Size karşı yöneltilen hakaret içerikli bir iletiyi beğenen veya kendi profilinde yeniden paylaşan kişilerin eylemleri de, saldırının etki alanını genişlettiği için hukuki incelemeye esas oluşturabilecek bir durumdur. Sosyal medya ortamında bir içeriğin aleni olarak yayılmasına katkı sağlamak, mağduriyete yönelik saldırının büyümesine neden olduğundan, bu kişiler hakkında da yasal süreç başlatılması mümkündür.
Elektronik ticaret platformlarının, tüketicilerin satın aldıkları ürünlere ilişkin oluşturdukları değerlendirmeleri ve yorumları yayınlarken tamamen tarafsız olmaları ve diğer alıcıları manipüle edici her türlü gizli uygulamadan özenle kaçınmaları kanuni bir zorunluluktur. İlgili bakanlık kılavuzları uyarınca, satışları artırmak amacıyla sadece olumlu yorumları ön plana çıkarıp eleştirel veya olumsuz olanları gizlemek, gerçeğe aykırı bir algı yarattığı için tüketiciyi aldatan hukuka aykırı bir eylem olarak değerlendirilmektedir.
Sosyal medya hesabınızda paylaştığınız ve size yönelik homofobik saldırıları içeren bir videonun mahkeme kararıyla sildirilmesi, belirli durumlarda ifade özgürlüğü hakkınızın ihlali anlamına gelebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, size hakaret eden kişinin sarf ettiği sözler toplumda nefret veya hoşgörüsüzlük yayıyorsa, bu olayı kamuoyuna duyurmanız özel bir tartışma olmaktan çıkıp genel kamu yararını ilgilendiren bir meseleye dönüşmektedir.
Evet, yazdığınız eleştirel makale kamuoyunu ilgilendiren bir konudaysa ve yeterli olgusal temele dayanıyorsa, aldığınız ceza ifade özgürlüğü hakkınızın ihlali sayılır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, basının demokratik bir toplumda üstlendiği rol gereği, kamuoyunu ilgilendiren konularda bilgi ve fikir yayma görevi vardır.
Kendi eylemleriyle kamusal bir tartışma başlatan ve tanınmış kişiliği bulunan bireyler, hakaret davalarında sıradan vatandaşlar ile aynı seviyede korunmazlar ve bu kişilerin kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı daha hoşgörülü olmaları beklenir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kişinin resmi bir siyasetçi olmasa bile, kendi isteğiyle bir makale yayımlayarak kamuoyunu ilgilendiren önemli bir meselede tartışma yaratması durumunda, artık sıradan bir kişi gibi değerlendirilemeyeceğini vurgulamaktadır.
Ulusal mahkemelerin hakaret davalarında hükmettikleri manevi tazminat miktarlarının, kişinin şöhretine verilen zararla ve davalının mali kaynaklarıyla makul bir orantı içinde olması gerekmektedir. Mahkemelerin, davalının ekonomik sıkıntılarını veya ödeme gücünü dikkate almadan, oldukça yüksek ve öngörülemez miktarlarda tazminatlara hükmetmesi ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratma riski taşır.
Devlet adına resmî görevlerini yerine getiren kamu görevlileri, sıradan vatandaşlara kıyasla basının eleştirilerine karşı daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır. Mahkemeler bu tür durumlarda, kişinin itibar hakkı ile basının ifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurmakla yükümlüdür.
Gazetecilerin bir haberi yayınlamadan önce size durumu sorma veya bildirme gibi yasal bir zorunlulukları bulunmadığından, bu durum tek başına haberi iftira veya kişilik haklarına saldırı haline getirmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kriterlerine göre, gazetecinin resmi kaynaklardan edindiği belgelere dayanarak haber yapması ve haberin temel olay örgüsünün doğru olması, gazetecilik meslek ilkeleri açısından yeterli kabul edilmektedir.
Gazetecilik dilinde dikkat çekmek ve haberi özetlemek amacıyla kısa, çarpıcı ve bir dereceye kadar abartılı başlıkların kullanılması kural olarak hukuka aykırı kabul edilmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, haber başlıklarının sadece kendi başlarına değil, haberin bütünüyle ve bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Olayın yaşandığı dönemde psikolojik şiddetin doğrudan ve tek başına ayrı bir suç olarak kanunlarda tanımlanmamış olması, devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletlerin psikolojik şiddet eylemlerini cezalandırmak için belirli ve tek tip bir yasama yaklaşımını benimsemek zorunda olmadığını belirtmektedir.