Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/27899 E. 2020/821 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/27899 E. 2020/821 K.

Bu karar, çalışma hayatında sıklıkla karşılaşılan ve işçiler üzerinde doğrudan psikolojik etkiler bırakan amir hakareti ve mobbing iddialarının hukuki sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, işveren vekili veya amir konumundaki kişilerin işçinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesinin, işçi açısından derhal ve haklı fesih hakkı doğurduğunu hukuken tescil etmektedir. Ancak kararın asıl çarpıcı noktası, fesih iradesinin kimden geldiğinin tespitine bağlanan hukuki sonuçlardır. İş sözleşmesini amirinin küfür ve hakaretleri sebebiyle haklı nedenle dahi olsa eylemli olarak sonlandıran işçinin, kanun gereği karşı taraftan ihbar tazminatı talep edemeyeceği kuralı, uygulamada sıkça düşülen bir hatayı düzeltmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/27899
Karar No 2020/821
Karar Tarihi 21.01.2020
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İşveren vekilinin hakareti haklı fesih sebebidir.
  • gavel Haklı nedenle fesheden taraf ihbar tazminatı isteyemez.
  • gavel Tanık beyanıyla ispatlanan fazla mesaide indirim zorunludur.
  • gavel Elden ödeme makbuzları gerçek ücretin ispatında delildir.

Bu karar, çalışma hayatında sıklıkla karşılaşılan ve işçiler üzerinde doğrudan psikolojik etkiler bırakan amir hakareti ve mobbing iddialarının hukuki sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, işveren vekili veya amir konumundaki kişilerin işçinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesinin, işçi açısından derhal ve haklı fesih hakkı doğurduğunu hukuken tescil etmektedir. Ancak kararın asıl çarpıcı noktası, fesih iradesinin kimden geldiğinin tespitine bağlanan hukuki sonuçlardır. İş sözleşmesini amirinin küfür ve hakaretleri sebebiyle haklı nedenle dahi olsa eylemli olarak sonlandıran işçinin, kanun gereği karşı taraftan ihbar tazminatı talep edemeyeceği kuralı, uygulamada sıkça düşülen bir hatayı düzeltmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından incelendiğinde bu karar, ücretin tespiti ve fazla çalışma alacaklarının ispat kurallarına yönelik çok önemli yönergeler barındırmaktadır. Çalışanların bordrolarında yazılı olan ücretten daha fazlasını elden aldıklarını banka kayıtları ve işverence düzenlenen tahsilat makbuzları gibi yazılı belgelerle kanıtlamaları halinde, tüm işçilik alacaklarının bu gerçek net ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kesin bir dille ifade edilmiştir. Aynı zamanda karar, mahkemelerin hesaplama yöntemlerine sınır çizerken, işyeri kayıtlarına değil de tamamen işçi tanıklarının şifahi anlatımlarına dayanılarak tespit edilen mesai alacaklarından uygun bir oranda hakkaniyet (takdiri) indirimi yapılması zorunluluğunu bir kez daha vurgulayarak, yargılama pratiğinde adil dengenin nasıl kurulacağını göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalıya ait otelde muhasebe müdürü olarak çalışmaktayken; amirleri tarafından kendisine mobbing uygulandığını, ücretinin önemli bir bölümünün elden ödendiğini, bu ödemelerin baskı amacıyla kesildiğini ve çalışma şartlarında kendi aleyhine esaslı değişiklikler yapılmaya çalışıldığını iddia ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmiştir. Bu doğrultuda kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, yıllık izin ve manevi tazminat gibi alacaklarının ödenmesi talebiyle işverene karşı dava açmıştır.

Davalı işveren ise davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının sağlık raporu bitiminde işbaşı yapmadığını, işyerini mazeretsiz olarak terk ettiğini ve tutulan devamsızlık tutanakları üzerine iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı olarak kendileri tarafından feshedildiğini savunmuştur. Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin gerçekte kim tarafından ve hangi nedenle sonlandırıldığı, davacının gerçek ücretinin tespiti ve fazla mesai alacaklarının kanıtlanma usulü noktalarında düğümlenmektedir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan ve mahkemelere yön veren en temel hukuk kuralı, 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-(b) ve (c) bentleridir. İlgili kanun maddesine göre; işverenin veya işveren vekilinin işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi, ahlaka aykırı davranışlarda bulunması, işçiye sataşması veya gözdağı vermesi hallerinde işçi, süresi belirli olsun veya olmasın iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin derhal ve haklı nedenle feshedebilir. İşçi bu hakkını kullandığında, yasadan doğan bir hak olarak kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, iş sözleşmesini fesheden taraf haklı bir sebebe dayansa dahi, sözleşmeyi bizzat bitirdiği için karşı taraftan ihbar tazminatı talep etme hakkına sahip değildir.

Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ispatı noktasında ise işyeri şahsi dosyaları, puantaj kayıtları ve işyerine giriş çıkışı gösteren yazılı belgeler birincil ve kesin delil niteliğindedir. İşçinin kendi imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilene kadar kesin delil sayılır. Ancak bu tür belgelerle fazla çalışmanın kanıtlanamaması halinde, işçi iddialarını tanık beyanlarıyla da ispatlayabilir. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları uyarınca, fazla çalışma alacağının puantaj veya mesai takip sistemi gibi yazılı belgelere dayanmadığı, yalnızca tanık anlatımlarına göre belirlendiği durumlarda, insanın yılın her günü aynı verimle çalışamayacağı; hastalık, mazeret veya özel işler gibi sebeplerle mutlaka devamsızlık yapacağı hayatın olağan akışının bir gereğidir. Bu karine gereği, salt tanık anlatımıyla belirlenen uzun süreli fazla mesai toplamı üzerinden mahkemelerce mutlaka hakkaniyete uygun takdiri bir indirim yapılması yasal bir mecburiyettir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda dosya kapsamı ve toplanan deliller incelendiğinde, davacı işçinin çalışma koşullarının değiştirildiği yönündeki iddiasını tam olarak kanıtlayamadığı tespit edilmiştir. Ancak, davacının amiri konumundaki işveren vekilinin kendisine yönelik küfür ve hakaret içerikli sözler sarf ettiği tanık beyanları ve dosya içeriğiyle kesin olarak sübuta ermiştir. Davacı işçinin sağlık raporunun bitim tarihi olan 20.06.2013 gününden sonra bir daha işyerine gitmediği, dolayısıyla işverenin devamsızlık tutanaklarına dayalı 24.06.2013 tarihli feshinden önce, bizzat işçinin eylemli olarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği anlaşılmıştır. Yargıtay, işveren vekilinin sataşması karşısında eylemli fesih yoluna giden davacının kıdem tazminatı talebinin kabulünü isabetli bulurken; işi kendisi bırakan tarafın haklı olsa da ihbar tazminatı alamayacağı ilkesi gereği, yerel mahkemenin ihbar tazminatını da kabul etmesini ağır bir hukuki hata olarak değerlendirmiştir.

Ücretin belirlenmesi konusunda ise yerel mahkeme, salt resmi bordrolara bakarak davacının brüt ücretinin 1.850,00 TL olduğuna karar vermiştir. Oysa davacının dosyaya sunduğu elden tahsilat makbuzları ile bankaya yatan tutarların toplamı net 1.850,00 TL yapmaktadır. Yargıtay, makbuzların şirket tarafından düzenlendiği gerçeğini gözeterek, bilirkişi raporunda davacının gerçek ücretinin "net 1.850,00 TL" olarak belirlendiği hesaplama seçeneğinin hükme esas alınması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Öte yandan, fazla mesai alacaklarının hesabında davacı tanıklarının çalışma süreleriyle sınırlı bir değerlendirme yapılması yerinde görülmekle birlikte; davacı tanıklarının çalışmadığı daha eski dönemler için davalı tanıklarının beyanlarının tamamen dışlanarak hiç dikkate alınmaması hatalı bulunmuştur. Buna ek olarak, bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunan ayların, imza durumu gözetilmeksizin tamamen hesaplama dışı bırakılması suretiyle dışlama yönteminin hatalı uygulandığı belirtilmiştir. Son olarak, işyeri yazılı kayıtlarına değil tümüyle tanık anlatımlarına göre hesaplanan fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti tutarlarından, çalışılan süre ve işin niteliği dikkate alınarak uygun bir makul indirim (hakkaniyet indirimi) yapılmamış olması temel bir eksiklik olarak saptanmıştır. Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, ihbar tazminatının kabulü, gerçek ücretin hatalı tespiti, davalı tanıklarının beyanlarının göz ardı edilmesi ve hakkaniyet indirimi yapılmaması sebepleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Müdürüm bana küfür etti, işten çıksam tazminat alabilir miyim? expand_more
İşvereninizin veya sizi yöneten amirinizin (işveren vekilinin) şeref ve namusunuza dokunacak sözler sarf etmesi, size hakaret etmesi veya küfürlü konuşması 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca size derhal ve haklı fesih hakkı verir. Yargıtay kararlarına göre, bu tür sataşma ve hakaretler karşısında iş sözleşmenizi eylemli olarak (işe gitmeyerek) sonlandırmanız halinde kıdem tazminatına hak kazanırsınız. Olayda işverenin hakkınızda devamsızlık tutanağı tutmasından önce sizin bu nedenle işi bırakmanız, feshin sizin tarafınızdan haklı sebeple yapıldığını gösterir ve kıdem tazminatınızı almanızı sağlar.
Haklı sebeple işi kendim bırakırsam ihbar tazminatı alır mıyım? expand_more
Hayır, ihbar tazminatı alamazsınız. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, iş sözleşmesini haklı bir nedene dayanarak dahi olsa bizzat sonlandıran (fesheden) taraf ihbar tazminatı talep etme hakkına sahip değildir. İhbar tazminatı, sözleşmesi haksız veya bildirimsiz olarak karşı tarafça feshedilen kişiye tanınan bir haktır; dolayısıyla işyerinden amirinizin hakareti gibi kanun önünde çok haklı bir sebeple ayrılsanız bile, sözleşmeyi bitiren irade sizden geldiği için yalnızca kıdem tazminatı alabilirsiniz, ihbar tazminatı talebiniz hukuken reddedilir.
Maaşımın bir kısmı elden veriliyor, asıl maaşımı nasıl ispatlarım? expand_more
Resmi bordrolarda maaşınız asgari ücret veya daha düşük bir tutar gösterilse bile, aradaki farkın elden ödendiğini yazılı belgelerle kanıtlamanız mümkündür. Yargıtay kararına göre; işveren tarafından düzenlenen tahsilat makbuzları veya banka kayıtları gibi yazılı deliller gerçek ücretin ispatında kesin olarak dikkate alınır. Eğer elinizde şirketin düzenlediği bu tarz elden ödeme makbuzları ve banka dökümleri varsa, mahkeme tüm işçilik alacaklarınızı bordrodaki düşük ücretten değil, bu belgelerle kanıtladığınız gerçek net ücretiniz üzerinden hesaplamak zorundadır.
Mesaimi sadece şahitlerle ispatlarsam alacağımdan kesinti yapılır mı? expand_more
Evet, kesinti yapılması yasal ve yerleşik bir zorunluluktur. Fazla çalışma alacağınızın puantaj kayıtları, mesai takip sistemi veya giriş-çıkış belgeleri gibi yazılı delillerle değil de yalnızca işçi tanıklarının anlatımlarıyla ispatlandığı durumlarda Yargıtay, hayatın olağan akışını dikkate almaktadır. Bir çalışanın yılın her günü hiç hasta olmadan, mazeret izni kullanmadan veya özel işleri çıkmadan aynı tempoda aralıksız fazla mesai yapması olanaklı görülmediğinden, tanık beyanlarına göre hesaplanan uzun süreli toplam mesai ücreti üzerinden mahkemece hakkaniyete uygun takdiri bir indirim (hakkaniyet indirimi) yapılması mecburidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir