İş hukukunda giderek daha fazla önem kazanan mobbing, hukuki sonuçları olan sistematik bir şiddet türüdür. Bu makalede mobbingin hukuki tanımı, işçi ve işveren ilişkilerindeki türleri ve uyuşmazlıktan iş akdinin feshine kadar uzanan süreç aşamaları hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Eğitim kurumlarında öğretmenler arasında yaşanan yatay mobbing, dışlama, dedikodu ve haksız rekabet gibi eylemlerle ortaya çıkan ciddi bir psikolojik şiddet türüdür. Bu makalede, meslektaşlar arası psikolojik tacizin yansımaları ve bu eylemlere karşı öğretmeni koruyan mevcut hukuki dayanaklar incelenmektedir.
Eğitim kurumlarında öğretmenlerin meslektaşlarına yönelik sergilediği dışlama, dedikodu, sosyal medyada asılsız paylaşımlar ve dijital linç gibi eylemler, yatay ve dijital mobbing kapsamında değerlendirilir. Bu makale, öğretmenler arası sınır ihlallerini ve bu ihlallerin 657 sayılı Kanun çerçevesindeki hukuki yaptırımlarını incelemektedir.
İşe yeni başlayanlar ve genç çalışanlar, mobbing eylemlerine karşı en savunmasız risk gruplarının başında gelmektedir. Bu rehberde, çalışma hayatının henüz başındaki bireylerin iş yerinde karşılaştıkları psikolojik taciz eylemleri ve bu eylemlere karşı hukuki bağlamda sahip oldukları temel haklar uzman avukat perspektifiyle incelenmektedir.
Mobbing, evrensel bir hukuk sorunudur. Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, çalışan onurunu koruyarak işverene sıkı önleme yükümlülükleri yükler. Dünyadaki çeşitli yasal uygulamalar, işverenin psikolojik tacizle mücadeledeki hukuki ve cezai sorumluluğunu net bir şekilde teminat altına alır.
İş yerinde meslektaşlar arasında yaşanan yatay mobbing ve husumet, çalışma barışını bozan ciddi bir psikolojik şiddet türüdür. Bu durum, çalışanların ruhsal bütünlüğünü tehdit ederken işverenin yasal gözetme borcunu da doğrudan gündeme getirmekte ve hukuki sorumluluklar doğurmaktadır.
Çalışma arkadaşlarınızın arkanızdan asılsız söylentiler yayması ve özel yaşantınızla alay etmesi, itibarınıza yönelik ağır bir saldırı niteliği taşıdığından hukuki boyutta incelenmesi gereken ciddi bir sosyal ilişki ihlali olarak görülebilir. Aynı statüdeki kişiler arasında yaşanan bu durum yatay mobbing kapsamına girebilir ve kurumunuzun bu tarz etik dışı davranışlara göz yumması, yönetimsel sorumluluğu da gündeme getirebilir.
İş yerinde sizinle aynı konumda bulunan çalışma arkadaşlarınızın sizi dışlaması ve sistematik olarak baskıcı tutumlar sergilemesi, yöneticilerin de bu duruma müdahale etmemesi hukuki bir incelemeye esas oluşturabilecek bir eylem niteliğindedir. Literatürde ve uygulamada bu durum yatay mobbing olarak değerlendirilmekte olup, eşit koşullardaki çalışanların kıskançlık, rekabet veya kişisel husumet gibi nedenlerle birbirlerine uyguladıkları psikolojik şiddeti ifade eder.
İş hayatında bireylerin başarılı, çalışkan ve yüksek performanslı olması, ne yazık ki yatay mobbing sürecini tetikleyen en yaygın sebeplerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Başarılarınızın yöneticileriniz ve çevreniz tarafından takdir edilmesi, aynı konumda bulunduğunuz kişilerde çekememezlik, kıskançlık ve statü tehdidi gibi duygular uyandırabilmektedir.
Yeni işe başlayan başarılı bir çalışanın, mevcut personel tarafından kıskançlık, rekabet veya bireysel farklılıklar nedeniyle hedef alınması, literatürde yatay mobbing olarak adlandırılan durumun çok sık karşılaşılan bir örneğidir,,. İş arkadaşlarınızın başarınızı engellemek adına kasıtlı olarak hatalarınızı büyütmesi veya size karşı düşmanca tavırlar sergilemesi, haksız bir rekabet ortamı yaratarak iş yerindeki huzurunuzu bozmaya yönelik davranışlardır,,.