Özel Hayatın Gizliliği
Özel Hayatın Gizliliği — 216 SORU & CEVAP listelendi.
Kişisel verilerinizin suç önleme algoritmalarında kullanılarak bir risk profili oluşturulması, mevcut anayasal güvenceler ve kişisel verilerin korunması mevzuatı çerçevesinde son derece hassas ve hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir durumdur. Hukuk sistemimizde verilerin işlenebilmesi için açık bir kanun hükmünün veya kişinin açık rıza beyanının bulunması gerekmektedir.
Ceza muhakemesi süreçlerinde SEGBİS ile elde edilen ses ve görüntü kayıtları, kişiye ait bilgileri barındırması sebebiyle kişisel veri niteliği taşımaktadır. Anayasa kapsamında özel hayatın gizliliği güvence altında olsa da, adli işlemlerin doğası gereği bu veriler UYAP sisteminde kaydedilerek saklanmak zorundadır.
Bilgisayarınızdan elde edilen yedek kopyalar, soruşturmanın güvenliği ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla alınmakta olup, bu işlemler tamamlandıktan sonra verilerinizin hukuki durumu önem taşır. Soruşturma neticesinde hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya yargılama sonucunda beraat etmeniz halinde, el konulan cihazlarınızın iadesi gerekir.
Dijital delil toplama süreçlerinde, cihazlarda bulunan verilerin tamamı kopyalansa dahi, arama ve el koyma tedbirinin asıl amacı yalnızca maddi gerçeğe ulaşılmasına katkı sağlayacak olan ilgili delillerin tespit edilmesidir. Hem anayasal haklarımız hem de uluslararası sözleşmeler çerçevesinde şekillenen özel hayatın gizliliği ilkesi gereğince, soruşturma ile hiçbir alakası bulunmayan kişisel verilerinizin, fotoğraflarınızın veya mesajlarınızın adli makamlarca sınırsız bir süre boyunca muhafaza edilmesi hukuka aykırılık teşkil edecektir.
Toplu kullanım alanlarında bilgisayarlara kurulan ve klavyede yazdığınız her şeyi kaydederek suçlulara gönderen casus programlar, hukuki terminolojide klavye işlemlerini kaydeden program olarak adlandırılmakta olup, özel hayatın gizliliği ve bankacılık güvenliğine yönelik çok ciddi bir tehdittir. Bu programlar vasıtasıyla kredi kartı veya banka şifrelerinizin çalınması, bilgisayar ağları üzerinden gerçekleştirilen hukuka aykırı haksız fiiller kapsamında değerlendirilmektedir.
Ellerinde geçerli bir yasal yetki belgesi veya usulüne uygun verilmiş bir hakim kararı bulunmayan kolluk görevlilerinin arama talebine onay vermemeniz, anayasal bir hakkınızın doğal kullanımı niteliğindedir. Konut dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği hukuk sistemimiz tarafından anayasal güvence altına alınmış en temel haklar arasında yer almaktadır.
İşverenin, mülkiyeti şirkete ait olsa dahi size tahsis edilen kurum bilgisayarındaki şahsi hesaplarınızı veya kişisel dosyalarınızı sizden habersiz incelemesi kural olarak mutlak bir yasal hakka dayanmamakta olup, bu tür bir denetimin hukuka uygun sayılabilmesi için sınırların önceden çok net çizilmiş olması gerekmektedir. İşveren konumundaki kurumların, bilgisayarların amaç dışı kullanımını denetleme yetkisi ancak personele denetimin nasıl, hangi periyotlarda ve kim tarafından yapılacağı hususunda önceden detaylı bilgi verilip açık rıza onayı alınmışsa bir hukuka uygunluk sebebi olarak mahkemelerce kabul edilebilmektedir.
İşverenin, çalışanına iş amaçlı tahsis ettiği kurumsal e-posta adreslerini ve bilgisayarları önceden haber vermeksizin gizlice incelemesi, çalışanların haklı beklentileri çerçevesinde hukuki tartışma yaratan bir eylemdir. İşverenin, şirket içi bilişim sistemlerini izleme ihtimalinin bulunduğunu ve bu tip gizli denetim tedbirlerinin uygulandığını işe giriş aşamasında veya sonrasında çalışana önceden bildirmesi esastır.
İşvereninizin gerçekleştirdiği aşırı, ölçüsüz ve hukuka aykırı gözetim faaliyetleri neticesinde psikolojik olarak yıpranmanız ve kişilik haklarınızın ihlal edilmesi durumunda Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat talepli dava açma hakkınız mevcuttur. İşveren, çalışanlarını teknolojik araçlarla gözetlerken anayasal bir hak olan kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği kurallarına harfiyen uymak zorundadır.
Çalıştığınız kurumda mesai giriş ve çıkışlarının takibi amacıyla yüz taraması gibi biyometrik nitelikteki bilgilerin toplanması, özel hayatın gizliliği kavramı içerisinde son derece hassas bir hukuki incelemeye tabidir. Yüksek yargı mercilerinin konuya ilişkin değerlendirmelerinde, personelden yüz taraması ile kişisel veri alınmasının sınırlarının net bir yasal dayanağa sahip olması ve alınan bu bilgilerin başka amaçlarla kullanılamayacağına dair kesin bir teminat verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.