Anasayfa Makale Öğretmenler Arası Yatay ve Dijital Mobbing

Makale

Eğitim kurumlarında öğretmenlerin meslektaşlarına yönelik sergilediği dışlama, dedikodu, sosyal medyada asılsız paylaşımlar ve dijital linç gibi eylemler, yatay ve dijital mobbing kapsamında değerlendirilir. Bu makale, öğretmenler arası sınır ihlallerini ve bu ihlallerin 657 sayılı Kanun çerçevesindeki hukuki yaptırımlarını incelemektedir.

Öğretmenler Arası Yatay ve Dijital Mobbing

Eğitim kurumlarında sağlıklı bir çalışma ortamının tesis edilmesi, sadece dikey yöndeki amir-memur ilişkilerine değil, aynı zamanda eşit statüdeki çalışanların birbirleriyle olan iletişimine de bağlıdır. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız öğretmenler arası yatay mobbing, eşit statüdeki meslektaşların birbirlerine yönelik sistematik dışlama, dedikodu ve itibar zedeleyici eylemlerini ifade etmektedir. Günümüzde iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte bu ihlaller fiziki sınırları aşarak dijital mobbing boyutuna evrilmiştir. Sosyal medya platformlarında veya kurum içi haberleşme gruplarında gerçekleştirilen asılsız paylaşımlar, hukuki açıdan ciddi yaptırımları beraberinde getirmektedir. Bir mobbing avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, okullarda iş barışını bozan bu tür sınır ihlallerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında disiplin suçları oluşturduğu açıkça görülmektedir. Meslektaşlar arası psikolojik taciz niteliğindeki eylemlerin zamanında tespit edilip hukuki sürecin işletilmesi, hem mağdurun korunması hem de kurum kültürünün zedelenmemesi adına kritik bir öneme sahiptir.

Öğretmenler Arası Yatay Mobbing Eylemleri

Çalışma hayatında yatay mobbing, aynı hiyerarşik seviyede bulunan meslektaşların birbirlerine uyguladıkları psikolojik baskı ve yıldırma eylemleridir. Eğitim kurumlarına baktığımızda, öğretmenlerin kendi aralarında gruplaşarak diğer öğretmenleri dışlamaları, muhatap olmama ve küsme gibi davranışlarla pasif-agresif bir izolasyon süreci yürütmeleri yatay mobbingin en tipik örneklerindendir. Araştırmalar, meslektaşların birbirlerinin açıklarını araması ve bu açıkları kullanarak dedikodu ve söylenti yayma faaliyetlerinin çalışma iklimini ciddi şekilde zehirlediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, eşit konumdaki bir öğretmenin diğerine lakap takması, emir kipleriyle konuşarak üstenci bir tavır sergilemesi veya asılsız iddialarla meslektaşını şikayet etmesi, hukuki koruma talep edilebilecek sınır ihlalleridir. Bu tür eylemler, yalnızca bireylerin psikolojik sağlığını bozmakla kalmaz, aynı zamanda okul içerisindeki işbirliği ilkesine ve mesleki dayanışmaya da aykırılık teşkil ederek idari soruşturma konusu haline gelir.

Öğretmenler Arasında Karşılaşılan Başlıca Mobbing Eylemleri

Hukuki uyuşmazlıklara konu olan ve öğretmenler arasında yatay düzlemde sıklıkla gerçekleşen ihlal türleri, okul içi disiplin soruşturmalarının ana omurgasını oluşturmaktadır. Somut olaylar ve yürütülen idari incelemeler ışığında, meslektaşların birbirlerine karşı yürüttüğü psikolojik taciz ve sınır ihlali eylemleri şu şekilde listelenebilmektedir:

  • Dedikodu ve asılsız iddialar yayarak meslektaşın itibarını zedeleme ve çalışma şevkini kırma çabaları.
  • İletişimi tamamen kesme, selamsız sabahsız geçme, muhatap olmama ve küsme yoluyla izolasyon politikası uygulama.
  • Sosyal medya ve kurumsal mesajlaşma grupları üzerinden izinsiz fotoğraf paylaşımı, alaycı yorumlar yapma ve siber linç kampanyaları yürütme.
  • Kurum içi işbirliği ilkesine aykırı davranarak, eşit konumdaki meslektaşın görevini yerine getirmesini bilinçli olarak zorlaştırma.
  • Sahte veya asılsız dilekçelerle meslektaşlarını şikayet ederek haksız idari süreçlerin başlatılmasına zemin hazırlama.

Belirtilen bu eylemlerin her biri, somut delillerle kanıtlandığı takdirde, mağdur lehine ciddi birer hukuki başvuru dayanağı olarak kabul edilmekte ve yaptırıma tabi tutulmaktadır.

Dijital Platformlarda Gerçekleşen İhlaller ve Siber Zorbalık

İletişim araçlarının çalışma hayatına entegre olması, mobbing eylemlerinin sanal ortama taşınmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle okullarda işlerin hızlı yürütülmesi amacıyla kurulan mesajlaşma gruplarında meslektaşlar hakkında asılsız yorumlar yapma, dedikodu yayma ve dışlayıcı tutumlar sergileme, dijital mobbing veya siber zorbalık olarak nitelendirilmektedir. Meslektaşlardan izinsiz olarak fotoğrafların çekilip sosyal medya platformlarında rencide edici şekilde paylaşılması, kişisel hakların açık bir ihlalidir. Bunun yanı sıra, atılan e-postalara veya işle ilgili mesajlara kasten yanıt vermemek, dijital ortamda linç kültürü yaratmak veya itiraf sayfaları gibi anonim kanallar üzerinden meslektaşların itibarını zedeleyecek gönderilerde bulunmak, hukuki yaptırım gerektiren eylemlerdir. Sosyal medyada yaşanan bu tarz nezaketsiz ve tacizkâr eylemler, özel hayatın gizliliğini ihlal etmekle birlikte memuriyet vakar ve onuruna yakışmayan hareketler kapsamında idari soruşturmalara dayanak oluşturmaktadır.

Yatay ve Dijital Mobbingin Hukuki Yaptırımları

Eğitim kurumlarında meslektaşlara yönelik gerçekleştirilen yatay ve dijital mobbing eylemlerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında net karşılıkları bulunmaktadır. Okul içerisindeki huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, meslektaşlara karşı küçük düşürücü eylemlerde bulunmak, disiplin hukukunun müdahale alanına girer. Mağdur olan öğretmenin, durumu idareye, Milli Eğitim Müdürlüklerine veya CİMER üzerinden yasal mercilere bildirmesiyle hukuki süreç başlar. Gerçekleştirilen soruşturmalar sonucunda, eylemin ağırlığına göre faillere uyarma, kınama, maaş kesimi veya kademe ilerlemesinin durdurulması gibi çeşitli disiplin cezaları tatbik edilir. Ayrıca, kurumun selametini korumak ve taraflar arasındaki husumetin eğitim-öğretimi aksatmasını engellemek amacıyla idari tedbir olarak görev yeri değişikliği yoluna da sıklıkla başvurulmaktadır. Dolayısıyla, yatay veya dijital ortamda gerçekleştirilen her türlü psikolojik taciz ve itibar zedeleyici eylem, failler açısından ciddi idari ve hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: