Anasayfa Makale İş Hukukunda Arabuluculuğun Temel İlkeleri ve...

Makale

İş Hukukunda Arabuluculuğun Temel İlkeleri ve Süreci

İş hukuku uyuşmazlıklarında alternatif çözüm yolu olan arabuluculuk, tarafların iradilik, eşitlik ve gizlilik ilkeleri çerçevesinde bağımsız bir üçüncü kişi yardımıyla uyuşmazlıklarını çözmelerini sağlayan esnek bir süreçtir. Bu makalede, arabuluculuğun temel ilkeleri, arabulucunun seçimi, sürecin aşamaları, hak ve yükümlülükler incelenmektedir.

İnsanlığın gelişmesi, sanayileşme ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte çalışma hayatında ortaya çıkan uyuşmazlıkların sayısında ve karmaşıklığında büyük bir artış gözlemlenmiştir. Bu artış, geleneksel mahkeme yargılamasının uzun sürmesi ve yüksek maliyetli olması gibi nedenlerle tarafları alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine yöneltmiştir. Alternatif uyuşmazlık çözümü, mahkemelerin yargılama yapmasından farklı olarak, uyuşmazlıkların mahkeme dışında, daha hızlı ve daha az masrafla çözümlenmesini hedefleyen yöntemlerin genel adıdır. Türk hukuk sisteminde bilhassa işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda en yaygın ve kabul gören çözüm yolu arabuluculuktur. Arabuluculuk, tarafların kendi seçecekleri bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişinin kolaylaştırıcılığında, iletişim teknikleri kullanılarak masaya oturmalarını ve tamamen kendi iradeleriyle bir çözüme ulaşmalarını sağlayan barışçıl bir yöntemdir. Sürecin temel amacı, bozulan iş ilişkilerindeki iletişimi yeniden kurarak her iki tarafın da menfaatine uygun, kazan-kazan prensibine dayalı dostane bir mutabakat zemini yaratmaktır. Bu bağlamda, arabuluculuk kurumu, katı usul kurallarına bağlı yargılama sürecinin aksine, esnek, tarafların ihtiyaçlarına göre şekillenebilen ve uyuşmazlığın perde arkasındaki gerçek menfaatleri ortaya çıkaran modern bir hukuki mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Arabuluculuk Sürecine Egemen Olan Temel İlkeler

Arabuluculuk sürecinin temel taşı iradilik, diğer bir deyişle gönüllülük ilkesidir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında, taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya herhangi bir aşamada bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler. Taraflar, uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk masasına zorla oturtulamayacakları gibi, müzakereler sırasında masada kalmaya veya belirli bir yönde anlaşma yapmaya da zorlanamazlar. Bu ilke, uyuşmazlığın taraflarının dışarıdan gelebilecek her türlü baskı, yönlendirme veya dayatmadan uzak bir şekilde sürece dâhil olmasını ve kendi iradeleriyle bir uzlaşı zemini bulmalarını ifade eder. Gönüllülük sadece sürece başlarken değil, müzakerelerin yürütülmesi ve nihai anlaşmanın akdedilmesi aşamalarında da kesintisiz olarak varlığını sürdürmelidir. Arabulucunun da tarafların bu serbest iradelerine saygı göstermesi, kararın bizzat uyuşmazlığın özneleri tarafından verilmesini sağlaması yasal bir zorunluluktur.

Sürecin bir diğer önemli sacayağı eşitlik ilkesi olarak karşımıza çıkar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın kanun önünde eşitliği düzenleyen maddelerinin bir yansıması olarak, arabuluculuk sürecinde taraflar eşit haklara sahiptir. Taraflardan biri, sırf ekonomik veya sosyal konumu nedeniyle diğerine karşı üstün tutulamaz. İş hukukunda işçi, işverene nazaran ekonomik olarak daha zayıf konumda olduğundan, taraflar arasında varsayılan bu eşitliğin arabuluculuk masasında fiilen de tesis edilmesi arabulucunun en temel görevlerindendir. Arabulucu, müzakereler sırasında her iki tarafa da söz hakkı tanımalı, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesini önlemeli ve işçi ile işveren arasındaki olası güç dengesizliğinin süreci zehirlemesine izin vermemelidir. Süreç boyunca kararların adil bir denge gözetilerek alınabilmesi için tarafsızlık titizlikle korunmalıdır.

Gizlilik ilkesi ise arabuluculuğun mahkeme yargılamasına kıyasla en cazip yönlerinden birini oluşturur. Yargılamada aleniyet asıl iken, arabuluculukta taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça sürecin tamamı gizli yürütülür. Arabulucu, kendisine sunulan belgeleri, bilgileri ve kayıtları sır olarak saklamak zorundadır. Bu yükümlülük taraflar, kanuni temsilciler, avukatlar ve görüşmelere katılan diğer kişiler için de geçerlidir. Gizliliğin korunması, tarafların ticari itibarının zedelenmemesi ve işyerine ait sırların ifşa olmaması açısından büyük bir güvencedir. Ayrıca kanun, arabuluculuk süreci sırasında ileri sürülen tekliflerin, kabullerin veya hazırlanan belgelerin ileride açılacak bir davada delil olarak kullanılamayacağını emredici bir şekilde düzenleyerek mutlak bir tanıklık yasağı da getirmiştir.

Arabuluculuk ve Arabulucu Sözleşmelerinin Hukuki Çerçevesi

Arabuluculuk faaliyetinin başlamasından önce taraflar arasında ve taraflarla arabulucu arasında kurulan hukuki bağlar büyük önem taşır. İlk aşamada karşımıza çıkan "arabuluculuk sözleşmesi", uyuşmazlığın taraflarının aralarındaki mevcut veya ileride doğabilecek bir uyuşmazlığı mahkeme yerine arabuluculuk yoluyla çözmek amacıyla yaptıkları özel bir maddi hukuk sözleşmesidir. Bu sözleşme kural olarak herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamış olup, tarafların uyuşmazlığın alternatif bir yöntemle giderilmesi konusundaki ortak iradelerini yansıtır. Dava açılmadan önce yapılabileceği gibi davanın görülmesi sırasında da mahkemenin teşviki veya tarafların ortak mutabakatı ile arabuluculuk sözleşmesi kurularak uyuşmazlık arabulucu önüne taşınabilir. Yargılama aşamasında böyle bir yola başvurulması halinde mahkeme yargılamayı belirli bir süre erteleyerek taraflara bağımsız bir müzakere imkanı tanımaktadır.

Tarafların uyuşmazlığı arabuluculukla çözme kararı almasının ardından, bu süreci yönetecek olan kişi ile aralarında "arabulucu sözleşmesi" akdedilir. Bu sözleşme, taraflar ile arabulucu arasında kurulan, arabulucunun tarafsız ve bağımsız bir şekilde süreci yönetme borcunu üstlendiği, tarafların ise bu hizmet karşılığında ücret ve masrafları ödeme yükümlülüğünü kabul ettiği rızai bir sözleşmedir. Hukuki niteliği itibarıyla atipik bir vekâlet sözleşmesi olarak değerlendirilmesi genel kabul görmektedir. Çünkü arabulucu, tıpkı bir vekil gibi belirli bir iş görme edimini özenle yerine getirmeyi taahhüt ederken, ulaşılacak olan nihai anlaşma sonucunu garanti etmemektedir. Bu çerçevede arabulucunun hukuki sorumluluğu ve mesleki borçları, vekâlet hükümlerine kıyasen tayin edilmektedir.

Sürece Hazırlık Aşaması ve İlk Oturumun Önemi

Arabulucu görevlendirildikten sonra uyuşmazlığın niteliğini analiz etmek ve süreci en verimli şekilde planlamak üzere bir hazırlık aşaması yürütür. Bu aşamada taraflarla veya avukatlarıyla ön görüşmeler yapılarak uyuşmazlık konusunun arabuluculuğa elverişli olup olmadığı değerlendirilir. Akabinde taraflar ilk ortak oturuma davet edilir. Görüşmelerin yapılacağı mekânın seçimi, sürecin psikolojik dinamiği açısından kritik bir unsurdur. Görüşme yerinin taraflardan sadece birinin kendisini rahat hissedeceği bir yer olmasından ziyade, her iki tarafa da güven telkin edecek tarafsız bir toplantı salonu veya arabuluculuk bürosu olması tavsiye edilir. Böylece taraflardan birinin üzerinde mekânsal bir baskı oluşmasının önüne geçilmiş olunur. Toplantı yerinin tarafsızlığı, arabulucunun bağımsızlığına olan inancı da pekiştiren stratejik bir detaydır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte arabuluculuk görüşmelerinin sadece fiziksel ortamda yüz yüze değil, telekonferans veya video konferans yöntemleriyle de gerçekleştirilmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özellikle tarafların farklı şehirlerde veya ülkelerde bulunduğu durumlarda, usul ekonomisi ve zaman tasarrufu sağlaması bakımından dijital iletişim araçlarının kullanılması büyük kolaylık sunar. Ancak, uzaktan iletişim yöntemlerinin kullanıldığı oturumlarda kimlik tespiti, toplantı gizliliğinin sağlanması ve ortamda üçüncü kişilerin bulunmadığından emin olunması arabulucunun özen yükümlülüğü kapsamındadır. Zira teknolojik araçların kullanımı gizlilik ilkesinin ihlali riskini de beraberinde getirdiğinden, arabulucu bu toplantılarda ses ve görüntü kaydı alınmamasını temin edecek gerekli hukuki uyarıları titizlikle yapmak zorundadır.

İlk oturum, arabulucunun süreci ve rolünü taraflara açıkladığı, beklentilerin yönetildiği en hassas aşamadır. Arabulucu yapacağı açılış konuşmasında; kendisinin bir hâkim veya hakem olmadığını, karar verme yetkisinin tamamen taraflara ait bulunduğunu, uyuşmazlığın çözümünü tarafların kendilerinin üreteceğini net bir dille izah etmelidir. Ayrıca arabuluculuk sürecinin başlamasıyla birlikte, uyuşmazlık konusuna ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler duracağından, taraflar olası bir hak kaybı endişesi taşımadan müzakerelere odaklanma imkânı bulurlar. Sürecin bu hukuki koruması, tarafların uyuşmazlığı dostane bir yolla çözme isteklerini güçlendirerek arabuluculuk görüşmelerinden verim alınmasını sağlamaktadır.

Müzakerelerin Yönetimi ve Arabulucunun Rolü

Müzakere aşamasında arabulucu, iletişim kanallarını açık tutmak ve uyuşmazlığın kök nedenlerine inmek için taraflarla ortak oturumlar yapabileceği gibi, gerekli gördüğü takdirde her bir tarafla ayrı ayrı özel oturumlar da gerçekleştirebilir. Özel oturumlar, tarafların ortak toplantılarda dile getirmekten çekindikleri asıl menfaatlerini, korkularını ve beklentilerini arabulucu ile şeffaf bir şekilde paylaşmalarına olanak tanır. Arabulucu, özel oturumda elde ettiği bilgileri, sır sahibinin açık rızası olmaksızın kesinlikle diğer tarafa aktaramaz. Bu stratejik yönetim, tıkalı iletişim damarlarını açarak müzakerelerin ilerlemesini sağlarken, arabulucunun empatik ve sabırlı yaklaşımı taraflar arasındaki husumetin yumuşamasına ve karşılıklı güven inşa edilmesine doğrudan katkı sunar.

Arabulucunun uyuşmazlık çözümündeki rolüne göre farklı arabuluculuk yaklaşımları sergilenebilir. Bunlar genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

  • Kolaylaştırıcı arabuluculuk (Taraflar arası iletişime odaklanan yöntem)
  • Değerlendirici arabuluculuk (Gerektiğinde esasa ilişkin görüş belirten yöntem)
  • Dönüştürücü arabuluculuk (Tarafların kişisel gelişimini ve güçlenmesini hedefleyen yöntem)

Türk hukuku kapsamında arabulucu, kural olarak tarafların birbirlerini anlamalarını ve kendi çözümlerini bizzat üretmelerini kolaylaştıran bir işlev üstlenir. Ancak mevzuata eklenen güncel düzenlemeler ışığında, tarafların müzakerelerde tıkanması ve çözüm üretememelerinin ortaya çıkması hâlinde, arabulucunun menfaat temelli bir çözüm önerisi getirebilme yetkisi de tanınarak süreç daha dinamik ve sonuç odaklı bir yapıya kavuşturulmuştur. Arabulucu bu çözüm önerisini sunarken dayatmacı olmamalı, tarafların iradesini sakatlayacak bir baskı kurmaktan kaçınmalıdır. Nihai kararın her halükarda uyuşmazlığın taraflarınca özgürce verileceği unutulmamalıdır.

Arabulucunun Hakları ve Yükümlülükleri

Arabulucu, üstlendiği bu önemli kamu hizmeti niteliğindeki görev dolayısıyla mevzuat tarafından kendisine tanınan birtakım temel haklara sahiptir. Arabulucu unvanını ve bu unvanın verdiği yasal yetkileri kullanma hakkı sadece sicile kayıtlı resmi arabuluculara aittir. Sürecin yürütülmesi esnasında taraflarla doğrudan iletişim kurma, tarafları ayrı ayrı veya birlikte dinleme yetkisine sahiptir. Ayrıca, sarf ettiği mesleki emek ve zamanın karşılığı olarak belirli bir ücret talep etme hakkı bulunmaktadır. Taraflarla aksine bir sözleşme yapılmadığı takdirde, arabuluculuk faaliyeti sonunda ödenecek ücret, resmi olarak yayımlanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak belirlenir ve kural olarak taraflarca eşit oranda karşılanır. Ücretle birlikte, tebligat veya toplantı masrafları gibi sürecin zaruri giderleri için avans isteme hakkı da arabulucuya kanunla tanınmıştır.

Haklarının yanı sıra arabulucunun kati bir surette uyması gereken ciddi hukuki ve etik yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunların başında, görevini özenle, şahsen ve tarafsız bir şekilde yerine getirme yükümlülüğü gelir. Arabulucu, taraflardan biriyle önceki bir hukuki veya ticari bağından dolayı tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek bir durum varsa, bu hususu derhal taraflara bildirmelidir. Diğer bir önemli mükellefiyet ise aydınlatma yükümlülüğü olup, bu çerçevede sürecin başından sonuna kadar arabuluculuğun mahiyeti, hukuki sonuçları ve düzenlenecek tutanakların etkileri hakkında taraflar şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir. Ancak bu bilgilendirme sırasında arabulucunun, taraf avukatı gibi hareket ederek taraflara maddi hukuka ilişkin tavsiyelerde bulunması kesinlikle yasaktır. Ayrıca, haksız rekabete yol açacak şekilde iş elde etme amacıyla reklam yapma yasağı da mevcuttur.

Arabuluculuk Sürecinin Sona Ermesi ve Usul İşlemleri

Arabuluculuk faaliyeti yasal çerçevede belirtilen çeşitli nedenlerin ortaya çıkmasıyla nihayete erer. Sürecin en verimli ve arzu edilen sona erme şekli şüphesiz tarafların anlaştıkları konularda mutabakata varmalarıdır. Ancak sürecin tek olası sonucu anlaşma değildir. Müzakereler neticesinde tarafların uzlaşamaması, taraflardan birinin arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi veya ortaklaşa sürecin sonlandırılması kararı almaları durumunda faaliyet sona erer. Ayrıca, uyuşmazlığın niteliği gereği arabuluculuğa elverişli olmadığının veya daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından bizzat tespit edilmesi hâllerinde de süreç arabulucu tarafından resen sonlandırılabilir. Taraflar anlaşsalar dahi, görüşülen konunun kamu düzenine aykırı veya taraf iradesiyle serbestçe tasarruf edilemeyecek bir alan olduğunun sonradan anlaşılması faaliyeti zorunlu olarak sona erdiren diğer bir yasal etkendir.

Faaliyetin ne şekilde sona erdiği fark etmeksizin, sürecin tamamlanması usul hukuku bakımından belgelendirme yükümlülüğü doğurur. Arabulucu, faaliyetin sonucunu, tarafların anlaştıkları veya anlaşamadıkları hususları net bir şekilde ihtiva eden bir son tutanak düzenleyerek resmileştirmekle mükelleftir. Bu belge, sürecin kapanışını tescilleyen en temel usul belgesidir ve taraflar, varsa avukatları veya kanuni temsilcileri ile arabulucunun imzalarını taşır. Herhangi bir nedenle taraflardan biri tutanağı imzalamaktan imtina ederse, arabulucu bu durumu tutanağa açıkça şerh düşerek belgeyi yalnızca kendisi imzalar. Düzenlenen bu tutanağın bir örneği arabuluculuk faaliyetinin sona ermesini takiben yasal süresi içinde Adalet Bakanlığına bağlı ilgili birimlere gönderilir. Arabulucu ayrıca, süreç boyunca kendisine teslim edilen tüm evrakları, belgeleri ve tutanakları beş yıl süreyle güvenli bir şekilde arşivleyerek saklama mükellefiyeti altındadır. Bu saklama yükümlülüğü, ileride yaşanabilecek herhangi bir ihtilafta sürecin ispat edilebilirliği açısından elzemdir.

Arabuluculuk mekanizması, geleneksel yargının hantal ve katı yapısına alternatif olarak, işçi ve işveren arasındaki gerginliği azaltan, adil ve hızlı bir uyuşmazlık çözüm aracıdır. Sürecin gönüllülük, eşitlik ve gizlilik ilkelerine sadık kalınarak yürütülmesi, tarafların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir güven ortamının doğmasını sağlar. Arabulucunun yetkinliği, sürece hazırlık aşamasından son tutanağın imzalanmasına kadar geçen süredeki yönetim becerisi, ihtilafın sürdürülebilir bir barışla neticelenmesinin anahtarıdır. Özellikle iş hukukunun kendine has yapısı ve işçinin korunması prensibi göz önünde bulundurulduğunda, arabuluculuk faaliyetinin tarafsız bir şekilde, hukuki ve etik sınırlara harfiyen riayet edilerek gerçekleştirilmesi büyük bir ehemmiyet taşır. Böylece, hem yargı sisteminin üzerindeki ağır iş yükü hafifletilmiş olur hem de taraflar uzun süren yorucu dava süreçleriyle yıpranmadan kendi mutabakatlarıyla belirledikleri pratik çözümlere kısa sürede kavuşma imkânı bulurlar.

10 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: