Hukuka aykırı bir ihale iptali durumunda, ihaleye katılım için yaptığınız somut masrafları ve yaşadığınız mağduriyetten doğan manevi zararları talep edebilirsiniz, ancak henüz kazanmadığınız bir ihale üzerinden yoksun kalınan kârın tazmini genellikle mümkün olmamaktadır. Mahkeme, başvuran şirketin ihaleyi kazanma beklentisinin bulunduğunu ancak henüz resmi bir teknik değerlendirme tamamlanıp frekans tahsisi yapılmadığı için kesin bir hak iddiasının doğmadığını belirterek, yoksun kalınan kâr taleplerini varsayıma dayalı bularak reddetmiştir.
Seçim sürecindeki hukuki boşluklar ve mahkeme iptalleri nedeniyle milletvekilliği koltuğuna oturamamanız durumunda, görevde kalsaydınız elde edeceğiniz maaş, ikramiye ve emeklilik haklarını maddi tazminat olarak talep etmeniz genellikle mümkün olmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu tür davalarda oluşan zararlar ile hak ihlali arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurmanın imkansız olduğuna karar vermektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin asıl kararda hakkınızın ihlal edildiğini tespit edip maddi tazminat konusunu tarafların uzlaşmasına bıraktığı durumlarda, devlet ile aranızda bir dostane çözüm anlaşması yaparak davanızı sonuçlandırmanız mümkündür. Mahkeme, taraflara aralarında anlaşmaları ve bu durumu bildirmeleri için belirli bir süre tanımakta olup, bu süre zarfında anlaşılan tazminat miktarını içeren karşılıklı imzalanmış beyanlar Mahkeme'ye sunulduğunda süreç resmi olarak sona erebilmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde devlet ile sağlanan uzlaşma neticesinde belirlenen tazminatın süresi içinde ödenmemesi durumunda, gecikilen süre için devlete gecikme faizi uygulanmaktadır. Taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre devlet, belirlenen maddi zararı ve uygulanabilecek tüm vergileri kararın bildirim tarihinden itibaren genellikle üç ay içinde ödemeyi taahhüt eder.
Doğrudan yanıt: Adil yargılanma hakkınızın ihlal edilmesi nedeniyle yaşadığınız manevi zararlar için tazminat alabilirsiniz ancak uğradığınızı iddia ettiğiniz doğrudan maddi kayıplar için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tazminata hükmetmemektedir. Mahkeme, adil yargılanma hakkının usule ilişkin güvencelerinin ihlal edildiği durumlarda, eğer bu ihlal olmasaydı yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda bir tahminde bulunmayı reddetmektedir.
Yaşam hakkı ihlali tespit edilen durumlarda, yaşanan derin acı ve ıstırap nedeniyle devletten manevi tazminat talep edebilir ve bu talebiniz karşılığında adil tazmin kapsamında bir ödeme alabilirsiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin sorumluluğunda olan bir alanda meydana gelen ölüm ve yetersiz soruşturma durumlarında, geride kalan aile bireylerinin yaşadığı mağduriyeti bir nebze olsun gidermek amacıyla manevi tazminat ödenmesine karar vermektedir.
Devletin kendi hatasından kaynaklanan bir tapu iptali durumunda, mağdur edilen vatandaşı zararın giderilmesi için eski satıcılara karşı dava açmaya mecbur bırakması adil bir çözüm değildir ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından orantısız bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. İyi niyetli alıcının, hukuki ve fiili durumu son derece belirsiz olan satıcıları bulup onlara karşı uzun ve masraflı hukuk yollarına başvurması, telafisi zor ve aşırı bir yüktür.
Adil yargılanma hakkınızın ihlal edildiğine karar verilmesi doğrudan arazinizi geri alacağınız veya maddi zararınızın tamamen karşılanacağı anlamına gelmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yargılamadaki tarafsızlık sorunu gibi usul hataları nedeniyle ihlal bulduğunda, mülkiyet kaybıyla usul ihlali arasında doğrudan bir nedensellik bağı kuramayacağı için genellikle maddi tazminat taleplerini reddetmektedir.
Hatalı ve haksız bir mahkeme kararının yürürlükte kalmaya devam ettiği durumlarda, mağduriyetinizin giderilmesi için sadece devlete karşı mali bir tazminat davası açma hakkı tanınması hukuken yeterli bir telafi yöntemi olarak kabul edilmemektedir. Yüksek mahkemenin davanızda bir adli hata yapıldığını ve diğer sanıklarla aranızda haksız bir farklılık yaratıldığını tespit etmesine rağmen, söz konusu hatalı kararı iptal etmemesi veya yargılamanın yenilenmesine karar vermemesi temel haklarınızın ihlalinin sürdüğü anlamına gelir.
Evinizin yıkılması yasal bir dayanağa sahip değilse, idarenin veya anlaştığı inşaat şirketinin size sadece yeni bir daire önermesi ve bunu kabul etmeye zorlaması hukuken geçerli bir çözüm yöntemi değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, idarenin mülkünüze müdahale edebilmesi için bu işlemin mutlaka açık, öngörülebilir ve prosedürlere uygun bir yasal dayanak çerçevesinde yapılması gerekir.