Kişi hürriyetinin kolluk kuvvetlerince geçici olarak kısıtlandığı gözaltı süreci, ceza yargılamasının en kritik ve hak ihlallerine en açık evresidir. İfade alma işlemlerinde yasal hakların ihlal edilmemesi, psikolojik baskının önlenmesi ve usule aykırı işlemlerin engellenmesi adına, sürecin ilk anından itibaren uzman müdafi (avukat) desteği tartışılmaz bir güvencedir.
Dava süresince yakalama veya gözaltı gibi nedenlerle özgürlüğünüzden mahrum kaldığınız sürelerin, yargılama neticesinde hakkınızda hükmedilen cezadan indirilmesi yasal bir hakkınızdır. Ceza kanunumuzun ilgili hükümleri uyarınca, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün hallerde geçirilen süreler, verilen cezadan mahsup edilmektedir.
Herhangi bir sebeple yakalanarak gözaltına alınmanız durumunda sağlık durumunuzun tespit edilmesi maksadıyla doktor kontrolünden geçirilmeniz mutlaka uyulması gereken bir kuraldır. Yakalanan kişinin gözaltına alınması veya zor kullanılarak yakalanması hallerinde, işlem öncesi ve sonrasında sağlık durumunun bir doktor raporu ile tespit edilmesi, insan hakları ihlallerinin önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Haksız koruma tedbirleri nedeniyle ceza mahkemelerinde açılan maddi ve manevi tazminat davalarında, kural olarak mağdur durumdaki başvurucudan yargı harcı alınmaması yönünde yasal dayanaklar ve yerleşik yargı uygulamaları bulunmaktadır. İlgili kanun maddesi, ceza mahkemelerinin görevine bırakılan şahsi hukuka ait hakların hüküm altına alınması durumunda bazı harçların alınabileceğini ifade etse de, bizzat devletin eylemi sebebiyle mağdur edilen vatandaştan hak arama sürecinde ek bir harç talep edilmesi hakkaniyete uygun bulunmamaktadır.
Hakkınızda herhangi bir tutuklama kararı bulunmaksızın yalnızca imza verme yükümlülüğü gibi bir adli kontrol tedbiri uygulanması, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetmesi için yeterli bir sebep olarak görülemez. Kanunumuzda, iş sözleşmesinin haklı feshini gerektiren durumlar arasında tutukluluk ve gözaltı süreleri açıkça sayılmış olup, adli kontrol veya tutuksuz yargılanma hali bu kapsamda değerlendirilmemektedir.
Kolluk görevlilerinin yakalama veya gözaltı işlemleri sırasında kullandıkları yaka kameraları, hukuka uygun şekilde ve sınırları belirlenerek kullanıldığında doğrudan bir hak ihlalinden ziyade, aksine kötü muamele iddialarını önlemeye yarayan bir güvence mekanizmasıdır. Bu tür dijital kayıt cihazlarının varlığı, devlet görevlilerinin zor kullanma yetkisini keyfi biçimde aşmasını engelleyerek orantısız güç kullanımını frenleyen bir etki yaratmaktadır.
Devlet görevlilerinin eylemleri sonucunda aşağılayıcı muameleye maruz kalmanız ve iddialarınızın yetkili makamlarca usulüne uygun şekilde soruşturulmaması durumunda, yaşadığınız psikolojik yıpranma için manevi tazminat alma hakkınız bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin maddi ve usul boyutundaki yükümlülüklerini ihlal etmesinin mağdur üzerinde yarattığı elem, stres ve onur kırıcı etkinin bir karşılığı olarak manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Mahkemelerin, avukat bulunmadan alındığı ve baskı altında verildiği iddia edilerek sonradan reddedilen polis ifadelerini doğrudan mahkumiyete esas alması hukuka aykırı kabul edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, şüphelinin savcılık veya sorgu hâkimliği aşamasında önceki beyanlarını geri alması durumunda, ulusal mahkemelerin bu durumu titizlikle incelemesi gerekmektedir.
Polislerin herhangi bir tutanak tutmadan sizi bir mekanda alıkoyması ve ardından zorla hastaneye uyuşturucu testine götürmesi hukuka aykırıdır ve özgürlük ve güvenlik hakkı açısından ciddi bir ihlaldir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişilerin gözaltına alınma veya alıkonulma tarihlerinin, saatlerinin, yerlerinin ve gerekçelerinin resmi olarak kayıt altına alınmamasını en ağır eksikliklerden biri olarak kabul etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, tek kişilik gösterilerin nöbetleşe yapılması durumunda yetkililerin bunu doğrudan önceden bildirim gerektiren bir grup etkinliği olarak değerlendirip ağır cezalar vermesi hak ihlali sayılabilir. Karara konu olan olayda, pandemi döneminde bir kişinin tek başına başlattığı ve daha sonra başkalarının sosyal mesafe kurallarına uyarak sırayla devam ettirdiği protestolar, yerel mahkemeler tarafından izinsiz toplu etkinlik olarak nitelendirilerek idari gözaltı veya yüksek para cezaları ile cezalandırılmıştır.
Gözaltına alındığınız süreçte yetkililerin size hukuki yardım sağlamaması ve bu nedenle gözaltı kararının hukuka uygunluğuna itiraz edememeniz haklarınızın ihlal edildiği anlamına gelmektedir. Her ne kadar polis merkezinde kendi dilinizde bir çevirmen hazır bulunsa da ve gözaltı nedenleriniz size bu şekilde aktarılsa da, bir avukatın eksikliği sizin yasal yollara başvurma kapasitenizi doğrudan engellemektedir.