Sizinle eşdeğer statüde bulunan çalışma arkadaşlarınızın size karşı sürekli olarak aşağılayıcı, küçük düşürücü davranışlar sergilemesi ve hakkınızda iftira atarak dedikodu yapması, yatay mobbing olarak adlandırılan ve hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylemdir. Eşit statüdeki kişilerin rekabet adı altında hatalarınızı sürekli dile getirmesi, sizi kasten görmezden gelmesi veya fiziksel özelliklerinizle alay etmesi, iş hukukunda yatay mobbing kapsamında değerlendirilebilecek haksız davranışlar arasındadır.
Psikolojik taciz eylemleri çalışma hayatında sadece hiyerarşik olarak üst konumda bulunan yöneticiler tarafından astlara yönelik olarak gerçekleştirilmez, aynı statüdeki çalışanlar arasında yaşanan sistematik düşmanca davranışlar da hukuki koruma altındadır. Eşit pozisyonda bulunduğunuz bir meslektaşınızın sizi sürekli aşağılaması, dışlaması, arkanızdan dedikodu üretmesi ve işinizi sabote etmesi uygulamada yatay mobbing olarak adlandırılmakta olup, bu durum da açıkça kişilik haklarına saldırı niteliğindedir.
İş arkadaşlarınız tarafından çalışma ortamında kasıtlı olarak dışlanmanız ve yalnızlığa terk edilmeniz, aynı hiyerarşik düzeydeki kişilerce uygulanan psikolojik şiddetin belirgin göstergelerinden biridir. Bireyin sosyal olarak izole edilmesi, gruptan dışlanması ve kendisine yönelik iletişim mekanizmalarının kesilmesi, literatürde yatay mobbing olarak adlandırılan ve çoğunlukla rekabet veya kıskançlık duygularıyla beslenen bir eylem türüdür.
Doğal dil işleme ve metin analizi yapan yapay zeka araçlarının, toplumdaki mevcut ön yargıları kopyalayarak cinsiyet temelinde ayrımcı ve kalıp yargılara dayalı çeviriler yapması hukuken ve etik olarak mücadele edilebilir bir alandır. Çeviri algoritmalarının cinsiyetsiz dillerden İngilizceye çeviri yaparken, örneğin hemşireliği otomatik olarak kadınlara, doktorluğu ise erkeklere atfetmesi, eğitim verilerinin ön yargılı olmasından kaynaklanan sistematik bir hatadır.
Şirketin oluşturduğu iş organizasyonu kapsamında teknolojik iletişim vasıtaları ile işinizi evden yürütmeniz, işyerinde ofis ortamında çalışan diğer emsal çalışanlara göre daha az hakka sahip olmanızı gerektirmez. Mevzuatımızda bu tür teknoloji destekli çalışma biçimi uzaktan çalışma olarak adlandırılmakta olup, yasal düzenlemeler uyarınca bu çalışanlar esaslı bir neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin niteliğinden ötürü emsal işçiye göre farklı bir işleme tabi tutulamazlar.
İş alım süreçlerinde kullanılan algoritmik sistemlerin, eğitim verilerindeki ön yargılar sebebiyle cinsiyet temelinde ayrımcı sonuçlar doğurması hukuken ve fiilen mümkün bir durumdur. Yapay zeka sistemleri, geçmişteki verilerden öğrenirken, daha önce o pozisyona genellikle erkeklerin seçilmiş olması gibi faktörleri baz alarak kasıtlı ayrımcılık veya dolaylı ayrımcılık yapabilmektedir.
Bir algoritma veya yapay zeka tarafından hakkınızda verilen kararlar neticesinde iş başvurunuzun ya da vize talebinizin reddedilmesi, ilgili işlemin hukuki geçerliliğinin sorgulanmasına esas oluşturabilecek güncel bir hukuki sorundur. Yapay zeka sistemlerinin verileri otonom şekilde işlerken, programcılarının değer yargılarını taşıyabilmeleri veya eğitim verilerindeki eksiklikler nedeniyle şeffaf olmayan önyargılı kararlar verebildikleri tespit edilmiştir.
İşe alım süreçlerinde kullanılan gelişmiş algoritmaların sırf kadın olduğunuz gerekçesiyle başvurunuzu doğrudan sistemden elemesi, ayrımcılık kapsamında hukuki bir incelemeye tabi tutulabilecek çok ciddi bir ihlal şüphesidir. Yapay zeka sistemleri, onları programlayan veya eğiten kişilerin farkında olmadan sisteme yüklediği önyargılı verilerle öğrenim görmüş olabilir.
Veganlık gibi hayvan sömürüsünü reddeden köklü etik duruşların ve yaşam biçimlerinin hukuki güvence altına alınması hızla gelişen bir alandır ve karşılaştığınız durum ayrımcılık yasağı kapsamında hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir eylemdir. Bazı modern hukuk sistemlerinde ve yargı içtihatlarında, veganlık yalnızca basit bir beslenme tercihi değil, korunması gereken felsefi bir inanç olarak kabul edilmektedir.
Algoritmaların posta kodu, yaş, alışveriş alışkanlığı gibi veriler üzerinden dolaylı çıkarımlar yaparak sizi belirli bir risk kategorisine yerleştirmesi ve hizmet almanızı engellemesi ayrımcılık yasağı ihlali şüphesi doğuran çok ciddi bir durumdur. Veri işleme faaliyetlerinin mutlaka hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması şarttır; dolayısıyla salt görünüşte tarafsız gibi duran ancak sonuçları itibarıyla belirli bir grubu veya kişiyi sistematik olarak dezavantajlı konuma düşüren otomatik kararların hukuka aykırı kabul edilmesi kuvvetle muhtemeldir.