Bankanın, kendi personelinin kasıtlı eylemiyle gerçekleştirdiği veri sızıntılarında çalışanın şahsi suçudur savunmasıyla hukuki sorumluluktan tamamen kurtulması mümkün görünmemektedir. İlgili yasal mevzuat kapsamında bankalar birer veri sorumlusu olarak, müşterilerine ait bilgilerin yasa dışı yollarla ele geçirilmesini önlemek ve güvenliği sağlamak adına her türlü idari ve teknik tedbiri almakla kesin şekilde yükümlü kılınmıştır.
Arkadaşınızın hesabının ele geçirilmesi suretiyle size gönderilen sahte bağlantılar üzerinden kişisel verilerinizin ve kredi kartı bilgilerinizin elde edilmesi, literatürde yemleme yöntemi olarak adlandırılan haksız bir bilişim eylemidir. Bu tür saldırılar, kullanıcıları güvenilir bir kurumun ara yüzünde olduklarına inandırarak gerçekleştirilmektedir.
Vergi dairesi personelinin, görevine dayalı yetkilerini usulsüzce kullanarak hakkınızdaki mali ve şahsi verileri herhangi bir resmi gerekçe veya denetim zorunluluğu olmaksızın sistemden sorgulaması ve bu bilgileri dışarıdaki üçüncü kişilere aktarması, haksız fiil niteliği taşıyan ciddi bir yasa ihlalidir. Bu tür keyfi veya kişisel amaçlı sorgulamalar idarenin kullandığı elektronik veri tabanlarında detaylı log kayıtları ile izlenebilmekte olup, ilgili memurun hukuka aykırı şekilde verilerinize hangi tarih ve saatte eriştiği teknik olarak tespit edilebilmektedir.
Hukuka aykırı veri işleme faaliyeti sonucunda çocuğunuzun sağlığına veya psikolojisine verilen zararlar nedeniyle yapmak zorunda kaldığınız tedavi ve terapi masraflarını mahkemede maddi tazminat davası yoluyla talep edebilirsiniz. Sağlık bilgileri hukuk sistemimizde özel nitelikli kişisel veri statüsünde yer almakta olup, bu hassas verilerin korunması ve işlenmesi çok daha sıkı yasal şartlara bağlanmıştır.
Hapishanede bulunduğunuz süre boyunca devletin durumunuza uygun tıbbi tedaviyi ve uzman bakımını sağlamaması nedeniyle uğradığınız mağduriyetler için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden manevi tazminat talep edebilir ve alabilirsiniz. Mahkeme, cezaevinde ağır bir hastalığa yakalanan ve uzman raporlarında belirtilmesine rağmen ihtiyacı olan nörolojik takip ile fizik tedavi hizmetlerinden etkin bir şekilde faydalanamayan mahkumun durumunu değerlendirmiştir.
Ülkenizdeki yasal belirsizlik ve hukuka aykırı kısıtlamalar nedeniyle yurt dışına gitmek zorunda kalmanız ile yaptığınız masraflar arasında nedensellik bağı bulunuyorsa, bu harcamalarınızın ve yaşadığınız manevi zararın devlet tarafından tazmin edilmesi mümkündür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hamileliğin sonlandırılmasına yönelik hakkın kullanılmasının engellenmesi veya hukuki öngörülemezlik nedeniyle yurt dışında özel kliniklerde yapılan tıbbi işlemler, ulaşım ve konaklama giderleri gibi masrafların maddi tazminat kapsamında talep edilebileceğini kabul etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde tazminat aşamasına geçildiğinde, tarafların kendi aralarında anlaşıp uyuşmazlığı bir dostane çözüm ile sonlandırmaları her zaman mümkündür. Mahkeme, maddi tazminat konusunda karar vermeye henüz hazır olmadığı durumlarda bu hususu erteleyerek tarafları yazılı görüşlerini sunmaya ve aralarında varabilecekleri olası bir anlaşmayı bildirmeye davet etmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, haksız ve orantısız bir müdahale sonucunda ifade özgürlüğünüzün ihlal edildiğine karar verirse, ödemek zorunda kaldığınız fahiş para cezasının tarafınıza iade edilmesine hükmedebilmektedir. İhlal kararı verilmesi halinde Mahkeme, başvuranın ihlalden önceki durumuna mümkün olduğunca geri döndürülmesi amacıyla ödenen meblağın maddi tazminat olarak geri verilmesine karar verebilir.
İtibarınızı zedeleyen videoların internette yayılması nedeniyle sözleşmelerinizin iptal edilmesi sonucunda uğradığınız maddi kaybın devlet tarafından karşılanmasını talep edebilmeniz için, bu zarar ile idarenin eylemi arasında kesin bir nedensellik bağı kurmanız gerekmektedir. İnternette arama yapıldığında karşınıza çıkan asılsız haberler veya görüntüler yüzünden işinizin bozulduğunu iddia etseniz bile, müvekkillerinizin sözleşmeleri sırf bu video yüzünden iptal ettiğini kesin ve şüpheye yer bırakmayacak delillerle kanıtlamalısınız.
Aday olmanızın haksız şekilde engellenmesi nedeniyle yaşandığını iddia ettiğiniz olası maaş farkı gibi maddi zararları talep edebilmeniz için, tespit edilen ihlal ile iddia edilen zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağının bulunması şarttır ancak seçim süreçlerinde bu bağın kurulması mümkün görülmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişinin aday olması halinde kesinlikle o göreve seçileceğinin ve bahsi geçen maaşı alacağının hiçbir garantisi olmadığı gerekçesiyle, seçimlere katılamamaktan doğan bu tür varsayımsal maddi tazminat taleplerini reddetmektedir.