Bireyin iç huzurunu ve karar verme özgürlüğünü hedef alan tehdit eylemleri, Türk Ceza Kanunu kapsamında kişi hürriyetine karşı işlenmiş ciddi bir suçtur. Mağdurun psikolojik ve fiziksel güvenliğinin derhal sağlanması ve failin yasal yaptırımlarla yüzleşmesi için sürecin gecikmeksizin, somut delillerle adli makamlara taşınması kritik önem taşır.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu, kart sistemlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli bilişim suçlarını düzenlemektedir. Sahte belge düzenleme, izinsiz kart çıkarma ve bilgi güvenliği ihlalleri gibi suçlar ağır yaptırımlara tabi tutulurken, bu ihlallerin soruşturması özel usullere bağlanmıştır.
Bu makalede, elli altı elli bir sayılı Kanun’un sekize a maddesi uyarınca uygulanan internet içeriklerinin çıkarılması ve erişimin engellenmesi tedbirleri, bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları ışığında, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idarenin yetkileri hukuki bağlamda analiz edilmektedir.
Kişisel verilerin korunması, Türk hukukunda hem anayasal bir temel hak hem de özel hukuk kapsamında korunan bir kişilik değeridir. Bireylerin verileri üzerindeki hakimiyeti, Anayasa'nın özel hayatın gizliliği hükümleriyle güvence altına alınırken, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu çerçevesinde hukuka aykırı müdahalelere karşı etkin yollar sunulur.
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), kişisel veri koruma alanında evrensel bir hukuki standart getirmiştir. Bu yazıda uzman avukat perspektifiyle, GDPR'ın maddi ve bölgesel kapsamı, temel hukuki kavramları ve önceki veri koruma direktifine kıyasla hukuk sistemine kazandırdığı köklü yenilikler detaylıca incelenmektedir.
Bu makalede, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun hukuki mahiyeti incelenmektedir. Ayrıca, bu suçun şantaj, hırsızlık, banka kartlarının kötüye kullanılması ve karşılıksız çek gibi diğer malvarlığı ve bilişim suçlarıyla olan yapısal farkları detaylıca ele alınmaktadır.
Sermaye piyasalarının dijitalleşmesiyle birlikte, piyasa dolandırıcılığı suçları bilişim ağları üzerinden elektronik ortamda işlenmeye başlanmıştır. Bu makalede, işleme dayalı piyasa dolandırıcılığının bilişim sistemleri vasıtasıyla nasıl gerçekleştirildiği ve eylemlerin SPKn kapsamındaki hukuki niteliği avukat perspektifiyle incelenmektedir.
Bilişim dolandırıcılığı, teknolojik gelişmelerle birlikte malvarlığına karşı işlenen ve geleneksel suçlardan farklılaşan nitelikli bir haksızlıktır. Bu makalede, bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenen dolandırıcılık suçunun diğer bilişim ve malvarlığı suçlarından farkları ile hukuki yaptırımları, yargılama usulü ve zamanaşımı süreleri incelenmektedir.
Bilişim sistemlerine yönelik saldırı yöntemleri ve bu saldırıları gerçekleştiren faillerin kriminolojik profilleri, siber güvenlik ve bilişim hukuku açısından büyük önem taşımaktadır. Zararlı yazılımlar, yemleme ve sosyal mühendislik gibi çeşitli yöntemler, farklı motivasyonlara sahip siber suçlular tarafından kötüye kullanılmaktadır.
Bilişim hukuku, teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan, verilerin elektronik ortamda işlenmesi ve ağlar üzerinden aktarılması süreçlerini düzenleyen yeni bir disiplindir. Bu makalede bilişim sistemlerinin yapıtaşları, tarihsel gelişimi ve uluslararası alandaki siber suç sözleşmeleri gibi temel yasal dayanaklar incelenmektedir.
Bilişim sistemine girme suçu kapsamında failin cezai sorumluluğunu belirleyen kusurluluk halleri, yargılama usulü, mahkeme yetkileri ve öngörülen hukuki yaptırımlar teknik detaylarıyla incelenmektedir. Suçun özel görünüş şekilleri ile infaz ve dava zamanaşımı süreleri yasal çerçevede avukat perspektifiyle ele alınmıştır.