Türk iş hukukunda işçinin ihbar ve ifşa hakkı, sadakat borcu ve dürüstlük kuralı gibi temel ilkelerle sınırlandırılmıştır. Bu makalede, işçilerin işyerindeki hukuka aykırılıkları bildirirken uyması gereken sınırlar ve ifşanın iş sözleşmesinin feshine veya tazminat taleplerine yol açabilen hukuki sonuçları detaylı bir şekilde incelenmektedir.
Kurumsal hesap verebilirliğin temeli olan ihbar ve ifşa hakkı, yolsuzlukla mücadelede uluslararası sözleşmeler, Avrupa Birliği yönergeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile sıkı bir koruma kalkanına alınmış; ifade özgürlüğü bağlamında işçilerin misillemelere karşı güvence altına alınması evrensel bir zorunluluk haline gelmiştir.
İşverenin yönetim hakkını dürüstlük kuralına aykırı ve keyfi bir biçimde kullanarak işçiyi mağdur etmesi, hukuk sistemimizde ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bu makalede, yönetim hakkının kötüye kullanılmasının hukuki, idari ve cezai sonuçları ele alınarak, işçinin hakları ve işverenin karşılaşacağı yaptırımlar uzman bir bakış açısıyla incelenmektedir.
İşverenin yönetim hakkı mutlak değildir. İş ilişkisinde işçinin kişilik haklarına, onuruna ve özel hayatına saygı gösterilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu makalede, yönetim hakkının sınırlarının aşılarak işçinin özel yaşam alanına müdahale edilmesi ve çalışma hayatında psikolojik taciz boyutuna ulaşan ihlaller detaylıca incelenmektedir.