Adil Yargılanma Hakkı
Adil Yargılanma Hakkı — 766 SORU & CEVAP listelendi.
Adaletin hızlı ve etkin tecellisi amacıyla kurulan Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP), yargısal süreçleri kolaylaştırmakla birlikte, sistemin düzgün çalışmamasından kaynaklanan ciddi hak kayıpları hukuken korunmaktadır. Bilişim sistemindeki teknik bir arıza, sunucu çökmesi veya yazılımsal bir iletişim hatası nedeniyle yasal süresi içinde gönderdiğiniz evrakın dosyaya yansımaması, doğrudan vatandaşın kusuru olarak değerlendirilemez.
Farklı bir ilde bulunan mahkemenize fiziksel olarak gitmenize gerek kalmadan, bulunduğunuz yerdeki adliyeden teknolojik imkanlar aracılığıyla ifade vermeniz mümkündür. Ceza muhakemesi sistemimizde yer alan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi sayesinde, mahkemenizin bulunduğu şehre seyahat etmeksizin, sesinizin ve görüntünüzün aynı anda duruşma salonuna elektronik ortamda iletilmesi yoluyla ifadeniz alınabilmektedir.
Yüz tanıma teknolojileri, özellikle eğitim verilerinin yetersizliği veya ön yargılı olması nedeniyle belirli bir ırk veya ten rengine mensup kişileri yanlış teşhis edebilmekte olup bu durum yasal hak arama süreçlerine konu edilebilir. Sistemlerin, farklı cinsiyet ve ten renginden yeterli örnek içermeyen verilerle eğitilmesi durumunda ortaya çıkan bu yanılma payı, kişilerin haksız yere suçlanması gibi ağır mağduriyetler yaratabilmektedir.
Öngörücü kolluk faaliyetleri kapsamında yapay zeka sistemlerinin istatistiksel verilere dayanarak suç şüphesi oluşturması, adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi ihlali iddialarıyla yargı makamları önüne taşınabilecek çok yönlü ve karmaşık bir hukuki konudur. Suçun işlenmeden önce geçmiş polis kayıtları, sosyal medya ihbarları ve lokasyon verileri üzerinden algoritma yardımıyla tahmin edilmesi, uygulamada ayrımcı ve önyargılı profil çıkarma sonuçları doğurma riski barındırmaktadır.
Hukuken hala eşiniz dahi olsa, açık rızanız veya mahkeme kararı olmadan evlilik öncesine ait hastane kayıtlarınız gibi son derece mahrem ve özel nitelikli kişisel verilerinizi gizlice ele geçirip davanın esasına sunması, hukuka aykırı bir müdahale olarak değerlendirilmeye son derece elverişlidir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da vakıa bazlı olarak istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, kişinin sağlık verilerinin üçüncü kişilerce veya eşi tarafından izinsiz olarak elde edilmesi ve mahkemelere delil olarak sunulması eylemi, kişisel verilerin korunması hakkı ile iddia edenin adil yargılanma hakkı arasında bir hukuki çatışma yaratsa da, çoğu zaman anayasal kişilik hakkının ağır bir ihlali niteliğinde görülmektedir.
Ceza yargılamasında sanığın mahkeme salonunda bizzat bulunma imkânı elinden alınarak isteği dışında uzaktan bağlantı ile savunma yapmaya zorlanması, hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir adil yargılanma hakkı ihlali şüphesi doğurur. Mevzuatımızda ve yüksek mahkeme kararlarında vurgulandığı üzere, sanığın hakimiyle doğrudan yüz yüze gelmesini sağlayan vasıtasızlık ilkesi, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için temel bir güvencedir.
İdari makamlar tarafından yürütülen soruşturmalarda kendinizi sözlü olarak ifade etme talebinizin karşılanmaması, mevzuatın kuruma tanıdığı çerçevenin darlığından kaynaklanabilmektedir. Ancak anayasal bir güvence olan adil yargılanma hakkı ve idari usul ilkeleri uyarınca, muhatapların yaptırım öncesinde iddia ve savunmalarını etkili biçimde, yüz yüze anlatabilmeleri savunma hakkının özünü oluşturur.
Bu tür geçmişe dayalı profesyonel ilişkiler her zaman yargılamanın tarafsızlığını otomatik olarak bozmaz, durum olayın özel şartlarına ve ne kadar zaman geçtiğine bağlı olarak değerlendirilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir hâkimin geçmişte karşı tarafın avukatından hukuki hizmet almış olmasının tek başına mahkemenin objektif tarafsızlık ilkesini zedelemeyeceğini belirtmektedir.
Mahkemelerin benzer davalarda farklı kararlar vermesi tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yerel mahkemelerin içtihatlarındaki bu tür farklılıkların yargı sisteminin doğasında var olan bir durum olduğunu kabul etmektedir.
Mahkemelerin meşru bir amaca hizmet ettiği ve adil yargılanma gereklerine uygun olarak düzenlendiği sürece ifadelerin video bağlantısı yoluyla alınması veya ulusal güvenlik gerekçesiyle bazı belgelerin gizlenmesi doğrudan adil yargılanma hakkı ihlali sayılmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, duruşmalara video konferans ile katılmanın, taraflara kendilerini ifade etme konusunda makul bir fırsat sunduğunu ve onları rakiplerine karşı önemli bir dezavantajlı duruma düşürmediğini belirtmiştir.