Reklamlarda ısrarla ev işlerinin kadına, teknoloji veya güç gerektiren işlerin erkeğe atfedilmesi, çocuklara yönelik geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarının dayatılması anlamına gelir ve bu durum eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. Yayın ilkeleri ve uluslararası çocuk hakları standartları, çocukların ayrımcılığa uğramadan, özgürce potansiyellerini keşfedebilecekleri eşit fırsatlarla büyüme hakkını teminat altına almıştır.
İşe alım sürecinde size hamilelik planlarınızın veya çocuk düşünüp düşünmediğinizin sorulması, özel hayatınızın gizliliğini ihlal eden ve hukuka aykırı olabilecek bir durumdur. İşverenlerin, işin niteliği ile doğrudan ilgisi olmayan ve özellikle evden yürütülecek bir görevde hiçbir fiili gerekliliği bulunmayan bu tür hassas sağlık verilerini talep etmesi, yasal sınırlar içindeki meşru bir menfaate dayanmamaktadır.
Doğrudan yanıt: E-ticaret platformlarının kişisel özelliklerinizi ve satın alma davranışlarınızı analiz ederek size farklı fiyatlar sunması, kişiselleştirilmiş dinamik fiyatlandırma uygulaması olarak adlandırılmaktadır. Cihaz türünüz, konumunuz veya geçmiş alışveriş alışkanlıklarınız gibi veriler kullanılarak farklı fiyatlar çıkarılması, eşit davranma ilkesi ile ayrımcılık yasağı ihlaline ilişkin önemli bir emare olarak değerlendirilebilir.
İş başvurusunda bulunan kadın adaylara biyolojik nedenler veya işin niteliği zorunlu kılmadıkça hamileliğe ilişkin sorular yöneltilmesi, hukuken ayrımcılık yasağının ihlali bağlamında değerlendirilebilecek bir eylemdir. Hukukumuzda yer alan eşitlik ilkesi gereğince, istihdam sürecinde hamilelik veya annelik gerekçesiyle adaylara farklı bir muamele yapılması veya iş başvurusunun bu nedenle reddedilmesi açıkça yasaklanmıştır.
İş görüşmeleri sırasında size medeni durumunuz, evlilik planlarınız veya hamilelik durumunuzla ilgili sorular sorulması, kural olarak yasal değildir ve doğrudan özel hayatınıza haksız bir müdahaledir. İşin niteliği mutlak surette gerektirmedikçe, işverenin bu tür bilgileri talep etmeye hakkı yoktur ve sizin de bu sorulara doğru cevap verme gibi bir zorunluluğunuz bulunmamaktadır.
İş başvurunuzun hiçbir insan müdahalesi olmaksızın doğrudan yapay zeka algoritmaları tarafından reddedilmesi, bireylerin haklarını ve hukuki durumlarını derinden etkileyebilen otomatik karar alma süreçlerinin tipik ve sıklıkla karşılaşılan bir örneğidir. Algoritmaların eğitildiği verilerdeki mevcut önyargılar nedeniyle, cinsiyetiniz, yaşınız veya eğitim geçmişiniz gibi etkenler üzerinden sistematik olarak dezavantajlı konuma düşürülmeniz, ayrımcılık yasağı kapsamında hukuki incelemeye esas oluşturabilecek ciddi bir eylemdir.
İş sağlığı ve güvenliği bakımından hayati bir risk taşımayan standart bir ofis işinde, işverenin sizi zorla kan, alkol veya HIV testine tabi tutması vücut dokunulmazlığınızı ve temel haklarınızı ihlal edebilecek bir durumdur. Şoförlük veya maden işçiliği gibi çok tehlikeli pozisyonlar dışında, işverenin makul bir şüphesi bulunsa dahi sizin rızanız olmadan bu tarz bedensel testleri dayatması hukuka uygun görülmemektedir.
Sağlık sigortası ödemelerinde yaşınıza ve solunum cihazına bağlı olmanıza dayanılarak farklı bir muameleye tabi tutulmanız, bu durumun nesnel ve makul bir bilimsel veya ekonomik gerekçesi varsa hukuken ayrımcılık olarak kabul edilmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kanser hastalarına veya farklı yaş gruplarındaki aynı hastalığa sahip kişilere sunulan imkanların size sunulmamasını değerlendirirken, devletlerin ekonomik ve sosyal nitelikli genel önlemler alırken geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Engellilik durumu tek başına bir ebeveynin çocuğunun velayetinden yoksun bırakılması için bir gerekçe oluşturamaz, ancak mahkemeler karar verirken öncelikle çocuğun üstün yararını gözetmek zorundadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına göre, devletin engelli bir ebeveyne çocuğuna bakabilmesi için makul düzeyde destek ve uyumlandırma sağlaması gerekmektedir.
Eşcinsel olduğunuz için size saldıran kişilere, saldırının ardındaki nefret saiki göz ardı edilerek son derece hafif ve caydırıcılıktan uzak cezalar verilmesi açık bir insan hakları ihlali sayılabilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, cinsel yönelim temelli şiddet olaylarında devletlerin, saldırganları yalnızca basit bir darp suçundan değil, olayın barındırdığı ayrımcı tutumu da hesaba katarak cezalandırması gerektiğini vurgulamaktadır.