Evet, devletin kamu güvenliğini ve demokratik düzeni korumak amacıyla, şiddet ve kışkırtma riski taşıyan toplanmaları ve yürüyüşleri belirli şartlar altında yasaklama veya kısıtlama hakkı bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, her ne kadar toplanma özgürlüğü demokratik bir toplumun temel değerlerinden biri olsa da bu hak mutlak değildir.
Hayır, geçmişte düzenlenen etkinliklerin barışçıl geçmiş olması, yetkililerin değişen güncel koşullar ve artan güvenlik riskleri ışığında yeni bir etkinliği yasaklamasını tek başına hukuksuz hale getirmez. İfade ve toplanma özgürlüğüne yönelik müdahaleler değerlendirilirken, o anki uluslararası siyasi durum ve toplumdaki güncel atmosfer büyük önem taşımaktadır.
Barışçıl bir gösteride biber gazından korunmak amacıyla basit bir plastik siperlik taktığınız için size cezai bir yaptırım uygulanması, toplantı hakkınıza yönelik orantısız bir müdahale olarak değerlendirilebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, gösteriyi düzenleyenlerin veya katılımcıların şiddet içerikli niyetleri kanıtlanmadığı sürece barışçıl nitelikteki eylemler toplantı özgürlüğü kapsamında korunmaya devam eder.
Bir gösteri sırasında üzerinize taktığınız bir nesneye yazdığınız slogan her ne kadar bir görüş açıklaması olsa da, asıl cezalandırma nedeni nesnenin kendisiyse bu durum ifade özgürlüğünden ziyade barışçıl toplantı hakkı çerçevesinde incelenir. Mahkeme içtihatlarına göre, kişi sadece koruyucu bir malzeme taşıdığı gerekçesiyle mahkûm edilmişse ve görüşünü açıkladığı için ayrıca bir cezalandırma söz konusu değilse, bu olayda ifade özgürlüğü hakkına ayrı bir müdahale olduğu söylenemez.
Gösteri esnasında kolluk kuvvetleri tarafından size herhangi bir uyarı yapılmaması ve sonrasında doğrudan cezai bir yaptırımla karşılaşmanız, müdahalenin orantılılığı açısından ciddi hukuki soru işaretleri doğurabilir. Kanunlar halka açık toplantılarda belirli nesnelerin taşınmasını yasaklamış olsa da, uygulamada kamu güvenliği veya düzenine yönelik somut bir tehdit bulunmadığı durumlarda yetkili makamların bu yasaktan muafiyet tanıma yetkisi bulunabilmektedir.
Sırf bir derneğin isminde belirli bir etnik kökene atıf yapılması, derneğin tescil edilmemesi için tek başına yeterli ve haklı bir gerekçe oluşturamaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, isim seçimi dernek kimliğinin önemli bir parçasıdır ve kamu düzenine açık ve somut bir tehdit oluşturmadığı sürece bu durum örgütlenme özgürlüğü hakkının ihlali anlamına gelir.
Sadece kurucuların niyetlerine dair varsayımlara veya şüphelere dayanılarak bir derneğin tescil edilmemesi hukuka uygun değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, yetkili makamların bir derneğin faaliyetlerini daha başlamadan önce durdurabilmesi için, o yapının gerçekten demokratik topluma veya kamu düzeni ilkelerine yönelik somut bir tehdit oluşturduğunun kanıtlanması gerekir.
Doktorların hayati bir tehlike veya acil bir tıbbi zorunluluk bulunmadığı sürece hastanın önceden açık rızasını almadan ameliyatın kapsamını genişletmeleri hukuka uygun kabul edilmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yaklaşımına göre, eğer ameliyat sırasında ortaya çıkan durum hastanın hayatını derhal tehdit eden ve acil müdahale gerektiren bir acil durum değilse, hastanın önceden bilgilendirilmediği bir doku veya organ çıkarım işlemi yapılamaz.
İç hukuk yollarında hakkınızı arayıp Yüksek İdare Mahkemesi gibi mercilerden sonuç alamamanız halinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu işlemi halkın yasama organını seçme iradesine yapılmış ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirir. Olayda milletvekilliğinin düşürülmesi kararının Merkez Seçim Kurulu tarafından değil, doğrudan siyasi partinin olağanüstü kongresi tarafından alınması ve sonrasında yerel mahkemelerin bunu onaması, hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Polis tarafından barışçıl bir gösteri sırasında herhangi bir şiddet eylemine karışmamış olmanıza rağmen plastik mermi gibi mühimmatlarla veya fiziksel güç kullanılarak yaralanmanız, temel haklarınızın ihlali anlamına gelebilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, güvenlik güçlerinin bir kalabalığı dağıtmak için başvurduğu gücün mutlaka kesin bir zorunluluğa dayanması ve hedeflenen amaçla orantılı olması gerektiğini belirtmektedir.