Anayasa Mahkemesi bu tür olayları ifade özgürlüğü ile kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge kurarak değerlendirmektedir. Mahkeme öncelikle hedef alınan kişinin kimliğini ve siyasi konumunu dikkate alır.
İlk derece mahkemelerinin, yazdığınız yorumun bağlamını, kime yönelik olduğunu ve hangi sebeple yazıldığını tartışmadan doğrudan ceza vermesi temel haklarınızın ihlali anlamına gelebilmektedir. Mahkemeler, bir sözün hakaret olup olmadığına karar verirken sadece kullanılan kelimeye bakamazlar; sözün söylendiği ortamı, hedef alınan kişinin toplumsal konumunu ve eleştiriye katlanma yükümlülüğünü detaylıca incelemek zorundadırlar.
Sosyal medya üzerinden siyasetçilere yönelik sert eleştirilerde bulunulması nedeniyle verilen cezalar, mahkemeler tarafından haklar arasında adil bir denge kurulmadığı takdirde ifade özgürlüğünün ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, özellikle siyasi kimliğe sahip kişilerin, tartışmalı açıklamalarına karşı yapılan sarsıcı nitelikteki eleştirilere sade vatandaşlardan çok daha fazla hoşgörü göstermesi gerekmektedir.
Şehit haberleri gibi toplumun hassasiyetinin yüksek olduğu dönemlerde yapılan sert yorumlar, kaba ve incitici olsalar dahi her durumda otomatik olarak hakaret suçu sayılmamalıdır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu ifadenin gerçek veya duygusal bir tepki olmasına, başkaları tarafından zararlı veya değersiz görülmesine bakılmaksızın belirli bir bağlamda ifade hürriyeti korumasından yararlanabileceğini belirtmektedir.
Ceza mahkemelerinin, sosyal medyadaki yorumlar nedeniyle verdikleri kararlarda savunmalarınızı yüzeysel bir şekilde geçiştirmesi ve itirazlarınızı detaylıca tartışmaması anayasal hak ihlali oluşturmaktadır. Bir yorum nedeniyle ceza verilebilmesi için mahkemelerin, eleştirilen kişinin kimliği ile ünlülük düzeyi ve kamuoyunu ilgilendiren bir tartışmaya katkı sağlanıp sağlanmadığı gibi önemli ölçütleri kararında açıkça tartışması gerekmektedir.
Sosyal medya üzerinden yapılan sert ve argo içerikli eleştiriler nedeniyle tazminat davası açılması mümkündür ancak mahkemelerin bu sözleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gerekir. Bir gazetenin yayımladığı ve kamuoyunda tartışma yaratan bir habere karşı sosyal medya hesabınızdan yaptığınız paylaşım, hakaret kastından ziyade gazetenin yayın politikasını eleştirmek amacıyla yapılmışsa bu durum hukuken korunmalıdır.
Şikayet hakkınızı kullanmanız kural olarak suç değildir ancak şikayetlerinizin içeriğine ve amacına göre özel hastaneler tarafından aleyhinize manevi tazminat davası açılması ihtimali her zaman bulunmaktadır. Adli veya idari makamlara verilen dilekçelerde kişilerin veya kurumların eleştirilmesi dilekçe hakkı kapsamında koruma altında olsa da bu durum karşı tarafın şeref ve itibarını zedeleyecek boyuta ulaşmamalıdır.
Hastane personelinin size karşı sarf ettiği sözleri şikayet dilekçenize aynen aktarmanız, şikayetinizin konusunu ve amacını açıklamak için yapıldığı sürece kural olarak karşı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaz. İdareye veya yetkili mercilere sunduğunuz başvurularda, aranızdaki uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı olan iddia ve isnatlara yer vermeniz hak arama özgürlüğü çerçevesinde olağan karşılanan bir durumdur.
Yaşadığınız bu tür olaylarla ilgili olarak hukuki yolları tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmanız halinde başvurunuz incelemeye alınmadan reddedilebilir. Hukuk sistemimizde bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, şikâyetinizi öncelikle ve yasal süresinde yetkili idari ile yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmeniz gerekmektedir.
Hayır, sosyal medyada edilen her hakaret ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez ve mahkemelerin bu noktada ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarınızın korunması arasında adil bir denge kurması gerekmektedir. Kamuoyunca tanınan biri olsanız ve size yöneltilen sözler toplumsal bir eleştiri veya siyasi bir tartışmanın parçası gibi görünse de, net bir bağlam ilişkisi olmadan sarf edilen ağır hakaret niteliğindeki kelimeler ifade özgürlüğü sınırları içinde kalamaz.