Anasayfa Makale İş Hukukunda Arabuluculuk Süreci ve Kapsamı

Makale

Türk iş hukukunda arabuluculuk, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan barışçıl, hızlı ve daha az maliyetle çözümlenmesini amaçlayan alternatif bir yöntemdir. Bu makalede, iş uyuşmazlıklarında dava şartı ve ihtiyari arabuluculuk süreçlerinin işleyişi ile yasal olarak bu süreçlerin kapsamına giren konular ele alınmaktadır.

İş Hukukunda Arabuluculuk Süreci ve Kapsamı

Toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olan çalışma hayatında, işçi ve işveren arasında menfaat farklılıklarından kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların doğması kaçınılmazdır. Modern hukuk sistemlerinde, bu uyuşmazlıkların salt yargı organları aracılığıyla çözümlenmesinin getirdiği ağır iş yükü, uzun süren dava süreçleri ve yüksek maliyetler, alternatif çözüm yollarının geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda, Türk hukuku sistemine dâhil edilen arabuluculuk kurumu, özellikle iş hukuku alanında etkin, hızlı ve tarafların iradelerini ön planda tutan barışçıl bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Arabuluculuk, yalnızca tarafların arasındaki ihtilafı ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda bozulan iletişimin yeniden tesis edilmesine ve çalışma barışının korunmasına da hizmet eder. İş hukukunun temel dinamikleri ve işçinin korunması ilkesi ekseninde yapılandırılan bu süreç, uzman, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişi olan arabulucunun rehberliğinde yürütülür. İş hukukunda arabuluculuk, kanun koyucunun bilinçli tercihiyle belirli uyuşmazlıklar bakımından bir hukuki başvuru zorunluluğu olarak öngörülmüş, diğer uyuşmazlıklar için ise tarafların serbest iradesiyle başvurabileceği ihtiyari bir yol olarak sistemdeki yerini almıştır.

İş Hukukunda Arabuluculuğun Gelişimi ve Temel Nitelikleri

Arabuluculuk kurumunun Türk hukuk sistemindeki yolculuğu, genel anlamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle başlamıştır. İlk aşamada yalnızca tarafların serbest iradesine dayalı ihtiyari bir çözüm yöntemi olarak uygulanan arabuluculuk, iş uyuşmazlıklarının yoğunluğu ve mahkemelerin taşıdığı ağır iş yükü göz önüne alınarak zamanla evrim geçirmiştir. Kanun koyucu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren ilişkilerinden doğan bireysel uyuşmazlıklarda arabuluculuğu mecburi bir ön aşama olarak düzenlemiş ve bu köklü yasal değişikliği uygulamaya koymuştur. Bu dönüşüm, iş yargılamasının yapısını derinden etkilemiş ve tarafların mahkemeye başvurmadan önce uyuşmazlıklarını arabulucu huzurunda müzakere etmelerini yasal bir zorunluluk haline getirmiştir. Arabuluculuğun iş hukukuna entegre edilmesi, uyuşmazlıkların çözümünde esneklik, gizlilik ve tarafların bizzat çözüm üretebilme kapasitelerinin kullanılması gibi avantajları beraberinde getirmiştir.

İş hukukunun kendine özgü yapısı, arabuluculuk sürecinde de dikkate alınması gereken temel dinamikler barındırır. İş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işveren, ekonomik ve hukuki açıdan eşit bir konumda değildir. İşçi, çalışma gücünü sunan ve ekonomik bakımdan işverene bağımlı olan zayıf taraf statüsündedir. Türk iş hukukunun özünü oluşturan işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri, mahkemelerde katı bir biçimde uygulanırken, arabuluculuk kurumu doğası gereği tarafların eşitliği ilkesi üzerine inşa edilmiştir. Bu kavramsal farklılık, arabulucunun sürecin yönetiminde üstlendiği rolün önemini daha da artırmaktadır. Arabulucu, tarafsızlığını korurken aynı zamanda taraflar arasındaki müzakere eşitsizliğini gidermek ve adil bir tartışma ortamı yaratmakla yükümlüdür. İş ilişkisinin güç dengesizliğini dengelemek adına arabulucu, sürecin şeffaf yürümesini sağlamalı, tarafları hukuki hakları konusunda usulüne uygun şekilde aydınlatmalıdır.

Arabuluculuk faaliyeti, yargısal bir süreç ya da arabulucunun hâkim rolü üstlendiği bir yargılama mekanizması değildir. Tamamen gönüllülük esasına dayanan, uyuşmazlık konularının tespit edildiği, çözüm alternatiflerinin taraflarca serbestçe geliştirildiği ve değerlendirildiği bir müzakere zeminidir. Arabulucu, önüne gelen iş uyuşmazlığında tarafların iletişim kurmasını aktif olarak kolaylaştıran, tıkanıklıkları aşan ve kanunun kendisine verdiği yetki çerçevesinde gerektiğinde makul çözüm önerileri sunan profesyonel bir rehberdir. Geleneksel devlet yargılamasında genellikle kazanan ve kaybeden mantığı hâkimken, arabuluculukta tarafların karşılıklı menfaatlerini ortak bir noktada buluşturduğu bir anlayış benimsenir. Tarafların kendi çözümlerini bizzat üretmeleri, uyuşmazlığın kalıcı, tatmin edici ve sürdürülebilir bir biçimde çözülmesini sağlar. Bu niteliğiyle arabuluculuk, katı usul kurallarına ve şekilciliğe hapsolmadan, tarafların gerçek ihtiyaçlarına en uygun sonucun elde edilmesine olanak tanıyan yenilikçi bir hukuki müessesedir.

İhtiyari ve Dava Şartı Arabuluculuk Uygulamaları

Hukuk sistemimizde arabuluculuk, başvuru usulüne ve yasal zorunluluk durumuna göre ihtiyari arabuluculuk ve dava şartı arabuluculuk olmak üzere iki temel kategoriye ayrılmaktadır. İhtiyari arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümü için mahkemeye başvurmadan önce veya dava sırasında tamamen kendi istekleriyle başvurdukları bir usuldür. İş hukukunda zorunlu kapsama alınmamış olan veya kanunun açıkça yasaklamadığı diğer bireysel uyuşmazlıklar bakımından ihtiyari arabuluculuk uygulaması her zaman geçerliliğini korumaktadır. Taraflar, hukuki bir sorun doğmadan önce yaptıkları bir sözleşme ile veya ihtilaf ortaya çıktıktan sonra karşılıklı mutabakatla arabulucu tayin edebilirler. İhtiyari arabuluculukta sürecin başlatılması, sürdürülmesi ve sonlandırılması aşamalarında irade serbestisi mutlak olarak hâkimdir.

Dava şartı arabuluculuk ise, belirli uyuşmazlık türlerinde kanun koyucu tarafından mahkemeye dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının mutlak bir zorunluluk olarak düzenlendiği modeldir. İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması mecburidir. Bu zorunluluk, mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldıran bir engel değil, yargılama öncesinde tüketilmesi gereken bir usulü adımdır. Davacı taraf, dava dilekçesini mahkemeye sunarken, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belgeleyen son tutanağın aslını veya onaylı örneğini mahkemeye ibraz etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde, mahkeme tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilir ve bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Dava Şartı Kapsamına Giren Alacaklar ve Talepler

İş hukukunda zorunlu arabuluculuk kapsamına giren uyuşmazlıklar yelpazesi oldukça geniştir. İşçinin, iş sözleşmesinden kaynaklanan temel edimlerin ifası karşılığında hak kazandığı her türlü ücret alacağı bu kapsama dâhildir. Çıplak ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti gibi temel alacak kalemleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurulması yasal bir mecburiyettir. Benzer şekilde, ikramiye, prim, yol, yemek ve yakacak yardımı gibi parayla ölçülebilen ek menfaatler de bu sürecin konusunu oluşturur. İşçilik alacaklarının yanı sıra, iş sözleşmesinin feshine bağlı olarak ortaya çıkan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve sendikal tazminat gibi talepler de arabuluculukta müzakere edilmek zorundadır. İşveren açısından bakıldığında ise, avans iadesi, cezai şart veya işçinin sebep olduğu zararların tazmini gibi talepler için de bu yola başvurulmalıdır.

Arabuluculuğun en yoğun uygulandığı alanlardan bir diğeri ise işe iade talepleridir. İşveren tarafından geçerli bir nedene dayanmaksızın iş sözleşmesi feshedilen iş güvencesi kapsamındaki işçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu süre, kanunla belirlenmiş hak düşürücü bir süredir. İşe iade uyuşmazlıklarında asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu durumlarda, arabuluculuk görüşmelerine her iki işverenin de birlikte katılması ve mutabakatın tüm taraflarca sağlanması zorunludur. Görüşmeler neticesinde işe iade hususunda anlaşma sağlanması halinde; işçinin işe başlama tarihi, boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer mali haklar ile işçinin kararlaştırılan tarihte işe başlatılmaması ihtimalinde ödenecek tazminat miktarının net bir şekilde belirlenmesi emredici bir kuraldır.

Arabuluculuk Sürecinin İşleyişi ve Temel Aşamalar

Arabuluculuk süreci, uyuşmazlık taraflarından birinin yetkili arabuluculuk bürosuna başvurmasıyla resmi olarak başlar. Büro tarafından yetkili sicile kayıtlı bir arabulucu görevlendirilir ve arabulucu, en kısa sürede taraflarla iletişime geçerek onları ilk toplantıya davet eder. Sürecin usulüne uygun şekilde yönetilmesi, arabulucunun hem hukuki hem de etik sorumluluğundadır. Arabulucu, ilk oturumda tarafları arabuluculuğun temel ilkeleri olan gönüllülük, eşitlik, gizlilik ve sürecin hukuki sonuçları hakkında detaylı bir şekilde aydınlatmakla mükelleftir. Sürecin her aşamasında tarafların eşit söz hakkına sahip olması, iddia ve savunmalarını özgürce dile getirebilmeleri esastır. Arabuluculuk görüşmeleri, tarafların bizzat katılımıyla yürütülebileceği gibi, kanuni temsilcileri veya arabuluculuk sürecinde temsil yetkisine sahip olduklarını gösteren özel vekâletnameye sahip avukatları aracılığıyla da gerçekleştirilebilir.

Müzakere aşamasında arabulucu, uyuşmazlık konularını belirler ve tarafların gerçek menfaatlerine odaklanarak çözüm alternatifleri üretmelerine yardımcı olur. İş hukukunda sıkça rastlanan objektif dava yığılması durumlarında, yani birden fazla alacak kaleminin aynı anda talep edildiği durumlarda, arabulucunun her bir talep kalemini ayrı ayrı müzakereye açması büyük önem taşır. Zira taraflar bazı alacak kalemleri üzerinde mutabakata varırken, diğer kalemlerde anlaşmazlığa düşebilirler. Bu kısmi anlaşma hallerinde, sürecin sonunda düzenlenecek belgelere hangi hususlarda anlaşıldığı ve hangi konularda mutabakat sağlanamadığı tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açık, net ve detaylı yazılmalıdır. Sürecin şeffaf yönetilmesi, ileride doğabilecek hukuki belirsizlikleri ve hak kayıplarını engelleyen en temel güvencedir.

Sürecin sonuçlanması, tarafların bir çözüme ulaşması, anlaşamaması veya arabuluculuğa devam edilmesinin faydasız olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi gibi hallerde gerçekleşir. Görüşmelerin nihayetinde, sürecin nasıl sonuçlandığını belgeleyen bir son tutanak düzenlenir. Kanun koyucu, sürecin ciddiyetle yürütülmesini sağlamak amacıyla mazeretsiz devamsızlık halleri için usuli yaptırımlar öngörmüştür. Geçerli bir mazeret bildirmeksizin ilk arabuluculuk toplantısına katılmayan taraf, arabuluculuk faaliyetinin bu nedenle sona ermesi durumunda, ileride açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin belirli bir kısmından sorumlu tutulur ve lehine hükmedilecek vekâlet ücretinde yasal kesintiler uygulanır. Bu kural, tarafları sürece iyi niyetle katılmaya teşvik eden güçlü bir usul hukuku mekanizmasıdır.

Dava Şartı Kapsamı Dışında Kalan İş Uyuşmazlıkları

İş Mahkemeleri Kanunu, işçi ve işveren arasındaki bazı spesifik uyuşmazlıkları, ihtiva ettikleri nitelikleri ve kamu düzenini ilgilendiren yönleri sebebiyle mecburi arabuluculuk uygulamasının dışında tutmuştur. Bu istisnaların başında iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan uyuşmazlıklar gelmektedir. İşyerinde alınan veya alınmayan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri çerçevesinde, işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünde meydana gelen zararlar neticesinde açılacak maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu değildir. Bu tür davalar, kusur oranlarının belirlenmesi, maluliyet tespiti gibi teknik ve uzmanlık gerektiren detaylı incelemelere muhtaç olduğundan, yasa koyucu tarafından zorunlu müzakere sürecinden muaf tutulmuştur. Ancak, tarafların karşılıklı iradeleriyle bu konuları da ihtiyari arabuluculuk çerçevesinde müzakere edip çözüme kavuşturmalarının önünde herhangi bir kanuni engel bulunmamaktadır.

Dava şartı kapsamı dışında bırakılan bir diğer önemli uyuşmazlık türü ise hizmet tespiti davalarıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına yansımayan veya eksik bildirilen çalışmaların yargı kararıyla tespit edilmesini amaçlayan bu davalar, doğrudan doğruya işçinin sosyal güvenlik haklarıyla ilgilidir. Sosyal güvenlik hakları anayasal nitelikte olup bireylerin bu haklarından feragat etmeleri veya üzerlerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunmaları hukuken mümkün değildir. Kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle hizmet tespiti uyuşmazlıkları üzerinde tarafların serbestçe tasarruf yetkisi bulunmaz; bu nedenle ne ihtiyari ne de mecburi arabuluculuğa elverişlidir. Arabuluculuk sisteminin uygulama alanı, sadece tarafların maddi ve şekli hukuk kuralları sınırları içerisinde kendi iradeleriyle belirleyebilecekleri, üzerinde uzlaşma sağlayabilecekleri talep ve alacaklarla sınırlandırılmıştır. Kamu düzenini ilgilendiren bu istisnalar, arabuluculuğun hukuki sınırlarını belirleyen temel kilometre taşlarıdır.

Sonuç olarak, iş hukukunda arabuluculuk süreci, uyuşmazlıkların adliye koridorlarına taşınmadan, karşılıklı menfaatlerin gözetildiği bir ortamda çözümlenmesini sağlayan devrim niteliğinde bir usul hukuku müessesesidir. Hem işçi hem de işveren açısından uzun ve yıpratıcı dava süreçlerinin önüne geçerek zamandan ve maliyetten tasarruf sağlayan bu sistem, çalışma barışının sürdürülebilirliğine doğrudan katkıda bulunmaktadır. İşe iade taleplerinden, kıdem ve ihbar tazminatlarına, fazla mesai alacaklarından, ücret uyuşmazlıklarına kadar geniş bir alanı kapsayan zorunlu müzakere aşaması, adalet sisteminin iş yükünü ciddi oranda hafifletmiştir. Sürecin başarısı büyük ölçüde arabulucunun tarafsızlığına, müzakereleri etkin bir biçimde yönetme becerisine ve tarafların usule uygun şekilde aydınlatılmasına bağlıdır. Özellikle güç dengesizliğinin bariz olduğu iş ilişkilerinde, işçinin hak kaybına uğramadan sürecin tamamlanabilmesi adına arabuluculuk kurumunun etik ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalarak işletilmesi, adalete erişim ve hukuki güvenlik bağlamında büyük bir önemi haizdir.

9 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: