Evet, kamu düzeni veya ulusal güvenlik açısından belirgin ve ciddi bir risk oluşturduğunuz tespit edilirse, devletin size pasaport vermeyi reddetmesi hukuka uygundur. Mahkeme kararına göre, geçmişte bir terör örgütünün faaliyetlerine katılmak suçundan mahkumiyet alan ve hakkında istihbarat birimleri tarafından hazırlanan gizli raporlarda radikalleşme eğiliminin devam ettiği belirtilen kişilerin pasaport talepleri reddedilebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, işyerindeki yöneticinizle geçmişte imzalamış olduğunuz ve cinsel pratikleri içeren herhangi bir belge, cinsel saldırı iddialarını otomatik olarak geçersiz kılmaz. Mahkeme, özgür irade ile verilmiş bir rızanın eylemin gerçekleştiği an mevcut olması gerektiğini ve doğası gereği her zaman geri alınabileceğini belirtmektedir.
Hukuk mahkemeleri tarafından özel kişiler veya şirketler arasındaki bir uyuşmazlık sonucunda haksız fiile dayalı olarak yüksek miktarda tazminat ödemeye mahkum edilmeniz, tek başına mülkiyet hakkınızın ihlali anlamına gelmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin buradaki rolünün sadece taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek bir yargı sistemi sunmak olduğunu ve doğrudan bir malvarlığı müdahalesinde bulunmadığını vurgulamaktadır.
Evet, hapishanede kendi isteğiniz dışında ve alt bir grupta yer aldığınız gerekçesiyle diğer mahkumlar tarafından çalıştırılmanız zorla çalıştırma yasağı ihlali sayılır ve bu durumu şikayet edebilirsiniz. Normal şartlarda mahkumların cezaevi kuralları gereği yapması gereken olağan işler zorla çalıştırma olarak kabul edilmese de, bir işin yaptırılması mahkumlar arasındaki gayri resmi hiyerarşiye ve ayrımcılığa dayanıyorsa durum değişir.
Tutukluluk haliniz devam ederken, eğer mahkeme kaçma veya suçu tekrarlama riski görüyorsa meclis oturumlarına katılmanız veya yemin etmeniz engellenebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu tür durumlarda kamu düzeninin sağlanması ve suçun tekrarının önlenmesi amacıyla alınan kısıtlama kararlarının hak ihlali oluşturmayabileceğini belirtmektedir.
Fiziksel bir darp olmasa bile, size karşı yürütülen bu tür sistematik psikolojik manipülasyon, aşağılama ve sürekli kontrol altında tutma eylemleri kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir muamelenin bu yasak kapsamına girebilmesi için belirli bir asgari ağırlık eşiğine ulaşması gerekir; ancak bu eşik sadece fiziksel şiddetle sınırlı değildir.
Olayın yaşandığı dönemde psikolojik şiddetin doğrudan ve tek başına ayrı bir suç olarak kanunlarda tanımlanmamış olması, devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletlerin psikolojik şiddet eylemlerini cezalandırmak için belirli ve tek tip bir yasama yaklaşımını benimsemek zorunda olmadığını belirtmektedir.
Devletin, seçim süreçlerinin bütünlüğünü düşman devletlerin dezenformasyon ve siber saldırılarına karşı korumak için yasal ve kurumsal bir çerçeve oluşturma yönünde pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, demokratik seçimlere yönelik siber müdahaleler ve sahte haber kampanyaları gibi gerçek ve yakın bir tehdit söz konusu olduğunda, devletlerin tamamen pasif kalamayacağını açıkça belirtmektedir.
Seçmenlerin özgür iradelerini yansıtabilmeleri için devletin, demokratik seçimleri dış müdahalelerden ve özellikle dezenformasyon kampanyalarından koruyacak etkili bir hukuki ve kurumsal çerçeve oluşturma şeklinde pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Mahkeme, düşman bir devletin siber saldırılar, trol hesaplar ve yanlış bilgi yayma gibi yöntemlerle seçimlere müdahale etme riskinin gerçek ve yakın olduğu durumlarda, devletin pasif kalamayacağını vurgulamaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, polis karakolunda devletin kontrolü altındayken bireylere yönelik gerçekleştirilen nedensiz fiziksel ve psikolojik şiddeti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 3 kapsamında insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağının ihlali olarak değerlendirmektedir. Cioffi v.