Anasayfa/ Konular/ İnsan Hakları/ Yaşam Hakkı

Yaşam Hakkı

Tüm insan haklarının kaynağı ve ön koşulu olan yaşam hakkı, mutlak ve devredilemez niteliktedir. Devletin, bireylerin yaşamını koruma konusundaki 'pozitif yükümlülüğü' ve kamu görevlilerinin orantısız güç kullanımından kaçınma 'negatif yükümlülüğü' altındaki her türlü ihmal, ulusal ve uluslararası arenada en ağır ihlal olarak yaptırıma bağlanır.
Soru & Cevap Güncelleme: 14.04.2025

Patlama sonrası polis gaz bombası attı ve ambulanslar geç geldiği için yakınıma müdahale edilemedi, bu durumda idarenin sağlık hizmetlerindeki ihmalinden dolayı hakkımı nasıl arayabilirim?

add

Patlama sonrasında güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmak amacıyla gaz bombası kullanması ve acil sağlık hizmetlerinin gecikmesi gibi iddialar, idarenin sorumluluğunu doğurabilecek nitelikte değerlendirilebilmektedir. Ancak bu tür iddiaların yargı mercileri önünde ispatlanması ve sağlık hizmetlerinin sunumunda yaşanan olası ihmallerin ölüm veya yaralanma neticesiyle doğrudan bağlantısının ortaya konulması gerekmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 26.02.2025

Cinayet soruşturmasında telefon sinyal kayıtlarının olaydan yıllar sonra incelenmesi davanın sonucunu ve adil yargılamayı nasıl etkiler?

add

Cinayet soruşturmasında telefon iletişim ve sinyal kayıtlarının olaydan yıllar sonra incelenmesi, davanın makul bir süratle yürütülmediğini gösterir ve yaşam hakkı ihlali sonucunu doğurabilmektedir. Kasten insan öldürme vakalarında failin tespiti için hayati önem taşıyan baz istasyonu sinyal bilgileri ve telefon görüşme kayıtları gibi delillerin zamanında toplanıp analiz edilmesi, soruşturmanın etkililiği açısından zorunludur.

Soru & Cevap Güncelleme: 11.08.2025

Kardeşimin katili yıllar sonra bulunup ceza aldı ama mahkeme çok uzun sürdüğü için yıprandık, bu gecikme yüzünden devletten tazminat isteyebilir miyiz?

add

Kardeşinizin katilinin yıllar sonra bulunup cezalandırılması durumunda dahi, mahkeme sürecinin makul olmayan bir şekilde çok uzun sürmesi nedeniyle devletten tazminat talep etmeniz mümkündür. Bir kasten öldürme olayında ceza muhakemesi sürecinin makul ivedilikle yapılmaması, olay yeri incelemesi veya moleküler genetik tespitler yapılsa da esaslı delillerin çok geç değerlendirilmesi, devletin anayasal bir görevi olan yaşam hakkı güvencesini zedeleyen durumlardır.

Soru & Cevap Güncelleme: 13.08.2025

Cezaevindeki kardeşim intihar etti, psikolojik sorunları vardı ama idare önlem almamış. Devletin cezaevindeki mahkumları koruma yükümlülüğü yok mu, ne yapabilirim?

add

Devletin, ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin hayatlarını korumak ve intihar gibi risklere karşı önlem almak şeklinde bir pozitif yükümlülük taşıdığı hukuken kabul edilmektedir. Bu bağlamda mahpusların korunması için cezaevi idaresinin, kişinin kendisini öldürme yönünde gerçek bir riski bulunduğunu bilmesi veya makul koşullarda bilmesi gerekmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 25.02.2025

Ülkemde idam tehlikem ve hapis cezam varken sahte pasaportla yakalandığım için beni sınır dışı edebilirler mi?

add

Sınır dışı edilmeniz durumunda gönderileceğiniz ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğini iddia etmeniz ve bunu makul şekilde açıklamanız halinde hakkınızda doğrudan sınır dışı etme işlemi uygulanamaz. Kamu makamlarının öncelikle ülkenizde sizin için gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığını ayrıntılı bir şekilde araştırması gerekmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 06.03.2026

Oğlum polis uygulamasından kaçarken çıkan çatışmada polisler tarafından vurularak öldürüldü. Polisin kaçan birini bu şekilde vurma yetkisi var mı, yaşam hakkı ihlal edilmiş olmuyor mu?

add

Polislerin silah kullanma yetkisi ancak mutlak zorunlu durumlarda ve orantılı bir biçimde güç kullanılması şartıyla hukuka uygun kabul edilmektedir. Anayasa tarafından güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında devletin bireylerin yaşamına kasıtlı olarak son vermeme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, meşru müdafaa veya bir tutuklunun kaçmasının önlenmesi gibi istisnai hâllerde silah kullanılmasına izin verilmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 29.08.2025

Yakınım terör operasyonları sırasında çıkan çatışmada hayatını kaybetti. Devletin yaşam hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek dava açabilir miyim ve bu durumda mahkeme nasıl bir karar verir?

add

Terör olaylarının bastırılması amacıyla yürütülen operasyonlar sırasında meydana gelen ölümlerde, güvenlik güçlerinin güç kullanımı zorunlu ve orantılı ise devletin yaşam hakkını ihlal etmediğine karar verilebilir. Anayasa Mahkemesi, güvenlik güçlerinin başkalarının hayatını korumak ve silahlı bir ayaklanmayı bastırmak amacıyla ağır silahlar kullanılarak gerçekleştirilen terör saldırılarına karşı güç kullanmasını hukuka uygun bulmaktadır.

Soru & Cevap Güncelleme: 19.12.2025

Katıldığım bir mitingde bombalı saldırı oldu ve yaralandım. Devletin önceden istihbaratı olmasına rağmen önlem almadığını düşünüyorum, zararımın karşılanması için devlete dava açabilir miyim?

add

Meydana gelen terör saldırısında devletin gerekli güvenlik önlemlerini almadığını ve ihmali bulunduğunu düşünüyorsanız, uğradığınız zararların karşılanması amacıyla idareye karşı tam yargı davası açabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, devletin yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını koruma ödevi bulunmaktadır.

Soru & Cevap Güncelleme: 09.12.2025

Miting sırasındaki patlamada yaralandığım için açtığım davada mahkeme kusur incelemesi yapmadı, bu durum toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımın mı ihlali sayılır?

add

Patlama sonucunda yaralanmanız temelinde açtığınız davada idarenin kusur incelemesinin yapılmaması, kural olarak toplantı hakkından ziyade yaşam hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Asıl meselenin iştirak edeceğiniz mitingin ve gösteri yürüyüşünün barışçıl bir şekilde yapılmasının sağlanması veya bu mitinge katılacak kişilerin sadece güvenliğinin temini olmadığı görülmektedir.

Soru & Cevap Güncelleme: 11.07.2025

Köyde bulduğum askerî mühimmatın patlaması sonucu ağır yaralandım, devletin bu mühimmatı açık alanda bırakması nedeniyle tazminat hakkım var mı?

add

Açık alanda ve sivillerin ulaşabileceği bir yerde askerî mühimmat bırakılması nedeniyle yaşanan patlamalarda devletin güvenlik hizmetini iyi işletmemesinden kaynaklanan bir hizmet kusuru bulunduğu kabul edilmektedir. İdare mahkemeleri ve Danıştay kararlarına göre, yerleşim yerlerine yakın ve sivillerin günlük yaşantıları içinde kolayca erişebileceği bir alanda patlayıcı madde bulunması doğrudan idarenin sorumluluğunu doğurmaktadır.