Hakkınızdaki iddiaların ve delillerin gizli tutularak size bildirilmemesi, sınır dışı edilme sürecinde sahip olduğunuz usul güvencelerini ihlal edebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, yasal olarak ikamet eden bir yabancının sınır dışı edilmesi kararı alınırken, kişinin ulusal güvenlik için neden tehdit oluşturduğuna dair temel olgusal unsurlar hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Özel bir mekanda düzenlenen barışçıl bir toplantının veya eğitimin kolluk kuvvetleri tarafından aniden ve haklı bir gerekçe sunulmadan dağıtılması, toplanma özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yetkililerin barışçıl etkinliklere müdahale edebilmesi için demokratik bir toplumda zorunlu olan ve kamu güvenliğini tehdit eden acil bir sosyal ihtiyacın bulunması gerektiğini vurgulamaktadır.
Mahkeme kararıyla bir internet platformunun belirli bir içeriği veya hesabı barındırmaya zorlanması ve buna uymaması halinde katlanarak artan cezalarla tehdit edilmesi, platformun ifade özgürlüğüne yönelik orantısız bir müdahale teşkil etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, ifade özgürlüğü sadece bilgi ve fikirleri yayma hakkını değil, aynı zamanda belirli bir içeriği veya görüşü yayınlamama, yani susma hakkını da güvence altına almaktadır.
Olağanüstü hâl koşulları veya bu dönemde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, mahkemelerin keyfiliği önleyecek düzeyde yeterli bir yargısal denetim yapma yetkisini ve adil yargılama kurallarını tamamen ortadan kaldıramaz. Sözleşmeye taraf bir devletin, ulusun yaşamını tehdit eden bir tehlike durumunda bazı yükümlülüklerini askıya alma hakkı bulunsa da, bu durumun kesin olarak gerekli kıldığı sınırların aşılmaması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin temel niteliğinin her koşulda korunması gerekmektedir.
İnternet üzerinden şahsınızı doğrudan hedef alan tehdit ve nefret söylemi içerikli saldırılarda, savcılığın sizi mağdur olarak kabul etmemesi ve kararlara itiraz hakkınızı elinizden alması adil bir hukuki süreçle bağdaşmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, doğrudan sizin psikolojik bütünlüğünüzü ve itibarınızı zedeleyen, adınızın ve fotoğrafınızın paylaşıldığı bu tür şiddet içerikli gönderilerde sizin tartışmasız bir şekilde suçtan zarar gören kişi olduğunuzu vurgulamaktadır.
Devletin, kamuya açık etkinliklerde genel güvenliği sağlamak için uygun bir planlama yapması halinde, öngörülemeyen ani saldırılardan dolayı doğrudan sorumlu tutulması her zaman mümkün değildir. Mahkeme içtihatlarına göre yetkililerin önleyici operasyonel tedbirler alma yükümlülüğü, ancak belirli bir gruba veya kişiye yönelik somut ve yakın bir tehlikenin varlığının polis tarafından bilinmesi durumunda devreye girmektedir.
Devletin güvenlik görevlileri tarafından hakkınızda rızanız dışında bilgi toplanması ve bu bilgilerin size karşı bir baskı unsuru olarak kullanılıp işbirliğine zorlanmanız, özel hayata saygı hakkı kapsamında açık bir ihlal teşkil edebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin incelediği emsal bir olayda, istihbarat teşkilatı ajanının bir vatandaşı gizli işbirliğine ikna etmeye çalışması ve reddedilmesi üzerine kişinin kariyeri, ailesi ve geleceği hakkında şantajvari söylemlerde bulunması hukuka aykırı bulunmuştur.
Devlet görevlilerinin size yönelik tehdit veya yasadışı eylemleri hakkında ciddi ve inandırıcı kanıtlar sunmanıza rağmen yetkililerin soruşturma başlatmaması, devletin etkili soruşturma yükümlülüğü bağlamında bir hak ihlali doğurur. Mahkeme'nin kararına konu olan bir davada, başvurucu, bir istihbarat ajanının kendisini işbirliğine zorladığına ve reddedince ailesiyle, işiyle ve ülkeye giriş çıkışıyla ilgili tehditlerde bulunduğuna dair bir ses kaydı sunarak suç duyurusunda bulunmuştur.
Devlet yetkililerinin haksız baskı ve tehditleri nedeniyle özel hayatınızın ihlal edilmesi ve şikayetlerinizin sonuçsuz bırakılması durumunda, yaşadığınız psikolojik zarar karşılığında manevi tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, istihbarat görevlileri tarafından muhbirlik yapmaya zorlanan ve tehdit edildikten sonra ülkesini terk etmek durumunda kalan bir başvurucunun davasında bu zararın ciddiyetini dikkate almıştır.
Çocukluktan beri aynı ülkede yaşıyor olsanız bile, ciddi bir uyuşturucu suçu işlediğinizde sınır dışı edilmeniz mümkündür. Mahkemeler bu tür durumlarda kişinin özel hayatına saygı hakkı ile kamu düzeninin korunması arasındaki dengeyi değerlendirmektedir.