Kolluk görevlilerinin yakalama veya gözaltı işlemleri sırasında kullandıkları yaka kameraları, hukuka uygun şekilde ve sınırları belirlenerek kullanıldığında doğrudan bir hak ihlalinden ziyade, aksine kötü muamele iddialarını önlemeye yarayan bir güvence mekanizmasıdır. Bu tür dijital kayıt cihazlarının varlığı, devlet görevlilerinin zor kullanma yetkisini keyfi biçimde aşmasını engelleyerek orantısız güç kullanımını frenleyen bir etki yaratmaktadır.
Devlet görevlilerinin eylemleri sonucunda aşağılayıcı muameleye maruz kalmanız ve iddialarınızın yetkili makamlarca usulüne uygun şekilde soruşturulmaması durumunda, yaşadığınız psikolojik yıpranma için manevi tazminat alma hakkınız bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin maddi ve usul boyutundaki yükümlülüklerini ihlal etmesinin mağdur üzerinde yarattığı elem, stres ve onur kırıcı etkinin bir karşılığı olarak manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Mahkemelerin, avukat bulunmadan alındığı ve baskı altında verildiği iddia edilerek sonradan reddedilen polis ifadelerini doğrudan mahkumiyete esas alması hukuka aykırı kabul edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, şüphelinin savcılık veya sorgu hâkimliği aşamasında önceki beyanlarını geri alması durumunda, ulusal mahkemelerin bu durumu titizlikle incelemesi gerekmektedir.
Polislerin herhangi bir tutanak tutmadan sizi bir mekanda alıkoyması ve ardından zorla hastaneye uyuşturucu testine götürmesi hukuka aykırıdır ve özgürlük ve güvenlik hakkı açısından ciddi bir ihlaldir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişilerin gözaltına alınma veya alıkonulma tarihlerinin, saatlerinin, yerlerinin ve gerekçelerinin resmi olarak kayıt altına alınmamasını en ağır eksikliklerden biri olarak kabul etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, tek kişilik gösterilerin nöbetleşe yapılması durumunda yetkililerin bunu doğrudan önceden bildirim gerektiren bir grup etkinliği olarak değerlendirip ağır cezalar vermesi hak ihlali sayılabilir. Karara konu olan olayda, pandemi döneminde bir kişinin tek başına başlattığı ve daha sonra başkalarının sosyal mesafe kurallarına uyarak sırayla devam ettirdiği protestolar, yerel mahkemeler tarafından izinsiz toplu etkinlik olarak nitelendirilerek idari gözaltı veya yüksek para cezaları ile cezalandırılmıştır.
Gözaltına alındığınız süreçte yetkililerin size hukuki yardım sağlamaması ve bu nedenle gözaltı kararının hukuka uygunluğuna itiraz edememeniz haklarınızın ihlal edildiği anlamına gelmektedir. Her ne kadar polis merkezinde kendi dilinizde bir çevirmen hazır bulunsa da ve gözaltı nedenleriniz size bu şekilde aktarılsa da, bir avukatın eksikliği sizin yasal yollara başvurma kapasitenizi doğrudan engellemektedir.
Arkadaşınızın evinde bulunurken polis tarafından karakola götürülerek saatlerce tutanak tutulmaksızın bekletilmeniz temel kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırılık teşkil etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yetkili makamların herhangi bir alıkoyma veya gözaltı işlemi sırasında mutlaka resmi bir kayıt oluşturması gerektiğini vurgulamaktadır.
Sizin yere yatarak pasif bir şekilde direnmeniz veya araca binmek istememeniz, kolluk görevlilerinin size karşı doğrudan sert bir fiziksel şiddet veya çelme takma gibi eylemlere başvurmasını yasal ve haklı kılmaz. Kamu görevlilerinin, kendi tutumu nedeniyle güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlali anlamına gelmektedir.
Haksız yere gözaltına alındığınızı iddia ettiğiniz durumlarda doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmadan önce, kanunlarda öngörülen olağan yargı yollarını tüketmeniz gerekmektedir. Hukuka aykırı olarak yakalandığınızı ve gözaltında tutulduğunuzu düşünüyorsanız, temel hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle derece mahkemelerine başvurmalısınız.
Kamu görevlilerinin tutumunuz nedeniyle kesin olarak zorunlu olmadığı halde size karşı aşırı fiziksel güce başvurmaları ve şiddet uygulamaları, insan onurunun korunması ilkesine aykırıdır ve anayasal bir ihlal oluşturur. Gözaltı giriş veya çıkışlarında yetkili doktorların sizi uygun bir şekilde muayene etmemesi ve yaşadıklarınızı rapora bağlamaması durumunda, sonradan kendi imkanlarınızla başvurduğunuz özel bir hastaneden aldığınız darp raporundaki tıbbi bulgular, iddialarınızı destekleyici önemli bir delil niteliği taşır.