Yerel mahkemelerin mülkiyet hakkınızı ihlal eden yıkım işlemini haksız yere hukuka uygun bulması durumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak zararınızın tazminini talep edebilirsiniz. Mahkeme, idarenin eyleminin ulusal mevzuattaki açık kurallara örneğin acil yıkım için gereken mahkeme kararı şartına uymadığını tespit ederse, mülkünüzün elinizden alınmasını haksız bularak adil bir tazminata hükmedebilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde haklı bulunmanız durumunda, uğradığınız ihlalin telafisi için en uygun yolun yargılamanın yenilenmesi olduğuna karar verilebilir ve ayrıca size manevi tazminat ödenebilir. Somut olayda mahkeme, başvurucunun çocukluk döneminde işlediği bir suç nedeniyle yıllar sonra savcılık mesleğine kabul edilmemesini bir hak ihlali olarak tespit etmiş ve iç hukuktaki yargılamanın yeniden yapılarak dosyanın insan hakları standartlarına uygun bir şekilde tekrar değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde mahkemeye erişim hakkınızın ihlal edildiği tespit edilse bile, atanmadığınız dönemdeki maaşlarınızı doğrudan maddi tazminat olarak alabilmeniz kesin değildir. Mahkeme, yerel mahkemelerin davayı esastan incelemeyi reddetmesini bir hak ihlali olarak görse de, dava esastan görülmüş olsaydı yerel mahkemenin sizi haklı bularak atanmamanız sebebiyle oluşan maaş kayıplarınızı ödemeye kesin olarak hükmedip hükmetmeyeceği konusunda bir varsayımda bulunamaz.
Evet, yerel mahkemelerin haksız kararları neticesinde ödemek zorunda kaldığınız tazminat bedellerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla geri almanız mümkündür. Mahkeme, ifade özgürlüğünüzün ihlal edildiğine karar verdiğinde, siyasetçiye ödemek zorunda bırakıldığınız asıl tazminat tutarını doğrudan bir maddi tazminat kalemi olarak değerlendirir.
Haksız yere dondurulan hesaplarınız nedeniyle uğradığınızı iddia ettiğiniz kar kaybı veya ödediğiniz vergi cezaları gibi maddi zararların devletten tazmin edilmesi mümkündür ancak bunun için doğrudan bir nedensellik bağının kesin olarak ispatlanması şarttır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yaptırımların iptali için başvurduğunuz süreçte usuli güvencelerin eksikliğinden kaynaklanan ihlaller tespit etse bile, bu ihlallerin doğrudan şirketin iddia ettiği ticari kayıplara yol açtığına dair kesin bir varsayımda bulunmaz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi davanızın haksız yere reddedilerek mahkemeye erişim hakkınızın ihlal edildiğine karar verdiğinde, talep ettiğiniz asıl maddi tazminat bedelini doğrudan size ödemez. Mahkemenin bu tür usul ihlallerindeki temel yaklaşımı, uğradığınız zararın giderilmesi için en uygun yolun iç hukukta yargılamanın yenilenmesi ve davanızın adil yargılanma standartlarına uygun olarak yeniden esastan incelenmesi olduğudur.
Kesinleşmiş bir iade kararının sonradan iptal edilmesi hukuka aykırı bir müdahale oluşturuyorsa, devletin öncelikle size benzer nitelikte başka bir arazi vermesi veya arazinin güncel tam değerini ödemesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyetin yasa dışı ve keyfi olarak ellerinden alınması durumunda kişilerin ihlalden önceki duruma getirilmesini sağlayan eski hale getirme ilkesinin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mülkiyet hakkınızın ihlal edildiğine karar verdiğinde, haksız yere el konulan tutarın size maddi tazminat olarak geri ödenmesine hükmedebilmektedir. İhlal tespiti durumunda davalı devlet, hukuka aykırı müdahalenin sonuçlarını ortadan kaldırmak ve sizi ihlalden önceki duruma getirmekle yükümlüdür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yargılamanın haksız ve uzun sürmesi nedeniyle yaşanan manevi sıkıntılar için tazminat ödenmesine hükmedebilirken, satılan mallara ilişkin maddi zararların telafisini öncelikle devam eden iç hukuk yollarına bırakmaktadır. İlgili Karadağ davasında, başvurucu şirketin mallarının haksız yere başlatılan ve uzayan iflas işlemleri sırasında satılması üzerine milyonlarca avroluk bir maddi tazminat talep edilmiştir.
Hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilmiş bir yıkım işlemi söz konusu olduğunda, idarenin sadece belirli bir orana denk gelen enkaz bedelini değil, yapının tam değerini ödemesi gerekir. İdare, hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri gidermekle ve kişiyi eski haline, yani hukuka aykırı işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı hangi durumda olacaksa ona en yakın konuma getirmekle yükümlüdür.