Disiplin cezalarında lehe olan kanun hükmü uygulanır. İşlemin iptali her zaman manevi tazminat gerektirmez. Manevi tazminat için idarenin ağır kusuru aranır. Suç tasnii doğrudan meslekten çıkarma sebebi yapılamaz.
Eleştiri sınırını aşan ifadeler fesih nedenidir. İşvereni töhmet altında bırakmak güveni sarsar. Geçerli fesih için haklı neden ağırlığı aranmaz. İş yerinde huzursuzluk yaratmak geçerli nedendir.
Ticari işlemlerin karmaşıklaşması ve mali skandalların artmasıyla, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde adli muhasebe uzmanlığı hayati bir konuma gelmiştir. Bu makalede, adli muhasebenin tanımı, hukuki süreçlerdeki işlevi, bağımsız denetimden farkları ve dava destek danışmanlığı ile uzman şahitlik gibi temel faaliyet alanları incelenmektedir.
Kamu gücünün kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkan devlet eliyle sistematik kurumsal mobbing, sivil toplumun tasfiyesi, haksız yargılamalar ve malvarlığı müsaderesi gibi hukuka aykırı fiilleri içerir. Bu makalede, kamu otoritesinin muhalif unsurlara yönelik uyguladığı idari ve yargısal baskı mekanizmaları hukuki bir çerçevede incelenmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin demokrasiye dair bilişsel yapılarının incelendiği bu analiz, gençlerin adalet ve hukuk gibi temel kavramları benimsediğini ancak hak arama, ayrımcılık ve mobbing gibi konularda eksiklikleri olduğunu hukuki bir perspektifle ortaya koymaktadır.
Bu makale, iş hukukunda bilgi uçurma (whistleblowing) kavramının gelişimini, kurucu yasal unsurlarını, ihbarın psikolojik ve hukuki süreçleri ile uygulama türlerini detaylı bir şekilde incelemektedir. İşçinin hukuka aykırılıkları ifşa eyleminin tüm dinamikleri kurumsal bir bakış açısıyla açıklanmaktadır.
İşçinin sır saklama yükümlülüğü, iş sözleşmesinin ve sadakat borcunun temel bir unsurudur. Bu makalede, iş sırrı kavramının kapsamı, işçinin bu bilgileri koruma yükümlülüğünün sınırları ve hukuka aykırılık hallerinde ortaya çıkan istisnai durumlar hukuki bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.
Kurumsal hesap verebilirliğin temeli olan ihbar ve ifşa hakkı, yolsuzlukla mücadelede uluslararası sözleşmeler, Avrupa Birliği yönergeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile sıkı bir koruma kalkanına alınmış; ifade özgürlüğü bağlamında işçilerin misillemelere karşı güvence altına alınması evrensel bir zorunluluk haline gelmiştir.
Ceza muhakemesinde özel kişiler tarafından usulsüz olarak veya gizlice elde edilen ses ve görüntü kayıtları kural olarak hukuka aykırı delil niteliğinde sayılmakta ve hakkınızda verilecek bir mahkumiyet kararına tek başına dayanak oluşturamamaktadır. Ancak, Yargıtay kararlarına göre, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen haksız bir saldırı (örneğin rüşvet istenmesi veya tehdit edilmesi) anında, başka türlü kanıt elde etme imkanının bulunmadığı zaruri durumlarda alınan kayıtların istisnai olarak hukuka uygun sayılabileceği yönünde değerlendirmeler de mevcuttur.
İşlemediğinizi bildiği halde hakkınızda asılsız iddialarla adli veya idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla internet üzerinden yayın yapılması, ceza hukuku bağlamında iftira suçu olarak nitelendirilebilecek ciddi bir eylemdir. İftira suçunun oluşması için mutlaka bir ceza soruşturmasının başlamış olması şartı aranmamakta olup, isnat edilen hukuka aykırı fiilin yayınlanmış olması eylemin gerçekleşmesi bakımından yeterli görülebilmektedir.