Kamu görevlilerinin yürüttükleri mevzuat gereği tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ederek rüşvet karşılığında belirli bir firmaya haksız kazanç sağlaması, maddi menfaat temini kapsamında hukuki soruşturmaya temel oluşturabilecek en ağır suçlardan biridir. İhale numunelerinin kasten değiştirilmesi, şartnameye uymayan bir malın kabul edilmesi veya ihalenin haksız yere belli bir zümreye verilmesi eylemi, doktrinde peşkeş çekme olarak da anılan yaygın bir ekonomik istihbarat ve yolsuzluk yöntemidir.
Türk Ceza Kanunu sistematiğine göre aklama suçunun oluşabilmesi için paranın elde edildiği ilk suçun mutlaka uyuşturucu ticareti gibi çok ağır bir suç olması zorunlu değildir; kanunda belirlenen ceza eşiğini aşan suçlar aklamaya dayanak teşkil edebilir. Mevzuatımıza göre alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren herhangi bir suçtan elde edilen gelir, aklama suçunun konusunu oluşturan öncül suç olarak kabul edilmektedir.
Size yönelen haksız bir saldırıyı başka türlü kanıtlayamayacağınız aniden gelişen bir durumda ses kaydı almanız, ispat sürecinde değerlendirilebilecek önemli bir emaredir. Yargıtay kararları ışığında, kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu yetkili mercilere başvurma olanağının bulunmadığı anlarda, kanıtların kaybolmasını engellemek amacıyla karşı tarafın rızası dışında iletişim kaydı alması hukuka uygunluk çerçevesinde ele alınabilmektedir.
Kesinleşmiş bir mahkeme kararı, bu kararı veren hakimin yolsuzluk yaptığına dair güçlü bulgular varsa, resmi bir iptal prosedürü işletilmeden de ayrı bir tazminat davasına konu edilebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hukuki güvenlik ilkesi kavramının mutlak olmadığını ve hakimin rüşvet alması gibi son derece ağır bir ihlalin varlığı durumunda bu ilkeye istisna getirilebileceğini belirtmektedir.
Hakkınızda yapılan haberler varsayımlara veya sorulara dayanıyorsa ve gazetecinin bilgilerin yalan olduğunu bilerek hareket ettiği kanıtlanamıyorsa, ceza verilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, gazetecilerin özellikle kamu görevlileri ve yargı mensupları hakkında kamuoyunu ilgilendiren konularda haber yaparken ifade özgürlüğü kapsamında daha geniş bir korumadan yararlandıkları kabul edilmektedir.
Hayır, devletin kamu çalışanlarına yönelik dürüstlük veya doğruluk testleri yaparken hiçbir makul şüphe olmadan, tamamen rastgele ve ayrım gözetmeksizin gizli gözetim uygulaması insan haklarına aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, yolsuzlukla mücadele meşru bir amaç olsa da, bu tür gizli istihbarat toplama önlemlerinin sınırları net bir şekilde çizilmeli ve ancak belirli bir şüphe veya istihbarat üzerine başlatılmalıdır.
İş yerinizde hakkınızda uygulanan gizli gözetim tedbirleri için alınan mahkeme kararlarının, sırf gizli oldukları gerekçesiyle size gösterilmemesi ve bu tedbirlerin hukuka uygunluğunun denetlenmemesi özel hayata saygı hakkının ihlali niteliğinde olabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen gizli dinleme ve izleme faaliyetlerinin mutlaka kanuna uygun, meşru bir amaca yönelik ve demokratik bir toplumda gerekli olması gerektiğini vurgulamaktadır.
İşvereninize karşı şikayet ve eleştiri sınırlarını aşan, onu töhmet ve zan altında bırakacak ağır ithamlarda bulunmanız durumunda işe iade davasını kazanmanız pek mümkün görünmemektedir. Yargıtay kararlarına göre, işçilerin ödenmeyen fazla mesai ücretleri veya iş güvenliği eksiklikleri gibi hukuka aykırılıkların düzeltilmesi için noter kanalıyla ihtarname göndermesi en doğal haklarıdır.
Yaptığınız suçlamalar tazminatsız şekilde işten çıkarılmanızı gerektirecek ağırlıkta olmasa da, işverenle aranızdaki çalışma ilişkisini çekilmez hale getirdiği için iş akdinizin sonlandırılması hukuken geçerli sayılmaktadır. Mahkemeler, bir işçinin işverenine veya onun temsilcilerine yönelik rüşvet vermek gibi ağır ithamlarda bulunmasını incelerken, bu eylemin iş sözleşmesini derhal bitirmeyi gerektiren haklı bir sebep olup olmadığını değerlendirir.
Size yönelik yalan itiraf baskısı ve makam teklifi, hukuki anlamda irade fesadı hallerinden biri olan tehdit ve rüşvet iddiaları bağlamında incelenebilecek çok ciddi bir konudur. Kaynak metinde de görüleceği üzere, yetkililerin istedikleri yalan itirafları elde edebilmek için mağdurlara Sosyal İşler Bakanlığı gibi yüksek makamlar teklif etmesi ve iş birliği yapılmadığı takdirde kişinin hapis ve işkenceyle cezalandırılacağı yönünde tehditlerde bulunması, hukukun üstünlüğü ilkesine tamamen aykırı bir tutumdur.