İş kazası nedeniyle uğradığınız zararın tam olarak ne kadar olduğunu ancak yargılama aşamasında alınacak uzman raporuyla öğrenmeniz durumunda, artırdığınız tazminat talebinizin kazanın olduğu tarih esas alınarak reddedilmesi hakkınızın ihlali anlamına gelebilir. Mahkemelerin, zararın boyutunun tespiti uzmanlık gerektirdiğinden, sizin yargılamanın en başında tüm zararınızı bilmenizi beklemesi mümkün değildir.
Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı şikayetiyle doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce, hukuk sistemimizde bu tür mağduriyetlerin giderilmesi için özel olarak oluşturulan idari başvuru yolunu tüketmeniz gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, uzun süren yargılamalar nedeniyle yaşanan mağduriyetlere ilişkin iddiaların öncelikle Tazminat Komisyonu nezdinde çözüme kavuşturulması kanuni bir zorunluluktur.
Patronunuzun uyguladığı mobbing nedeniyle uğradığınız manevi zararın tazminine yönelik olarak açtığınız davayı Yargıtay Yirmi Birinci Hukuk Dairesi incelemeyecektir. Bu dairenin hukuki inceleme yapabileceği konular, kanunlarla net bir biçimde sınırlandırılmış olup, aksine bir kural bulunmadıkça sadece Yargıtay Kanunu kapsamındaki işlere bakabilmektedir.
İş kazası nedeniyle açılan tazminat davaları ile işverenin psikolojik baskısı olan mobbing nedeniyle açılan manevi tazminat davalarına Yargıtay'da farklı daireler bakmaktadır. Özel kanunlarda başkaca bir hüküm bulunmadığı takdirde, bir işçinin iş kazası sebebiyle işvereni veya işvereniyle birlikte kusuru bulunan üçüncü kişiler aleyhine açtığı tazminat davalarını inceleme görevi yirmi birinci hukuk dairesine aittir.
Evet, iş kazası sebebiyle işverene veya işvereniyle birlikte kusurlu olan üçüncü kişilere karşı açılan tazminat davalarının temyiz incelemesi Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından yapılmaktadır.
İş kazası sonrası uzuv kaybı yaşamanız ve işe döndüğünüzde sağlık durumunuz gözetilmeden ağır işler verilip baskı yapılması, tek başına hukuken mobbing olarak kabul edilmemektedir ve bu nedenle manevi tazminat alamazsınız. Yargıtay kararlarına göre, işyerinde yaşanan tartışmalar veya patronun kaza öncesindeki gibi performans beklemesi işçinin iç dünyasında üzüntüye yol açsa bile doğrudan psikolojik taciz anlamına gelmez.
İşyerinde psikolojik baskıya maruz kaldığınızı ispatlamak için kesin ve net deliller sunmanız şart olmasa da, olayların akışını gösteren kuvvetli bir emare sunmanız zorunludur. Usul hukukunda ispat kurallarının zorlanan sınırları nedeniyle mahkemeler yeni arayışlara girmiş ve ilk görünüş ispatı denilen bir yöntemi kabul etmiştir.
İş kazası sonrası sağlık durumunuza uygun olmayan işlerde sürekli olarak çalıştırılmanız ve görev yerinizin sık sık değiştirilmesi mahkeme kararlarına göre mobbing kapsamında değerlendirilebilir ve bu durum karşısında tazminat talep etme hakkınız doğabilir. Bahsi geçen kararda, bacağından yaralanan bir işçinin ayakta çalışması sakıncalı olmasına rağmen sürekli farklı departmanlarda ve sağlığına aykırı koşullarda çalışmaya zorlanması, işverenin işçiyi yıldırma amacı taşıyan bir psikolojik baskısı olarak görülmüştür.
İş kazası sonrası raporlu olmanıza rağmen zorla çalıştırılmanız ve ameliyatınızın geciktirilmesi gibi iddialar, amirinizin görev sınırlarını aşan eylemleri olarak değerlendirilir ve doğrudan kendisine karşı tazminat davası açabilirsiniz. Mahkemeler genellikle kamu görevlilerinin işledikleri hataların kuruma karşı dava edilmesini bekler, ancak sizin olayınızda olduğu gibi elinizde atel varken dağıtıma çıkarılmanız veya sağlık raporunuzun onaylanmayarak işten atılmakla tehdit edilmeniz hizmet kusuru niteliğini yitirmiş davranışlardır.
Savcılığın eksik soruşturma neticesinde verdiği takipsizlik kararına yapılan itirazın sulh ceza hâkimliğince haksız yere reddedilmesi durumunda, Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hukuka aykırılığın giderilmesi için olağanüstü kanun yoluna başvuru yapılabilmektedir. İş kazası dosyalarında, işyerinde işçi sağlığı tedbirlerinin alınması konusunda yetkisi bulunan idarecilerin kusur durumu uzman bir heyetçe araştırılmadan sadece olaya karışan işçinin eylemine bakılarak dosyanın kapatılması açık bir eksik soruşturma hali olarak değerlendirilmektedir.