Kurum içerisinde yetkilendirilmiş kişilerin erişim haklarını kötüye kullanarak bilgilerinizi dışarı sızdırması ve bu bilgileri şantaj veya fişleme amacıyla kullanması maalesef bilgi toplumunun karşılaştığı en gerçekçi ve yıkıcı risklerden biridir. İşletmelerin ve idari makamların sadece dışarıdan gelecek bilgisayar korsanlarına karşı değil, aynı zamanda içeriden gelecek tehditlere karşı da gerekli bilgi güvenliği önlemlerini ve erişim loglarını alma zorunluluğu bulunmaktadır.
Kişisel ve özel görüntülerinizi internet üzerinden yayma tehdidiyle sizden maddi menfaat talep edilmesi, hukukumuzda şantaj suçu kapsamında yargılamaya konu olabilecek çok ciddi ve yasa dışı bir eylemdir. Bilişim teknolojileri, bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verebilecek nitelikteki içeriklerin ifşa edileceği tehdidiyle haksız çıkar sağlamak amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır ve bu durum yasal koruma altındadır.
Bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki özel hususların ifşa edileceği tehdidinde bulunularak haksız menfaat talep edilmesi, kanunlarımızda şantaj suçu bağlamında soruşturulabilecek ve ceza yaptırımına tabi tutulabilecek bir fiildir. Özellikle bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen bu tür eylemlerde failin, mağduru zorlayarak bir şeyi yaptırmaya çalışması şantajın temelini oluşturmaktadır ve mağdurun isteneni yapması dahi suçun oluşumu için zorunlu görülmemektedir.
Birlikte yaşadığınız evcil hayvanınıza yönelik eşiniz tarafından gerçekleştirilen bu tür zarar verici eylemler ve tehditler, hayvanlara karşı işlenen suçlar mevzuatı kapsamında değerlendirilebileceği gibi sizin manevi varlığınıza yönelik bir saldırı ve psikolojik şiddet unsuru olarak da nitelendirilebilmektedir. Hukuk sistemimiz ve yargı uygulamalarında evcil hayvanlar ne yazık ki taşınır eşya hükümlerine tabi tutulabildiğinden, ayrılık süreçlerinde hayvanın kimde kalacağı daha çok eşya hukuku ve sahiplik belgeleri üzerinden çözümlenmeye çalışılmaktadır.
Kişisel bilgilerinizi saklayan şirketin, sistemlerinin ele geçirilerek verilerinizin çalındığını tespit etmesine rağmen bu durumu aylarca sizden ve yetkili devlet kurumlarından gizlemesi kesinlikle yasal bir hak değildir. Kanuni düzenlemelere göre, işlenen kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla üçüncü kişilerin eline geçmesi halinde, veri sorumlusu olan işletmenin bu durumu en kısa sürede hem size hem de Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na bildirmesi gerekmektedir.
Fiziksel veya ruhsal sağlığınıza ilişkin her türlü bilgi, mevzuatımızda özel nitelikli kişisel veri olarak son derece sıkı bir koruma altına alınmıştır ve bu bilgilerin rızanız dışında yayılması kesinlikle yasaktır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, kişilerin sağlık durumlarına dair kayıtlar, onların çalışma hayatları ve sosyal statüleri üzerinde telafisi güç olumsuz etkiler doğurabileceği için mutlak surette mahrem kalmalıdır.
Yetişkin bir kişinin internet veya sosyal medya uygulamaları vasıtasıyla çocuğunuzla iletişim kurarak onun güvenini kazanması ve ondan özel bilgiler veya fotoğraflar elde etmesi hukuken suç teşkil edebilecek çok ciddi bir durumdur. Her ne kadar fail ile mağdur çocuk arasında henüz fiziksel bir temas gerçekleşmemiş olsa da, failin manipülatif yöntemler kullanarak çocuğu ilerideki bir istismara hazırlaması süreci, hukuk literatüründe siber güdümleme olarak tanımlanmaktadır.
Kamu kurumları veya özel şirketlerin altyapılarına yapılan siber saldırılar neticesinde kimlik ve sağlık bilgilerinizin çalınması durumunda, gerekli güvenlik önlemlerini almayan sistem sorumlularına karşı hukuki yollara başvurma hakkınız bulunmaktadır. Mevzuat uyarınca her veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ve muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin edecek her türlü teknik ve idari tedbiri almakla yükümlüdür.
Sizin kendi emeğinizle ve bilimsel çabanızla hazırladığınız bir esere, hiçbir düşünsel katkısı bulunmamasına rağmen sırf unvan ve makam gücünü kullanarak ortak yazar olarak dahil olmaya çalışmak, açık bir akademik intihal ve vahim bir etik ihlali girişimidir. Danışmanların veya kıdemli hocaların, alt kademedeki meslektaşlarının yayınlarını kendi hanelerine yazdırmak için gözdağı ve şantaj yoluna başvurması, hukuken hiçbir şekilde himaye edilmeyen bir etik dışı baskı eylemidir.
İşyerinde çalışanların amirlerine yönelik küfür etmesi, hakarette bulunması, iftira atması veya sosyal medya üzerinden onur zedeleyici paylaşımlar yapması, İş Hukuku sınırlarını aşarak doğrudan ceza hukuku incelemesine de girebilecek suç şüphesi barındıran eylemlerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında, bir kişinin şeref ve haysiyetine yönelik gerçekleştirilen bu tür sistematik saldırılar, huzur ve sükunu bozma veya hakaret suçu olarak değerlendirilmeye elverişlidir.