Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/27080 E. 2020/12404 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/27080 |
| Karar No | 2020/12404 |
| Karar Tarihi | 19.10.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İşçinin mazeretli devamsızlığı haklı fesih nedeni yapılamaz.
- Mazeretin işverene bildirilmesi devamsızlık kastını ortadan kaldırır.
- Tanık beyanıyla doğrulanan mazeret geçerli kabul edilir.
Bu karar, iş hukukunda işçinin devamsızlık sebebiyle işten çıkarılmasının sınırlarını net ve kesin bir şekilde çizmektedir. Mevzuatımız kapsamında işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilmesi için işçinin izinsiz ve haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü devamsızlık yapması temel şarttır. Ancak Yargıtay bu kararında, işçinin işe gidememe durumunu ve buna dayanak teşkil eden mazeretini işverene bildirmiş olmasını, fesih hakkını ortadan kaldıran en önemli unsur olarak değerlendirmiştir. Bilet bulamama, araç arızası veya hava muhalefeti gibi tamamen çalışanın elinde olmayan nedenlerle işe gidemeyen ve bu durumu işveren yetkilisine bildiren işçinin davranışı, devamsızlık niyeti olarak yorumlanamaz.
Benzer davalarda bu karar, özellikle resmi ve dini tatil dönüşlerinde sıklıkla karşılaşılan devamsızlık uyuşmazlıkları için çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Uygulamada işverenler, ardı ardına yaşanan iki günlük işe gelmeme durumlarını doğrudan yasal dayanak yaparak iş sözleşmesini tazminatsız olarak feshetme eğilimindedir. Fakat Yüksek Mahkeme, devamsızlığın ardındaki "haklı sebep" unsurunun büyük bir titizlikle araştırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Tanık beyanlarıyla dahi doğrulanan ve kötü niyet taşımayan mazeretlerin varlığı halinde, işverenin derhal fesih hakkının doğmayacağı açıkça netleşmiştir. Bu durum, işverenlerin sadece salt devamsızlık tutanaklarına dayanarak şekli bir fesih yoluna gitmeden önce, işçinin beyanlarını çok daha dikkatli bir şekilde ele alması gerektiğini göstermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir ambalaj ve üretim fabrikasında engelli kadrosunda barkod ve paketleme personeli olarak çalışan işçi, işverenine karşı işçilik alacakları davası açmıştır. İşçi, dini bayram tatili sonrasında ulaşım sorunları nedeniyle işe gidemediği iki günlük sürenin ardından işten haksız yere çıkarıldığını, çalıştığı süre boyunca kendisine amirleri tarafından sürekli hakaret edilerek mobbing uygulandığını ve fazla mesai, genel tatil, yıllık izin gibi haklarının da ödenmediğini iddia etmiştir.
İşveren ise işçinin Kurban Bayramı dönüşünde ardı ardına iki gün boyunca işe mazeretsiz ve izinsiz gelmediğini, bu nedenle iş sözleşmesinin haklı sebeple ve tazminatsız olarak sonlandırıldığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temelini, işçinin bilet bulamaması ve aracının arızalanması gibi sebeplerle işe gidememesinin haklı bir mazeret sayılıp sayılmayacağı ve bu durumun işverene fesih hakkı verip vermediği oluşturmaktadır. İşçi, bu gerekçelerle ödenmeyen kıdem ile ihbar tazminatlarının ve diğer işçilik alacaklarının tarafına ödenmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş hukukunda işveren ile işçi arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınan en temel düzenlemelerden biri devamsızlık ve buna bağlı fesih halleridir. Konuyla ilgili genel yasal çerçeve, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-g bendi ile açıkça çizilmiştir. İlgili kanun maddesine göre, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü işe gelmemesi durumu, işverene iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin haklı nedenle derhal feshetme hakkı verir.
Bu kural uygulanırken en kritik husus, devamsızlığın hem "izinsiz" hem de "haklı bir sebebe dayanmaksızın" gerçekleşmiş olması gerekliliğidir. İşçi, objektif olarak işe gitmesini engelleyen ve hayatın olağan akışında kabul edilebilir bir mazerete sahipse, işverenin fesih hakkı doğmaz. Ulaşım imkanlarının elde olmayan nedenlerle ortadan kalkması, hastalık, doğal afetler veya mecburi durumlar yerleşik içtihatlarda tartışmasız olarak haklı sebep kabul edilmektedir.
Uygulamada işverenler, işçinin mazeretini ve işe gelememe durumunu bildirmesini dikkate almak zorundadır. İşçinin, işe gidemeyeceği durumu işveren vekiline, ustasına ya da yöneticisine uygun iletişim vasıtalarıyla iletmesi, durumu haklı kılan temel argümanlardan biridir. Tanık beyanları, telefon kayıtları veya mesajlaşmalar bu bildirimin ispatında hukuken son derece geçerli delillerdir. Mazereti geçerli olan ve bunu işverene usulünce bildiren işçinin sözleşmesinin sadece tutanaklara dayanılarak devamsızlık gerekçesiyle feshedilmesi hukuka aykırıdır. Bu tür bir fesih her zaman haksız kabul edilir ve işçiye kıdem ile ihbar tazminatı hakkı kazandırır. Bu temel kurallar, işçinin zayıf konumunun korunması ilkesinin bir gereğidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, engelli kadrosunda istihdam edilen davacı işçi, Kurban Bayramı tatilinin ardından gelen 08.10.2014 ve 09.10.2014 tarihlerinde mesaisine devam edememiştir. Davalı işveren, bu iki günlük devamsızlığı doğrudan bir fesih gerekçesi yaparak işçinin savunmasını almış ve iş sözleşmesini İş Kanunu uyarınca mazeretsiz devamsızlık yaptığı gerekçesiyle tazminatsız olarak feshetmiştir. İşçi tarafı ise savunmasında; bayram dönüşü yaşanan yoğunluk sebebiyle bilet bulamadığını, bu zorunlu durumu annesinin işyeri yetkilisine telefonla arayarak bildirdiğini, ertesi gün ise İstanbul'a gelirken bindiği otobüsün arızalandığını ve çok geç saatte şehre varabildiği için yorgunluktan işe gidemediğini ileri sürmüştür.
Yüksek Mahkeme tarafından yapılan detaylı incelemede, işçinin ileri sürdüğü bu mazeretlerin gerçekliği bizzat davalı işverenin kendi dinlettiği tanık tarafından doğrulanmıştır. Davacının ustası statüsünde olan işveren tanığı, işçinin annesinin gerçekten de işyerini arayarak oğlunun bilet bulamadığını ve işe mecburen bir gün sonra geleceğini bildirdiğini, ertesi gün de işçinin sabaha karşı Bolu civarında trafikte olduğunu belirten bir mesaj attığını mahkeme huzurunda açıkça beyan etmiştir. Bu hukuki ve fiili tespitler ışığında, işçinin işe gelmeme eyleminin keyfi, kasıtlı ve mazeretsiz bir devamsızlık olmadığı; aksine bütünüyle kendi elinde olmayan ulaşım sorunlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. En önemlisi de bu mazeretin işveren yetkililerine zamanında ve usulüne uygun şekilde bildirilmiş olmasıdır.
Yargıtay, işçinin bilet bulamaması, aracının arızalanması ve bu durumu işverene iletmesi hususlarını bir bütün halinde değerlendirerek devamsızlığın yasal anlamda haklı bir nedene dayandığını tespit etmiştir. Bu doğrultuda, yasada aranan "haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü devamsızlık yapma" şartının somut uyuşmazlıkta kesinlikle gerçekleşmediği açıkça vurgulanmıştır. Ortada haklı bir mazeret varken, şekli tutanaklara dayanılarak yapılan fesih işlemi açıkça haksız fesih niteliğindedir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mazereti bulunan ve bunu bildiren işçinin devamsızlığının haklı fesih nedeni oluşturmayacağı, bu sebeple davacının ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulü gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğu yönünde kararını bozmuştur.