Haksız yakalama veya tutuklama sonrasında beraat kararı alan kişilerin açtığı tazminat davalarında hükmedilen miktarın çok düşük olması durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkınız vardır. Anayasa Mahkemesi, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan ceza yargılaması süreçlerinde uygulanan gözaltı ve tutuklama gibi koruma tedbirleri nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında açılan davaları incelemektedir.
Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadan önce kanunda öngörülen idari başvuru yollarını tüketmeniz gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların çok uzun sürmesi sebebiyle yapılan şikayetlerde, öncelikle ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili yeterli giderim sağlama kapasitesi olan Tazminat Komisyonu yoluna gidilmesini zorunlu tutmaktadır.
Haksız gözaltı veya tutuklama sebebiyle uğradığınız maddi zararın devletten tahsil edilebilmesi için uygulanan tedbir ile zararınız arasında açık bir nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Maddi zarar, haksız koruma tedbiri uygulanmasaydı mevcut mal varlığınızın olacağı durum ile uygulanan tedbir sonrasındaki mal varlığınız arasındaki farktan ibarettir ve bu durum yoksun kalınan kâr şeklinde de ortaya çıkabilir.
Kötü muameleye uğradığınızı iddia ediyorsanız, bu iddialarınızı destekleyecek emare ve delilleri zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüsünüz. Sadece soyut beyanlara dayanan, olgularla ve sağlık raporlarıyla desteklenmeyen şikayetler üzerine derhal resmi bir ceza soruşturması başlatılması veya polisler hakkında dava açılması her zaman mümkün olmayabilir.
Gözaltı veya tutukluluk gibi doğrudan devletin kontrolü ve gözetimi altında bulunduğunuz bir sırada vücudunuzda herhangi bir yaralanma olayı meydana gelmişse, bu durumun nasıl gerçekleştiğine dair tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirme yükümlülüğü tamamen yetkili makamlara aittir. Zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla kamu görevlilerinin erişiminde olduğundan, yaralanmanın sizin kendi eylemlerinizden veya direnmenizden kaynaklandığının kanıtlanması devletin sorumluluğundadır.
Daha önce hürriyetinizin kısıtlandığı gözaltı veya tutukluluk gibi sürelerin yatacağınız hapis cezasından düşülmesi yani mahsup edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu işlem kanunlarımızda yer alan mahsubun mecburiliği ilkesi gereğince mahkemelerin takdirine bırakılmış bir durum değildir ve şartları oluştuğunda mahkemeler bu süreyi doğrudan indirmekle yükümlüdür.
Daha önce gözaltında geçirdiğiniz sürelerin hapis cezanızdan indirilmemesi, Anayasa ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınızın ihlali anlamına gelir. Türk Ceza Kanunu kapsamında yer alan düzenlemelere göre, hakkınızdaki hüküm kesinleşmeden önce hürriyetinizi kısıtlayan bütün hâller nedeniyle geçirdiğiniz sürelerin mahkûm olduğunuz hapis cezasından indirilmesi kanuni bir zorunluluktur.
Gözaltı sürecinde kamu görevlilerinin kötü muamelesine maruz kaldığınız iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmadan önce, bu durumu muhakkak ilgili adli mercilere şikâyet ederek olağan hukuk yollarını tüketmeniz gerekmektedir. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve insan onuruyla bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde, devletin sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü doğar.
Mahkemenin, davanızda öne sürdüğünüz esaslı talepleriniz hakkında hiçbir olumlu veya olumsuz karar vermemiş olması kesinlikle normal bir durum değildir ve anayasal haklarınızı ihlal eder. Dava açtığınızda mahkemelerden sadece şeklî bir sonuç elde etmeyi değil, uyuşmazlığın temeli olan şikâyetlerinizin incelenerek bir karara bağlanmasını bekleme hakkınız bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin başvurunuzu haklı bulması durumunda, mahkemelerin yaptığı bu hatalar davanızın yeniden görülmesi yoluyla düzeltilecektir. Mahkeme, haksız gözaltı nedeniyle size ödenen tazminatın hakkınızın özünü zedeleyecek kadar düşük olması ve yasa dışı dinlemelere yönelik şikâyetlerinizin hiç incelenmemesi sebeplerinden ötürü ihlal kararı verdiğinde, tespit edilen bu hukuka aykırılıkların ortadan kaldırılması gerekir.