Gözaltı işlemi sırasında polis tarafından fiziksel şiddete maruz kalındığına dair iddiaların ciddiye alınabilmesi ve soruşturulabilmesi için bu durumun uygun delillerle veya doktor raporlarıyla desteklenmesi gerekmektedir. Eğer genel adli muayene raporunuzda darp veya cebir izine rastlanmadığı belirtilmişse ve bu rapora herhangi bir itirazda bulunmamışsanız, iddialarınız genellikle soyut kalacaktır.
Herhangi bir yargı kararı olmaksızın hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alındığınız iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmanız usulen mümkün olmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayetleri inceleyebilmek için öncelikle olağan hukuk yollarının eksiksiz bir şekilde tüketilmiş olmasını şart koşmaktadır.
Gözaltı sürenizin bitiminden sonra mahkemeye sevk edilmeniz ve hâkim karşısına çıkarılmanız için geçen zorunlu süreler kural olarak azami gözaltı süresine ilave edilmektedir ve bu süre zarfında adliyede tutulmanız tek başına haksız gözaltı tazminatı almanıza yol açmamaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, toplu olarak işlenen suçlarda kanunda öngörülen azami dört günlük gözaltı süresine, kişinin yakalama yerinden en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken zorunlu yol süresi eklenebilmektedir.
Kanuni gözaltı süresinin aşıldığı ve haksız yere tutulduğunuz iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmanız kural olarak mümkün olmayıp öncelikle kanunlarda öngörülen olağan hukuk yollarını tüketmeniz gerekmektedir. Hukuk sistemimizde, gözaltı süresinin yasaya aykırı olarak aşıldığını iddia eden kişilerin uğradıkları zararların giderilmesi için ceza muhakemesi kurallarında özel bir tazminat davası yolu öngörülmüştür.
Cumhuriyet savcısının gözaltındaki şüphelinin ifadesini bizzat almadan doğrudan tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmesi ve adliyedeki mahkeme süreci için belirli bir süre beklenmesi, toplam süre kanuni sınırları aşmadığı müddetçe otomatik olarak bir hak ihlali yaratmamaktadır. Soruşturma sürecinde şüphelilerin kolluk kuvvetlerindeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye intikalleri, sağlık raporlarının alınması, evrakların tevzii ve sulh ceza hâkimliği tarafından sorgu işlemlerinin tamamlanması belirli bir zaman almaktadır.
Haksız yere uygulanan konutu terk etmeme tedbiri nedeniyle yaşadığınız mağduriyetin giderilmesi için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak manevi tazminat talep etmeniz mümkündür. Gözaltı işlemlerinin haksızlığına dair şikâyetlerde öncelikle kanunda öngörülen standart tazminat yollarının tüketilmesi gerekse de, adli kontrol kararlarına yapılan itirazların reddedilmesinin ardından doğrudan bireysel başvuru hakkınızı kullanabilirsiniz.
Ceza yargılamasının süresi hesaplanırken başlangıç tarihi olarak sadece iddianamenin düzenlendiği tarih değil, suç işlediğiniz iddiasının yetkili makamlarca size bildirildiği veya bu isnattan ilk olarak etkilendiğiniz tarih esas alınmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, hakkınızda ikametgahınızda arama yapıldığı veya gözaltı gibi kısıtlayıcı tedbirlerin fiilen uygulandığı tarih yargılama sürecinin başlangıcı olarak kabul edilmelidir.
İnfaz hâkimliğinin gözaltında kaldığınız süreleri cezanızdan mahsup etmeyi reddetmesi durumunda, bu haksız uygulamanın ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkınız vardır. Çünkü ceza infaz kurumunda kalacağınız süreyi doğrudan etkileyen mahsup işleminin eksik yapılması, sizin belirlenenden daha uzun süre özgürlüğünüzden yoksun kalmanıza yol açar ve bu durum hukuka aykırı bir tutma niteliğindedir.
Gözaltında veya tutuklulukta geçirdiğiniz sürelerin kesinleşen hapis cezanızdan indirilmesi yasal bir zorunluluktur ve bu işlemin yapılmaması durumunda infaz hâkimliği makamına başvurarak sürenin düşülmesi talebinde bulunabilirsiniz. Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca, hakkınızdaki ceza kararı kesinleşmeden önce özgürlüğünüzü kısıtlayan bütün haller nedeniyle geçirdiğiniz süreler, mahkûm olduğunuz hapis cezasından mutlaka indirilmelidir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonrasında, gözaltı sürenizin cezanızdan düşülmemesi nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetinizin giderilmesi için öncelikle dosyanızın yeniden yargılama yapılması amacıyla ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından en etkili yöntem, infaz hâkimliğinin hesaplamadaki bu hatayı düzelterek haksız yere uzayan ceza sürenizi yasalara uygun şekilde yeniden belirlemesidir.