Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/961 E. | 2024/3732 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/961 E. 2024/3732 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Dairesi
Esas No 2021/961
Karar No 2024/3732
Karar Tarihi 26.06.2024
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Disiplin cezalarında lehe olan kanun hükmü uygulanır.
  • İşlemin iptali her zaman manevi tazminat gerektirmez.
  • Manevi tazminat için idarenin ağır kusuru aranır.
  • Suç tasnii doğrudan meslekten çıkarma sebebi yapılamaz.

Bu karar, idare hukukunda disiplin cezalarının yargısal denetimi ve idarenin hukuki sorumluluğu bağlamında büyük önem taşımaktadır. Danıştay, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ve sonrasında yürürlüğe giren yeni mevzuat değişikliklerinin, geçmişte tesis edilmiş disiplin işlemleri üzerindeki etkisini "lehe kanun" prensibi çerçevesinde değerlendirmiştir. Suç tasnii ve iftira fiilleri nedeniyle verilen meslekten çıkarma cezasının, yeni yürürlüğe giren kanunda karşılığının bulunmaması veya daha hafif bir cezayı gerektirmesi durumunda memur lehine olan normun uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, idari yaptırımların da ceza hukukuna hakim olan temel güvencelerden yararlanması gerektiği yönündeki modern hukuk anlayışını pekiştirmektedir.

Diğer yandan karar, iptal davaları sonucunda ortaya çıkan manevi tazminat talepleri için kritik bir sınır çizmektedir. Danıştay, idarenin bir işleminin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesinin, otomatik olarak manevi tazminat sorumluluğu doğurmayacağını net bir şekilde ifade etmiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için idarenin salt hukuki bir değerlendirme hatası yapmasından öteye geçerek; kötü niyet, sahte belge düzenleme veya bireyin manevi bütünlüğünde ağır tahribat yaratacak derecede bir hizmet kusuru işlemiş olması gerektiği belirtilmiştir. Bu içtihat, idare aleyhine açılacak tam yargı davalarında kusurun ağırlığının ve nedensellik bağının ne derece titizlikle ispatlanması gerektiğini uygulayıcılara bir kez daha hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan davacı, koruma şube müdürlüğünde çalıştığı dönemde bir üst rütbeli amirinin koruma aracını şahsi aracı gibi kullandığı iddiasıyla tutanak tutmuş ve bu belgeyi faks çekerek ilgili mercilere iletmiştir. Ancak idare, bu tutanağın şube kayıtlarında bulunmadığını, geçmişte yazılmış gibi gösterilerek amirleri baskı altına almak ve amirlerine karşı suç uydurmak amacıyla sonradan sahte olarak düzenlendiğini iddia etmiştir. Bu suçlamalar ve raporlar sonucunda davacı hakkında "suç tasnii ve iftira" fiillerinden disiplin soruşturması açılmış ve Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla kendisine meslekten çıkarma cezası verilmiştir. Davacı, savcılık tarafından da iddialar üzerine takipsizlik kararı verilen bu olayda kendisine haksızlık yapıldığını, uzun süredir psikolojik baskı gördüğünü ve tesis edilen meslekten çıkarma işleminin tamamen hukuka aykırı olduğunu belirterek cezanın iptali ile yaşadığı ağır üzüntü ve yıpranma nedeniyle 30.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle idari yargıda dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan düzenlemeler, disiplin mevzuatı ve idarenin sorumluluğu ilkeleridir. Olay tarihinde yürürlükte olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi, suç tasnii ve iftira fiillerini meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller arasında saymıştır. Ancak, bu tüzüğün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve sonrasında 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir.

7068 sayılı Kanun, suç tasnii ve iftira suçlarını doğrudan disiplin cezası veya meslekten çıkarma gerektirecek eylemler arasında saymamıştır. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu disiplin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 657 sayılı Kanun m. 125/E-g, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini devlet memurluğundan çıkarma sebebi saymaktadır. Ancak iftira ve suç tasnii, kanunlarda sayılan yüz kızartıcı suçlar (zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik vb.) kapsamında kabul edilmemektedir.

Hukukun genel ilkelerinden olan "lehe olan normun uygulanması" ilkesi, idari yaptırımlar ve disiplin cezaları yönünden de geçerlidir. Fiilin işlendiği tarihteki mevzuat ile sonradan yürürlüğe giren mevzuat farklıysa, disiplin cezası alacak kişi lehine olan kurallar uygulanmalıdır. Manevi tazminat hukukunda ise idarenin her hukuka aykırı işlemi doğrudan tazminat gerektirmez; tazminat için idarenin ağır bir hizmet kusurunun, kötü niyetinin veya idari işlemin kişinin manevi bütünlüğünde ciddi bir sakatlık yaratacak boyutta olması şartı aranmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını incelerken öncelikle iptal istemine yönelik hukuki durumu değerlendirmiştir. Davacı hakkında meslekten çıkarma cezası, eylemin gerçekleştiği dönemdeki disiplin tüzüğüne göre verilmiş olsa da, yargılama sürecinde bu tüzüğün dayanağı olan kanun maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve yeni bir disiplin kanunu yürürlüğe girmiştir. Mahkeme, disiplin hukukunda geçerli olan lehe kanun ilkesi gereğince, yeni mevzuatın davacının durumuna uyarlanması gerektiğini vurgulamıştır. Yeni kanunda "suç tasnii ve iftira" fiillerinin meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında yer almadığı, bu suçların 657 sayılı Kanun kapsamında memuriyetle bağdaşmayan yüz kızartıcı suçlar statüsünde de değerlendirilemeyeceği tespit edilmiştir. Bu nedenle, davacının meslekten çıkarılmasını gerektiren yasal bir dayanak kalmadığından, işlemin iptaline karar verilmesinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Davacının manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise, ilk derece mahkemesinin ret gerekçesi hukuka uygun bulunmuştur. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için idari işlemin salt hukuka aykırı olması yeterli değildir; oluşan manevi zararın tazmini için idarenin ağır hizmet kusuru, kötü niyetle hareket etmesi veya sahte belgeyle kasten zarar verme amacı gütmesi gerekmektedir. Olayda, soruşturma raporlarına ve ceza savcılığının takipsizlik kararlarına göre davacının suçsuz olduğu ortaya çıkmış olsa da, idarenin başlangıçta yaptığı hukuki değerlendirme hatası, tek başına ağır hizmet kusuru boyutuna ulaşmamış ve manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şartlar oluşmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, idare mahkemesinin disiplin cezasının iptaline ve manevi tazminat isteminin reddine yönelik kararını hukuka uygun bularak kararı onamıştır.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: