Size karşı aniden, planlı olmayan bir şekilde gelişen haksızlık veya suç teşkil eden bir eylem (hakaret, tehdit vb.) esnasında failin sesini yalnızca kanıt elde etmek amacıyla telefonunuza kaydetmeniz, mahkemelerce belirli emsal şartlar altında hukuka uygun bir savunma refleksi olarak değerlendirilebilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve ceza yargılamasının temel dinamiklerine göre, kişinin doğrudan kendisine karşı işlenen bir suçla bağlantılı olarak, o kritik an içinde yetkili kolluk mercilerine başvurma imkanının bulunmadığı ve başka yolla ispat imkanı kalmayıp delillerin kaybolma tehlikesinin yüksek olduğu ani gelişen durumlar karşısında ses veya görüntü kaydı alması meşru müdafaa benzeri bir hak kabul edilir.
Ortak yaşadığınız konutta yalnızca ikinizin bulunduğu bir ortamda size yönelik hakaretleri ispatlamak amacıyla gizlice ses kaydı almanız, uyuşmazlığın çözümü bakımından hukuken değerlendirilebilecek hassas bir konudur. Evlilik birliğinin sürdürüldüğü ortak konut, eşlerin birlikte paylaştığı özel hayat alanı olarak kabul edilir ve bu alanda gerçekleşen haksız fiillerin başka türlü ispatının mümkün olmaması durumu, iddia ve savunma hakkı bağlamında kaçınılmazlık unsuru taşıyabilir.
Adınız, soyadınız ve cep telefonu numaranızın rızanız dışında sosyal medya gibi ortamlarda paylaşılması, kişisel veri kavramı kapsamında değerlendirildiğinden verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna vücut verebilecek bir eylemdir. Yargıtay içtihatlarına göre, kişiyi toplumdaki diğer bireylerden ayıran ve kimliğini belirli kılan telefon numarası, ev adresi, elektronik posta gibi bilgiler kanunların koruması altındadır.
Etnik kökeninize, inancınıza veya kimliğinize yönelik olarak yapılan ağır hakaret ve ayrımcılık içeren paylaşımların internet ortamından kaldırılmasını talep etmeniz, temel haklarınızın bir gereğidir ve bu eylemler ifade özgürlüğü şemsiyesi altında korunamaz. Demokratik toplumların temelini oluşturan çoğulculuk ve hoşgörü ilkeleri, nefret söylemi barındıran ve kırılgan grupları hedef alan yıkıcı içeriklerin yasaklanmasını ve engellenmesini zorunlu kılmaktadır.
Başka türlü ispatlanması mümkün olmayan ve ani gelişen haksız bir saldırı karşısında alınan ses kayıtları, Yargıtay uygulamalarında hukuka uygunluk nedeni çerçevesinde değerlendirilebilecek önemli bir emare niteliği taşıyabilmektedir. Normal şartlarda kişilerin ses ve görüntülerinin rızaları dışında kaydedilmesi suç teşkil etse de, size karşı işlenmekte olan hakaret veya tehdit gibi bir saldırıyı önlemek ve kaybolma olasılığı bulunan kanıtları yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla yapılan kayıtlar istisnai bir durum oluşturur.
Çevrimiçi ortamlarda çocuklara yönelik hakaret, tehdit ve ısrarlı mesaj gönderimi gibi eylemler, ceza hukuku kapsamında yaptırıma tabi tutulabilecek ve hukuki incelemeye esas oluşturabilecek davranışlardır. Her ne kadar mevzuatımızda müstakil bir siber zorbalık suçu tanımlanmamış olsa da, bu tür eylemler niteliğine göre hakaret suçu, tehdit veya kişilerin huzur ve sükununu bozma kapsamında değerlendirilmektedir.
Çocuğunuzun sosyal medya platformları üzerinden tekrarlayan şekilde hakaret ve tehdit içerikli mesajlara maruz kalması, siber zorbalık kapsamında incelenebilecek haksız bir saldırıdır. Bu tür eylemler, çocuğun şeref ve haysiyetini zedeleyici nitelikte olup doğrudan manevi kişilik değerleri üzerinde bir ihlal yaratmaktadır.
Sahte hesaplar üzerinden şahsınıza yönelik gerçekleştirilen hakaret, tehdit veya itibar zedeleyici eylemlerde gerçek faillerin tespit edilebilmesi, yabancı merkezli platformların adli makamlarla adli yardımlaşma süreçlerine ne ölçüde katılım gösterdiğine bağlı bir durumdur. Yabancı teknoloji şirketleri, merkezlerinin bulunduğu ülkenin yasalarını veya kendi iç etik kurallarını öne sürerek, Türkiye'deki adli birimlerin bilgi, belge ve bağlantı adresi taleplerini doğrudan yerine getirmeyi reddedebilmektedir.
Kendi şahsi sosyal medya hesabınızdan yaptığınız paylaşımlar, anayasal güvence altında olan ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilir ve kural olarak işverenin müdahalesine kapalıdır. İşyerindeki çalışma koşullarına veya düşük ücretlere yönelik yaptığınız genel eleştiriler, doğrudan işverenin şahsını hedef alarak hakaret içermediği veya şirketin itibarını zedelemediği sürece haklı bir fesih nedeni oluşturmaz.
Kendi kişisel sosyal medya hesaplarınızda yaptığınız paylaşımlar temel olarak ifade özgürlüğü kapsamında korunmaktadır ve sadece bir düşüncenizi açıkladınız diye işten çıkarılmanız hukuka aykırı bir işlem teşkil edebilmektedir. Yargıtay uygulamalarına göre, işyerinde somut bir olumsuzluğa yol açmayan ve eleştiri sınırları içinde kalan paylaşımlarınız işverene haklı veya geçerli bir fesih nedeni sunmaz.