknolojik dönüşüm, işverenin yönetim hakkını kolaylaştırırken algoritmik ayrımcılık ve haksız fesih gibi ciddi hukuki riskleri de beraberinde getirmektedir.
Kişisel veri kavramı, bilişim teknolojilerinin gelişimiyle hukukun en dinamik alanlarından biri haline gelmiştir. Bireyin kimliğini belirli kılan her türlü bilgiyi kapsayan bu kavram, insan onuru, özel hayatın gizliliği ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi gibi anayasal temel haklarla sıkı sıkıya bağlıdır ve bağımsız bir insan hakkı niteliğindedir.
Siber mobbing vakalarının ispatı, dijital delillerin sunduğu imkânlar ve zorluklar bağlamında incelenmektedir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde yaklaşık ispat kuralı ile delil ikame yükünün yer değiştirmesi, elektronik delillerin güvenilirliği ve elde ediliş biçimlerinin hukuka uygunluğu hususları hukuk uygulamaları ışığında değerlendirilmektedir.