Anasayfa/ Makale/ Unutulma Hakkının Ulusal ve Uluslararası Yasal...

Makale

Unutulma hakkı, bireylerin dijital dünyadaki varlıklarını kontrol etmelerini sağlayan temel bir hukuki enstrümandır. Bu makale, söz konusu hakkın Avrupa Birliği mevzuatı ve uluslararası yargı kararlarından Türk hukuk sistemine uzanan yasal dayanaklarını, anayasal güvenceleri ve spesifik kanun maddelerini hukuki bir perspektifle inceler.

Unutulma Hakkının Ulusal ve Uluslararası Yasal Dayanakları

Günümüzün dijitalleşen dünyasında, bireylerin geçmişlerine ait verilerin siber uzayda sürekli olarak erişilebilir kalması, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği bağlamında ciddi hukuki sorunlar doğurmaktadır. Bu sorunların çözümünde merkezi bir rol oynayan unutulma hakkı, bireylere dijital ayak izleri üzerinde kontrol imkânı tanıyarak, geçmişteki olumsuz veya güncelliğini yitirmiş bilgilerin arama motorlarından ve dijital hafızadan silinmesini talep etme yetkisi verir. Hakkın uygulanabilirliği, yeknesak bir kanun metninden ziyade, çeşitli ulusal ve uluslararası yasal dayanaklar çerçevesinde şekillenmektedir. Uluslararası boyutta Avrupa Birliği düzenlemeleri ve emsal yargı kararları temel alınırken, ulusal mevzuatımızda Anayasa, Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve özel kanunlar üzerinden dolaylı ancak etkili bir hukuki koruma kalkanı oluşturulmuştur. Bu metinde, söz konusu hakkın hangi normatif temellere dayandığı ve hukuki uygulamalarda nasıl vücut bulduğu detaylıca ele alınacaktır.

Uluslararası Hukukta Unutulma Hakkının Temelleri

Avrupa Birliği Düzenlemeleri ve GDPR

Uluslararası arenada unutulma hakkı, ilk olarak Avrupa Birliği'nin 95/46/EC sayılı Veri Koruma Direktifi ekseninde tartışılmaya başlanmış ve ardından Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile açık bir yasal zemine kavuşmuştur. GDPR'nin 17. maddesi, veri sahibine gecikmeye mahal vermeksizin kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkı tanıyarak, bu hakkı pozitif hukukun ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. İlgili düzenleme uyarınca, verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması veya kişinin açık rızasını geri alması durumunda, verilerin dijital hafızadan kazınması zorunluluğu doğmaktadır. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel ve aile hayatına saygı hakkı, bu kavramın uluslararası insan hakları hukukundaki temel dayanaklarından birini oluşturur.

ABAD ve Emsal Yargı Kararları

Hakkın küresel çapta tanınmasını sağlayan en önemli dönüm noktası, Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 2014 yılında verdiği Google İspanya kararı olmuştur. Bu emsal kararda mahkeme, arama motoru işletmecilerini veri sorumlusu olarak kabul etmiş ve güncelliğini yitirmiş, eksik veya artık amaca hizmet etmeyen kişisel verilerin, ilgili kişinin talebi üzerine arama sonuçlarından çıkarılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar, bilginin ana kaynaktan silinmese dahi bağlantıların koparılarak karartılmasını meşrulaştırmış ve hakkın uygulanabilir sınırlarını çizerek uluslararası hukukta köklü bir yasal zemin inşa etmiştir.

Türk Hukuk Sisteminde Unutulma Hakkı

Anayasal Güvenceler

Türk hukukunda müstakil bir kanunla tanımlanmış olmamasına rağmen, Anayasa'nın 17. ve 20. maddeleri bu hakkın en güçlü ulusal zeminini teşkil eder. Anayasa'nın 17. maddesi, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvence altına alırken; 20. maddesi özel hayatın gizliliği ve özellikle 2010 yılında eklenen üçüncü fıkra ile kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını teminat altına almıştır. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularda verdiği kararlar, devletin bireylere yeni bir sayfa açma imkânı sunma yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayarak, hakkın anayasal çerçevede korunduğunu defalarca teyit etmiştir.

6698 Sayılı KVKK ve Kurul Kararları

Kişisel verilerin işlenmesi ve saklanmasına ilişkin temel ulusal yasa olan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), hakkın dolaylı olarak hayat bulduğu ana mevzuattır. KVKK'nın 7. maddesi, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi yükümlülüğünü öngörür. Ayrıca KVKK'nın 11. maddesi, veri sahibinin haklarını detaylandırarak hukuki korumanın idari başvuru yolunu açmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, önüne gelen şikayetlerde, arama motorlarında isim ve soyisim ile yapılan aramalarda çıkan sonuçların bağlantıdan çıkarılması yönünde verdiği kararlarla bu hakkın idari pratikteki uygulama esaslarını belirlemektedir.

5651 Sayılı Kanun ve Erişim Engelleme

İnternet ortamında gerçekleşen ihlallere karşı en hızlı ve spesifik koruma kalkanı, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi hakkındaki kanun ile sağlanmaktadır. Bu yasanın 9. maddesi uyarınca, içerik nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kişiler, öncelikle uyar-kaldır yöntemiyle içerik sağlayıcıya başvurabileceği gibi doğrudan Sulh Ceza Hâkimliğinden içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilirler. Kanunun 9/A maddesi ise özel hayatın gizliliğinin ihlali durumunda ivedi koruma prosedürleri sunmaktadır. Bu düzenlemeler, dijital ortamdaki olumsuz verilerin süratle temizlenmesi açısından pratik bir yasal dayanak oluşturur.

Türk Ceza Kanunu ve Türk Medeni Kanunu Koruması

Özel hukuk ve ceza hukuku bağlamında bireyin mahremiyeti, temel kodlarımızda yer alan çeşitli maddelerle dolaylı koruma altındadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddeleri, kişinin şeref, haysiyet ve imajı gibi kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırıların tespiti, durdurulması ve önlenmesi davalarına zemin hazırlar. Bu bağlamda, haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde Türk Borçlar Kanunu 58. madde uyarınca manevi tazminat da talep edilebilmektedir. Ceza hukuku cephesinde ise Türk Ceza Kanunu içerisinde yer alan Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar bölümü güçlü bir yaptırım mekanizması sağlar:

  • TCK 134. madde uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal eyleminin suç sayılması.
  • TCK 135. madde uyarınca kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi eyleminin suç sayılması.
  • TCK 136. madde uyarınca verileri hukuka aykırı yayma ve ele geçirme eyleminin suç sayılması.
  • TCK 138. madde uyarınca süresi dolan verileri yok etmeme eyleminin cezai yaptırıma bağlanması.
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: