Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kayıtlarının kişisel verilerin korunması hukuku bağlamındaki durumu, anayasal güvenceler, yasal mevzuattaki boşluklar ve KVKK istisnaları çerçevesinde incelenmektedir. SEGBİS kayıtlarının saklanması ve imhası süreçlerindeki hukuki gereklilikler, bilişim hukuku perspektifiyle değerlendirilmektedir.
SEGBİS uygulamaları kapsamında elde edilen ses ve görüntü kayıtları, hukuki niteliği itibarıyla kişisel veri statüsündedir. Bu verilerin işlenmesi, saklanması ve imha edilmesi, temel hak ve özgürlükler ile Anayasal güvenceler çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Makalemizde SEGBİS verilerinin hukuki statüsü ve ceza hukuku boyutu incelenmektedir.
Dijitalleşmeyle birlikte çalışanların elektronik ortamda izlenmesi ve verilerinin işlenmesi, siber gözetim ve siber mobbing kavramlarını birleştirmiştir. Bu metin, siber gözetim uygulamalarının KVKK ihlallerine ve siber mobbinge dönüşme süreçlerini iş hukuku perspektifiyle incelemektedir.
İnternet ve teknoloji kullanımının artmasıyla sıkça karşılaşılan kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda, eylemi hukuka uygun hale getiren nedenler ile suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri uygulamada büyük önem taşır. Bu makalede TCK m.136 özelindeki hukuka uygunluk sebepleri incelenmiştir.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu düzenleyen TCK madde 136 kapsamında, fiili suç olmaktan çıkaran hukuka uygunluk sebepleri ile verilecek cezayı artıran nitelikli haller büyük önem taşır. Bu makalede rıza ve kanun hükmü gibi nedenler ile ceza artıran durumlar incelenmektedir.
Bu makale, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çerçevesinde kişisel veri kavramını hukuki bir perspektifle incelemektedir. Veri kavramının unsurları, nitelikleri ve özel nitelikli kişisel verilerin kapsamı detaylandırılarak, hukuk uygulayıcıları için kapsamlı bir rehber sunulmaktadır.
Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle yaygınlaşan tele çalışma modelinde, işçi ve işveren arasındaki karşılıklı güven ilişkisi daha da önem kazanmıştır. Bu makalede, tele çalışmada tarafların sır saklama borcu ve kişisel verilerin korunması yükümlülükleri, Türk Borçlar Kanunu ve KVKK çerçevesinde hukuki boyutuyla incelenmektedir.
Bu makale, bilişim hukuku perspektifiyle Türk Medeni Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel verilerin işlenme süreçlerini, bu süreçlere hâkim olan hukuki ilkeleri ve işlenme şartlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Veri işleme faaliyetlerinin yasal sınırları uzman bir yaklaşımla değerlendirilmiştir.
Türk hukukunda kişisel verilerin korunması, 6698 sayılı Kanun kapsamında bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alırken, veri sorumlularına da önemli yükümlülükler yüklemektedir. İhlal durumunda Kurul şikayeti, idari ve cezai yaptırımların yanı sıra genel mahkemelerde açılacak çeşitli hukuk davaları ile etkin koruma sağlanır.
Türkiye'de 6698 sayılı Kanun ve KKTC'de 89/2007 sayılı Yasa uyarınca kişisel verilerin hukuka uygun işlenebilmesi belirli şartlara tabidir. Bu makalede, her iki hukuk sisteminde veri işlemenin temeli olan açık rıza kavramı ile rıza aranmaksızın veri işlemeye olanak tanıyan hukuki istisnalar karşılaştırmalı bir perspektifle incelenmektedir.