Anasayfa/ Makale/ TCK Madde 136: Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Nitelikli Haller

TCK Madde 136: Hukuka Uygunluk Nedenleri ve Nitelikli Haller

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu düzenleyen TCK madde 136 kapsamında, fiili suç olmaktan çıkaran hukuka uygunluk sebepleri ile verilecek cezayı artıran nitelikli haller büyük önem taşır. Bu makalede rıza ve kanun hükmü gibi nedenler ile ceza artıran durumlar incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde yer alan kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçu, bilişim çağının getirdiği riskler karşısında bireylerin verilerini korumayı amaçlamaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için eylemin hukuka aykırı olarak gerçekleştirilmesi şarttır. Dolayısıyla, bir kişisel veri aktarımı veya ele geçirme eyleminin hukuk düzeni tarafından korunup korunmadığının tespiti, hukuka uygunluk sebepleri üzerinden yapılmaktadır. Özellikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde şekillenen bu sebepler, eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Öte yandan, suçun hukuka aykırı şekilde işlendiği tespit edildiğinde, failin sıfatı veya mesleği gibi bazı özel durumlar cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak karşımıza çıkmaktadır. Suçun temel halinin ötesinde daha ağır bir yaptırım öngören bu ağırlaştırıcı nedenler, mağduriyetin boyutunu ve failin konumunu dikkate almaktadır. Bu yazıda, TCK m. 136 eylemlerini hukuka uygun hale getiren durumlar ile cezanın artırılmasına yol açan nitelikli unsurlar detaylı bir hukuki perspektifle değerlendirilmektedir.

TCK m. 136 Kapsamında Hukuka Uygunluk Sebepleri

Kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme fiillerinin suç teşkil etmemesi için eylemin bir hukuka uygunluk sebebine dayanması gerekmektedir. Ceza hukuku ve KVKK bağlamında bu sebeplerin başında ilgilinin açık rızası gelmektedir. İlgili kişinin, belirli bir konuya ilişkin ve bilgilendirilmeye dayalı olarak özgür iradesiyle verdiği rıza, veri üzerindeki tasarrufu hukuka uygun hale getirir. Rıza dışında, kanunun hükmünün yerine getirilmesi de sık karşılaşılan bir diğer hukuka uygunluk nedenidir. Vergi Usul Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu veya Kimlik Bildirme Kanunu gibi özel yasal düzenlemelerin kurumlara yüklediği yetki ve görevler kapsamında kişisel verilerin aktarılması suç oluşturmaz. Bu kapsamda, bir kamu görevlisinin kanundan doğan zorunlu bir raporlama yükümlülüğünü ifa ederken verileri yetkili mercilere iletmesi hukuka aykırı bir eylem olarak nitelendirilemez.

KVKK Çerçevesinde Özel Hukuka Uygunluk Halleri

Kanun koyucu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleriyle kişisel veri işlemeyi hukuka uygun kılan özel şartlar getirmiştir. Bu hallerden biri olan kişilerin hayat veya beden bütünlüğünün korunması, rızasını açıklayamayacak durumda olan kişilerin yaşamsal menfaatleri söz konusu olduğunda (örneğin zorunluluk hali) devreye girer. Ayrıca, bir sözleşmenin kurulması veya ifası için kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması ile veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi amaçlarıyla yapılan eylemler de TCK m. 136 açısından eylemi hukuka uygun kılar. Bunun yanı sıra, kişinin verisini bizzat alenileştirmesi veya veri sorumlusunun meşru menfaatleri doğrultusunda yapılan veri aktarımları, suçun unsurlarının oluşmasını engellemektedir. Bu çerçevede meşru menfaat kavramı dar yorumlanmalı ve ilgili kişinin temel haklarına zarar vermemek kaydıyla bir dengeleme testi yapılarak sınırları belirlenmelidir.

TCK m. 137 Kapsamında Suçun Nitelikli Halleri

TCK'nın 137. maddesi, kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerini düzenlemektedir. Bu maddeye göre, fiilin bazı özel sıfatlara sahip kişilerce işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır. Suçun nitelikli halleri, failin içinde bulunduğu konumun veya yürüttüğü faaliyetin mağdur üzerindeki etkiyi artırması ve toplumun bu kişilere duyduğu güvenin zedelenmesi temeline dayanmaktadır. Aşağıdaki listede, kanun koyucunun hangi durumları ağırlaştırıcı neden olarak kabul ettiği özetlenmektedir:

  • Kamu görevlisi tarafından işlenmesi: Failin kamu görevlisi sıfatını taşıması ve bu suçun işlenmesinde görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanması şarttır.
  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılması: Failin yürüttüğü mesleğin veya zanaatın, verilerin aktarılmasını veya ele geçirilmesini doğrudan kolaylaştırması gerekmektedir.

Kamu Görevi ve Mesleki Kolaylığın Kötüye Kullanımı

Suçun nitelikli hallerinin somutlaşabilmesi için sadece failin kamu görevlisi veya belirli bir meslek erbabı olması yeterli değildir; suçun söz konusu görevin veya mesleğin sağladığı kolaylık ve yetkiyle bağlantılı olarak işlenmesi zorunludur. Örneğin, yargı ağı sistemlerinde görevli bir uzmanın, yetkisini kullanarak sistemdeki kişisel verileri bir başkasına yollaması halinde, hem memuriyet yetkisinin kötüye kullanımı hem de mesleki kolaylıktan yararlanma söz konusu olur ve ceza artırılır. Aynı şekilde, bir telekomünikasyon şirketi çalışanının, sadece görevi gereği erişebildiği müşteri telefon kayıtlarını satması, mesleğin sağladığı kolaylığın kötüye kullanılması fiilidir. Nitelikli hallerin iştirak boyutunda ise, bağlılık kuralı gereği doğrudan fail konumundaki kamu görevlisinin taşıdığı ağırlaştırıcı neden, durumu bilerek faili azmettiren veya ona yardım eden diğer iştirakçilere de sirayet edebilecektir.

İnternette herkese açık paylaştığım fotoğrafı başkası alırsa suç olur mu? expand_more
Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesine göre kişisel verilerin ele geçirilmesi veya yayılması kural olarak hukuka aykırı bir eylemdir ve suçtur. Ancak kanun koyucu, kişinin bizzat alenileştirdiği yani kendi iradesiyle herkesin erişimine açtığı veriler üzerinde bu suçun unsurlarının oluşmayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla, tamamen kamuya açık hale getirdiğiniz bir bilginin veya fotoğrafın başkaları tarafından ele geçirilmesi kural olarak suç teşkil etmeyecektir. Yine de failin eyleminin meşru bir menfaate dayanıp dayanmadığı ve temel haklarınıza zarar verip vermediği, her somut olayda bir dengeleme testi yapılarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Bilincim kapalıyken sağlık bilgilerimi doktor başkasıyla paylaşabilir mi? expand_more
Kişisel verilerinizin açık rızanız olmadan paylaşılması temel bir suç olsa da, yasa koyucu insan hayatını korumak için bazı kritik istisnalar getirmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişilerin hayat veya beden bütünlüğünün korunması gereken durumları özel bir hukuka uygunluk sebebi saymıştır. Rızanızı açıklayamayacak durumda olduğunuz veya bilincinizin kapalı olduğu acil sağlık müdahalelerinde (zorunluluk hali), verilerinizin işlenmesi hukuka uygun kabul edilir. Yaşamsal menfaatlerinizin söz konusu olduğu bu tür zorunlu hallerde hekimlerin yaptığı veri paylaşımları, TCK madde 136 kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Telefon şirketindeki çalışan arama kayıtlarımı satmış, cezası artar mı? expand_more
Bir telekomünikasyon şirketi çalışanının yalnızca görevi gereği erişebildiği müşteri telefon kayıtlarını izinsiz satması, TCK madde 136 kapsamında açık bir suçtur. Üstelik bu fail, yürüttüğü mesleğin doğrudan sağladığı kolaylıktan yararlanarak bu eylemi gerçekleştirdiği için TCK'nın 137. maddesi uyarınca suçun nitelikli hali devreye girer. Bu ağırlaştırıcı neden çerçevesinde, yasadışı eylemi yapan şirket çalışanına verilecek hapis cezası temel suçun cezasına kıyasla yarı oranında artırılacaktır. Hukuk düzeni, mesleki kolaylığın kötüye kullanılmasını, toplumun bu kurumlara duyduğu güveni zedeleyen vahim bir durum olarak kabul etmekte ve daha ağır şekilde cezalandırmaktadır.
Adliyede çalışan memur dosyadan kimlik numaramı sızdırırsa cezası artar mı? expand_more
Evet, bir kamu görevlisinin verilerinizi sızdırması cezanın doğrudan yarı oranında artırılmasını gerektiren son derece ciddi bir durumdur. TCK'nın 137. maddesine göre, kişisel verileri ele geçirme veya yayma suçunun bir kamu görevlisi tarafından işlenmesi ve failin sahip olduğu yetkiyi kötüye kullanması ağırlaştırıcı nedendir. Yargı ağında görevli bir memurun sadece görevi icabı ulaşabildiği kimlik bilgilerinizi yetkisini aşarak başkasına iletmesi, doğrudan memuriyet yetkisinin kötüye kullanımı fiilidir. Ayrıca, ceza hukukundaki bağlılık kuralı gereğince, dosyadan bu bilgileri sızdırması için memuru azmettiren veya ona yardım eden sivil kişiler de aynı ağırlaştırılmış yaptırımla yargılanabilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir