Eğitim kurumlarında öğretmenlerin meslektaşlarına yönelik sergilediği dışlama, dedikodu, sosyal medyada asılsız paylaşımlar ve dijital linç gibi eylemler, yatay ve dijital mobbing kapsamında değerlendirilir. Bu makale, öğretmenler arası sınır ihlallerini ve bu ihlallerin 657 sayılı Kanun çerçevesindeki hukuki yaptırımlarını incelemektedir.
İşe yeni başlayanlar ve genç çalışanlar, mobbing eylemlerine karşı en savunmasız risk gruplarının başında gelmektedir. Bu rehberde, çalışma hayatının henüz başındaki bireylerin iş yerinde karşılaştıkları psikolojik taciz eylemleri ve bu eylemlere karşı hukuki bağlamda sahip oldukları temel haklar uzman avukat perspektifiyle incelenmektedir.
Mobbing, evrensel bir hukuk sorunudur. Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmeleri ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, çalışan onurunu koruyarak işverene sıkı önleme yükümlülükleri yükler. Dünyadaki çeşitli yasal uygulamalar, işverenin psikolojik tacizle mücadeledeki hukuki ve cezai sorumluluğunu net bir şekilde teminat altına alır.
İş yerinde meslektaşlar arasında yaşanan yatay mobbing ve husumet, çalışma barışını bozan ciddi bir psikolojik şiddet türüdür. Bu durum, çalışanların ruhsal bütünlüğünü tehdit ederken işverenin yasal gözetme borcunu da doğrudan gündeme getirmekte ve hukuki sorumluluklar doğurmaktadır.
Kamu tedarik sisteminin dijitalleşmesiyle hayatımıza giren e-ihale uygulamalarının hukuki dayanakları, sağladığı avantajlar ve barındırdığı yasal riskler bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir. Sistemlerin şeffaflık ve rekabet ilkeleri bağlamında güvenliği, hukuka aykırı müdahaleler ve ihaleye fesat karıştırma suçları ele alınmıştır.
Yapay zekâ teknolojisi, sanayi devriminden dijital çağa uzanan süreçte toplumsal hayatı, ekonomiyi ve yargı sistemlerini derinden dönüştürmektedir. Bu yazıda, yapay zekânın tarihsel gelişimi, sosyal hayata etkileri ve algoritmik önyargı gibi sorunlar bağlamında ortaya çıkan etik tartışmalar hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında ilgili kişi hakları, bireylerin kişisel verileri üzerindeki denetimini güçlendirirken, özel hayatın gizliliği ve insan onuru gibi temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Bu hakların ihlali durumunda hukuki ve idari koruma yolları devreye girmektedir.
İş ilişkisinin başlangıcı olan işe alım süreçlerinde ve iş sözleşmesinin sona ermesinde yapay zeka algoritmalarının kullanımı, çalışma yaşamını köklü biçimde değiştirmektedir. Bu teknolojik dönüşüm, işverenin yönetim hakkını kolaylaştırırken algoritmik ayrımcılık ve haksız fesih gibi ciddi hukuki riskleri de beraberinde getirmektedir.
Kişisel veri kavramı, bilişim teknolojilerinin gelişimiyle hukukun en dinamik alanlarından biri haline gelmiştir. Bireyin kimliğini belirli kılan her türlü bilgiyi kapsayan bu kavram, insan onuru, özel hayatın gizliliği ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi gibi anayasal temel haklarla sıkı sıkıya bağlıdır ve bağımsız bir insan hakkı niteliğindedir.
Siber mobbing vakalarının ispatı, dijital delillerin sunduğu imkânlar ve zorluklar bağlamında incelenmektedir. Yargıtay içtihatları çerçevesinde yaklaşık ispat kuralı ile delil ikame yükünün yer değiştirmesi, elektronik delillerin güvenilirliği ve elde ediliş biçimlerinin hukuka uygunluğu hususları hukuk uygulamaları ışığında değerlendirilmektedir.