Karar Bülteni
YARGITAY 22. HD 2016/2706 E. 2019/131 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/2706 |
| Karar No | 2019/131 |
| Karar Tarihi | 08.01.2019 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İmzalı bordro sahteliği ispatlanana kadar kesin delildir.
- Fazla çalışmanın aksi ancak yazılı delille ispatlanır.
- Banka ödemelerinde ihtirazi kayıt konulması şartı aranmaz.
- Müfettiş tutanakları fazla mesai hesabında dikkate alınmalıdır.
Bu karar, iş hukukunda fazla çalışma ücretlerinin ispatı konusunda oldukça katı olan ispat yükü kurallarının istisnalarını ve sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Yargıtay, kural olarak işçinin imzasını taşıyan ihtirazi kayıtsız ücret bordrolarının kesin delil niteliğinde olduğunu belirtmektedir. Ancak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri tarafından tutulan resmi tutanaklar gibi belgelerin, aksi yöndeki genel kabulleri çürütebilecek güçte üstün birer ispat aracı olduğu hukuken teyit edilmiştir. Yani, salt bordrolara dayanılarak davanın reddedilmesi, dosyada bulunan resmi tespitlerle çelişiyorsa bu durum hukuka açıkça aykırıdır.
Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle vardiyalı veya nöbet usulü çalışan işçilerin hak arama süreçlerinde kendini güçlü bir şekilde gösterecektir. Yirmi dört saat çalışma ve kırk sekiz saat dinlenme gibi spesifik mesai sistemlerinin uygulandığı işyerlerinde, resmi kurumlarca tutulan tutanakların mevcudiyeti halinde, yerel mahkemelerin salt bordrolara dayanarak karar vermesinin önüne geçilmektedir. Uygulamadaki önemi, hukukçuların ve mahkemelerin delil değerlendirmesi yaparken resmi müfettiş raporlarına öncelik vermesi gerektiğine işaret etmesidir. Bu durum, işverenlerin şekli belgelere sığınarak işçinin fiili çalışmasını gizlemesinin önüne geçen çok önemli bir yasal güvence sağlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, 2004 ile 2009 yılları arasında davalı işverene ait işyerinde çalıştığını belirterek mahkemeye başvurmuştur. Endüstri meslek lisesi mezunu olmasına rağmen eğitimine ve vasfına uygun olmayan işlerde çalıştırıldığını, ayrıca rızası dışında sürekli olarak görev yerinin değiştirildiğini iddia etmiştir. İşçi, gerçekleştirilen bu sistematik uygulamalarla kendisine kasıtlı olarak yıldırma politikası (mobbing) uygulandığını ileri sürmüştür.
Bunun yanı sıra, yasal mesai sürelerini aşacak şekilde fazla çalıştırıldığını ancak bu çalışmalarının karşılığının tarafına ödenmediğini belirtmiştir. İşçi, kendisine uygulanan psikolojik baskı ve ödenmeyen fazla mesaileri gerekçe göstererek davalı işverene karşı tazminat ve alacak davası açmıştır. Mahkemeden, uğradığı psikolojik baskı nedeniyle manevi tazminat ile birlikte ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kuralları, iş hukukunda ispat yükü ve delil değerlendirmesi prensiplerine sıkı sıkıya bağlıdır. Kural olarak, fazla mesai yaptığını iddia eden işçi, hayatın olağan akışına aykırı olan bu iddiasını geçerli hukuki delillerle ispat etmekle yükümlüdür.
Özellikle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenen yasal çalışma sürelerinin ispatı konusunda ücret bordroları çok kritik bir yere sahiptir. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, işçinin imzasını taşıyan bordrolar sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil kabul edilir. Eğer imzalı bir bordroda fazla çalışma ücretinin tahakkuk ettirildiği ve ödendiği görülüyorsa, işçinin gerçekte daha fazla çalıştığını iddia etmesi kural olarak mümkün değildir. İşçinin bu katı kuralı aşabilmesi için bordroyu imzalarken ihtirazi kayıt (çekince) koymuş olması aranır. İhtirazi kayıt yoksa, işçi bordroda belirtilenden daha uzun süre çalıştığını tanık beyanlarıyla değil, ancak başka bir eşdeğer yazılı belge ile kanıtlayabilir.
Bununla birlikte, işçiye bordro imzalatılmadığı durumlarda işverenin her ay banka kanalıyla değişik miktarlarda tahakkuklar içeren ücret ödemesi yapması halinde hukuki durum işçi lehine esner. İşçinin banka ödemelerine anında ihtirazi kayıt koyması hayatın olağan akışında kendisinden beklenemeyeceği için, işçi ödenenin üzerinde fazla mesai yaptığını tanık beyanları da dâhil olmak üzere her türlü delille ispat etme hakkına sahip olur. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında da tamamen aynı hukuki ispat kuralları geçerlidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yüksek Mahkeme, uyuşmazlık dosyasını incelediğinde özellikle fazla mesai alacaklarının tespiti noktasında yerel mahkemenin çok ciddi bir eksik değerlendirme yaptığını saptamıştır. Dosya kapsamında yer alan ve bizzat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliği tarafından tanzim edilen 19.09.2008 tarihli resmi tutanak, somut olayın çözümünde en kilit delil olarak değerlendirilmiştir.
Söz konusu resmi tutanak içeriğine göre, davacı işçinin 05.12.2006 ile 04.08.2008 tarihleri arasındaki dönemde "Katı Atık Düzenli Depolama Sahasında" özel bir mesai sistemiyle görevlendirildiği hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. İşçinin bu zorlu sahada 24 saat çalışma ve 48 saat dinlenme esasına dayanan bir vardiya sistemiyle fiilen görev yaptığı resmi kurumlarca belgelenmiştir. Yargıtay, bu mesai sisteminin haftalık yasal sınırlara olan matematiksel yansımasını da doğrudan ortaya koymuş; davacının bu sisteme göre bir hafta üç gün, takip eden hafta ise iki gün mesai yaptığını saptamıştır. Bu periyodik ve ağır çalışma düzeninde işçinin bir hafta dokuz saat, diğer hafta ise altı saat fazla mesai yaptığı tutanaklarla sabittir.
Yerel mahkemenin, devletin yetkili müfettişlerince hazırlanan bu kesin tespitlere rağmen bahsi geçen döneme ilişkin hiçbir değerlendirme yapmaması ve davacının fazla mesai alacağını tamamen reddetmesi, hukuka, hakkaniyete ve delil değerlendirme kurallarına açıkça aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, söz konusu müfettiş raporunun kapsadığı döneme has olmak üzere, davacının fazla mesai ücreti alacaklarının uzman bilirkişi aracılığıyla yeniden hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu hesaplama yapılırken ilgili dönem bordrolarıyla karşılaştırma yapılması gerektiği ve şayet bordrolarda tahakkuk ettirilmiş bir ödeme varsa bunların da mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, müfettiş tutanaklarıyla kesin olarak ispatlanan fazla mesai sürelerinin hesaplanmaması ve talebin reddedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.