Hak Arama Özgürlüğü
Hak Arama Özgürlüğü — 69 SORU & CEVAP listelendi.
Bireylerin iddialarını veya savunmalarını bağımsız yargı mercileri önüne taşıyabilmeleri, medeni ve onurlu bir yaşamın yegane aracıdır. Dava açma süreçlerine getirilen fahiş harçlar, ölçüsüz usul engelleri veya idarenin yargı denetimi dışına çıkarılması, bu özgürlüğün özüne dokunan ve hukuken kabul edilemez ihlallerdir.
İlgili mevzuatta başvuru ve komisyon inceleme süreleri kesin olarak sınırlandırılmışsa, kararın size tebliğ edilmemiş olması dava açma süresinin hiç başlamadığı anlamına gelmez. Sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde idarenin başvuru, itiraz ve sınav gibi tüm işlemleri sonuçlandırması için doksan günlük kesin bir süre öngörülmüştür.
Yüksek tutarlı istinaf harçlarını ödeme gücü bulunmayan kişilerin sunduğu mali durum belgelerinin yetersiz görülerek adli yardım talebinin somut bir gerekçe sunulmadan reddedilmesi adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilir. Mahkemelerin, yargılama harçlarını ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten ve bunu desteklemek için maaş bordrosu veya tapu kaydı gibi belgeler sunan kişilerin taleplerini değerlendirirken daha özenli davranması beklenmektedir.
Mahkemelerin adli yardım taleplerini değerlendirirken kişinin sadece ödeme gücünden yoksun olup olmadığına değil, aynı zamanda ileri sürdüğü talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şartına da bakması yasal bir gerekliliktir. Mevzuata göre, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini karşılayamayacak olan kişilerin adli yardımdan yararlanabilmesi için açtıkları davanın veya yaptıkları itirazın ilk bakışta tamamen haksız veya temelsiz görünmemesi gerekmektedir.
İtiraz makamlarının dosyanın esasına girmeden ve sadece şekli şartlar yönünden inceleme yaparak matbu gerekçelerle ret kararı vermesi, hukuki güvencelerin sağlanmadığını gösterir. Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili tespitlerine göre, mahkemeler tarafından verilen kararlara karşı yapılan itiraz incelemelerinde, merciilerin davayla doğrudan ilgili olan hususları ayrıca değerlendirerek mutlaka yeterli bir gerekçe ile cevap vermeleri gerekmektedir.
İtiraz mercilerinin HAGB kararlarına karşı yapılan başvuruları sadece şeklî şartlar yönünden inceleyerek esastan bir değerlendirme yapmadan reddetmesi, etkili bir hak arama yolu sunmadığı için adil yargılanma hakkınızı ihlal eder. Mahkemelerce verilen itirazın reddine dair kararlarda, genellikle kararın usul ve kanuna uygun olduğu gibi kalıplaşmış ve soyut ifadelere dayanılması, ileri sürdüğünüz esaslı argümanların dikkate alınmadığını gösterir.
Adli yardım talebinizin reddine karşı yaptığınız itirazın, sunduğunuz kanıtlar ve ileri sürdüğünüz sağlık sorunları gibi önemli iddialar araştırılmaksızın reddedilmesi durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma imkânınız mevcuttur. Yargılama makamlarının, çalışma gücü kaybı gibi durumlarınızı ve aktif olarak Sosyal Güvenlik Kurumu kaydınızın bulunmadığına dair itirazlarınızı yüzeysel bir incelemeyle geçiştirmesi hukuka uygun bir yaklaşım değildir.
Yargılamanın henüz en başında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını peşinen kabul etmeniz, sonrasında ortaya çıkabilecek hukuka aykırılıklara karşı hak arama özgürlüğü kapsamındaki yollara başvurmanızı engelleyemez. Anayasa Mahkemesi, mahkumiyet kararı bile kurulmadan önceki bir aşamada kanun yolundan feragat edilmesine yönelik irade beyanının anayasal geçerlilik koşullarını sağlamadığını açıkça belirtmiştir.
İtiraz mercilerinin HAGB kararlarına karşı yapılan itirazları esastan incelemeyip yalnızca şeklî şartlar yönünden değerlendirerek soyut gerekçelerle reddetmesi adil yargılanma hakkı ihlali olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi, itiraz mercilerinin dosya üzerinden yeknesak şekilde ve sadece kararda hukuka aykırılık bulunmadığını bildiren tek cümlelik gerekçelerle ret kararı vermesini uygun bulmamaktadır.
Sizin talep ettiğiniz ve reddedilen alacak miktarınız kanunda belirtilen sınırın üzerinde ise, sadece karşı tarafın itiraz ettiği tutar düşük kaldığı için sizin kendi başvurunuzun incelenmeden reddedilmesi mümkün değildir. Davanın diğer tarafının başvurduğu miktar kesinlik sınırı altında kaldığı için usulden reddedilse bile, sizin usulüne uygun olarak harcını yatırdığınız ve kendi iddialarınızı içeren bağımsız dilekçenizin ayrıca değerlendirilmesi yasal bir zorunluluktur.
Yargılama sürecinde mahkemenin ilgili raporları geç alması sebebiyle alacak miktarınızın geç belirlenmesinin faturası size kesilemez ve bu gerekçeyle davanızın reddedilmesi hak ihlali sayılır. Hatalı tıbbi müdahale gibi konularda açılan davalarda, meslekte kazanma gücü kaybı ve nihai maddi zarar gibi unsurlar ancak mahkemenin atayacağı uzmanların incelemeleri sonucunda netleşmektedir.