Adil Yargılanma Hakkı
Adil Yargılanma Hakkı — 766 SORU & CEVAP listelendi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen bir ihlal kararına dayanarak yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin, mahkemece yetersiz ve otomatik gerekçelerle reddedilmesi adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturur. AİHM'in önceki bir kararında, gözaltında avukat yardımından yararlandırmama nedeniyle ihlal bulduğu ve en uygun giderim yolunun yeniden yargılama olduğunu belirttiği bir durumda, yerel mahkemenin bu usul eksikliğinin davanın esasını etkilemediğini savunarak talebi reddetmesi hukuka aykırıdır.
Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü kanun yollarında, eğer yerel mahkeme sadece şekli bir inceleme yapmayıp davanın esasını yeniden değerlendiriyorsa, bu süreçte adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilebilir. Normal şartlarda yargılamanın yenilenmesi başvuruları doğrudan suçlamanın esasına ilişkin bir karar niteliği taşımaz.
İdari yargılamalarda savcının duruşma esnasında sözlü mütalaa sunması ve sizin buna cevap vermemiş olmanız, tek başına silahların eşitliği ilkesinin veya adil yargılanma hakkınızın ihlal edildiği anlamına gelmez. İlgili iç hukuk kurallarına göre, idari yargılamalarda savcının hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla davaya özel bir taraf olarak katılması mümkündür.
İstinaf mahkemesinin, sizi beraat ettiren ve kararda belirleyici olan uzman tanıkları bizzat yeniden dinlemeden beraat kararını bozarak mahkumiyet kararı vermesi adil yargılanma hakkı ihlali sayılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir üst mahkeme ilk derece mahkemesinin kararını bozacaksa ve bu bozma kararını doğrudan duruşmada dinlenen tanık veya uzmanların ifadelerini farklı bir şekilde yorumlayarak yapacaksa, bu kişileri mutlaka yeniden dinlemek zorundadır.
Duruşmalara kendi kusurunuzla katılmamanız ve avukatınız aracılığıyla da temsil edilmemeniz, aleyhinize ifade veren kişileri sorgulama imkanınızı yitirmenize yol açabilir. Soruşturma aşamasında aleyhinize verilen ifadelerin mahkemede tartışılabilmesi için duruşmalarda bizzat veya avukatınızla hazır bulunmanız beklenir.
İşvereninizin hakkınızda somut bir delil sunmadan yalnızca soyut bir şüpheye dayanarak iş sözleşmenizi feshetmesi ve mahkemelerin bu durumu yeterince incelemeden onaylaması adil yargılanma hakkı kapsamında sorun teşkil edebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu tür uyuşmazlıklarda aradığı temel şart, yerel mahkemelerin işverenin ileri sürdüğü şüphelerin sizin kişisel durumunuzla nasıl bir nedensellik bağı kurduğunu açıkça ortaya koymasıdır.
İş sözleşmenizin feshedilmesinin ardından işverenden kıdem ve ihbar tazminatlarınızı tahsil etmiş olmanız, yargılama sürecindeki usul eksikliklerinden kaynaklanan adil yargılanma hakkı ihlali iddialarınızı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yaklaşımına göre, işe iade davasında mahkemenin fesih türünü değiştirerek size tazminat yolunu açmış olması ve sizin de bu hakkınızı kullanmanız, davanın esasına yönelik yeterli ve adil bir inceleme yapılmadığı gerçeğini telafi etmeyebilir.
Devlet görevlilerinin ve özellikle iddia makamını temsil eden savcıların, henüz kesinleşmemiş bir dava hakkında sanığın suçlu olduğu izlenimini yaratan açıklamalar yapması masumiyet karinesini doğrudan ihlal eder. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devam eden bir ceza yargılaması sırasında basına konuşan bir savcının, sanığın suçluluğuna dair kamuoyunda inanç oluşturacak ifadeler kullanmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Kendi kusurunuzla duruşmaya katılmanızı imkansız hale getirdiyseniz, mahkeme yokluğunuzda yargılamaya devam edebilir ve yurtdışında kendi eyleminiz sonucu tutuklanmış olmanız geçerli bir mazeret sayılmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, hakkınızdaki yargılama devam ederken kendi isteğinizle ve yasadışı yollarla yurtdışına kaçmanız durumunda ortaya çıkan tutukluluk hali bir mücbir sebep olarak değerlendirilmemektedir.
Avukatınızın duruşma salonunu terk etmesi tamamen kendi bilinçli usul stratejisinin bir parçasıysa, savunmasız kaldığınız gerekçesiyle yargılamanın adaletsiz olduğunu iddia edemezsiniz. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına göre, bir sanığın avukatı duruşmaya katılıp davanın ayrılmasını talep ettikten sonra talebi reddedilince salonu terk etmeyi tercih ediyorsa, bu durum sanığın savunma makamı tarafından alınmış kasıtlı bir karar olarak kabul edilir.